şükela:  tümü | bugün
  • 1925 yilinda fransa'da dogmus oryantalist * turklerle ilgilenmesinin asil nedeni dogu bilimleri ve edebiyati alaninda yaptigi doktoradan kaynaklanir.turklerin ve mogollarin eski dini de kayda deger eserlerinden
  • türklerin tarihi adlı kitabında azeriler için iran da yaşayan türkler, kürtler için ise türkiye de yaşayan iranlılar tanımlamasını kullanan ünlü fransız türkolog.
  • kabalci'dan cikan orta asya'da kutsal bitkiler ve hayvanlar kitabinin turkce edisyonu icin yazdigi son derece dokunakli ve mutluluk verici onsozle cogunlukla fark etmeden, fark etsem de nedenini bilmeden yapageldigim bazi seylerin kokenini gostermis ve beni hungur hungur aglatmistir.
    bir alinti:

    "....inceledigim topluluklar kuskusuz, bugun cagdaslarimiz olan haleflerinden ...bozkir hayvanbicimi sanatini inceledigimizde ikibin yil uzaktadirlar. o donemde yasayan turkler, en azindan iclerinden bazilari, fransizlardan daha uygardirlar, hatta fransizlar yokken turkler vardi. ama cogunlukla evrimlerinin ilkel donemlerindeydiler. ote yandan bu topluluklarda yasamin belli basli sorunlarina karsi buyuk bir duyarliliga, son derece bilincli ve derin bir varlik anlayisina rastladim. deneyimlerinden cikarttiklari derslerin, her ne kadar yuzyillarin ve kulturlerinin yok oldugu donemlerin yikici etkisiyle bozulsa ve ozlerinden uzaklassa da, kalplerinin en derinlerinde bir yerde hala varligini surdurdugune ve genetik miraslarinin bir parcasi olduguna inandim. bu derslerin en azindan dusuncelerini ve yasamlarini bicimlendirmede buyuk pay sahibi olduklarini soyleyebiliriz. belki de anadolu koylusunu dunyanin en saglam toprak insani yapan vatan topragina baglilik duygusu bu koklerden gelen bir duygudur. belki de sehirlilerin koy yasamina duyduklari buyuk sevgi buna baglidir; sayisiz bahcesi ve agaclarin arasindaki evleriyle eski turk sehirleri buna en iyi ornektir.

    cikarilacak dersler cok fazladir ve birkaci yasamsal onemdedir. bu topluluklarin hayvan ve bitkilere yaklasimlari, yasam ilkeleri ve bir butun olarak gordukleri farkli yasam bicimlerine verdikleri onemi gostermektedir.
    boyle bir yaklasim ve bu kadar acik bir bilinc elbette en gelismisinden en basitine tum yasam bicimlerine saygi duymayi getirecekti; ama bu saygi, yasamin sine qua non [olmazsa olmaz] kosulu olumu ve oldurmeyi yasaklamiyordu, cunku oldurulen sey besin kaynagiydi ve insan, hayvan ya da bitki fark etmiyordu, oldurmek hep ayniydi. acaba hangi uygarlik, altaylilar gibi, av cemberinde kalan hayvanlarin bir kacinin kacmasina goz yumup turlerin yok olmamasini saglamak istemis, ya da meyve agacinda mutlaka birkac meyve kalmasina dikkat etmistir? toroslu bir oduncunun birazdan kesecegi agactan ozur dilemesini saglayan nasil bir duygudur? ya da birazdan kurban edecegi horozun boynunu ozenle, neredeyse sefkatle oksayan koylunun heyecani nasil bir heyecandir?

    bitki ve hayvanlarla ilgili bu calismayi tamamladigimda henuz ekoloji kavrami ortalarda yoktu. ama yillar sonra tekrar okudugumda bir ekoloji kitabi, daha dogrusu ekolojiye saygili ve tutkulu bir toplumun kitabi oldugunun farkina variyorum. eski insanlar dogaya saygi gosteriyor ve mirasini koruyorlardi. eger bu kitabin hic olmazsa tek bir yarari olacaksa o da bunu simdiki kusaklara hatirlatmasi olacaktir."
  • http://www.kabalciyayinevi.com/ dan

    türkiye ve özellikle orta asya dünyasıyla ilgili ilk yayımları 1950’lerin sonlarına uzanan jean-paul roux 1925’te doğdu. öğrenimini paris’te yaptı; sırasıyla doğu dilleri okulu, ecole de louvre ve tarih bilimleri yüksek okulu’nu bitirdi. 1952’de fransız ulusal araştırma merkezi, cnrs’de çalışmaya başladı ve araştırma birimi başkanı olarak emekli olduğu 1990 yılına kadar bu kurumla ilişkisini sürdürdü. 1957’de ecole de louvre’de öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1965-90 arası aynı kurumda çeşitli kademelerde görev yaptı ve profesör oldu. 1971 ve 1977 yıllarında paris’te düzenlenen iki büyük islam sanatları sergisi’ni hazırladı. atatürk kültür merkezi de dahil olmak üzere pek çok fransız ve uluslararası bilimsel derneğe üye seçildi. türk hükümeti tarafından kendisine devlet ödülü (1973), tütav ödülü ve liyakat madalyası (1998) verildi.

    diğer kitapları için;
    http://www.kabalciyayinevi.com/…azar.asp?yazarid=10
  • mogol tarihi, turk tarihi, ve genel olarak orta asya hakkinda eserleri olan fransiz bir tarihci & yazar.

    dedesi (veyahut dedesinin babasi -hatirlayamadim simdi-) osmanli donanmasinda kurek mahkumlugu yapmis; turklerden pek hoslanmamasinin sebebi bu herhalde.
  • bugün öğrendik ki paris'in saint germain-en-laye banliyösünde 84 yaşında hayata elveda demiş. toprağı bol olsun.
  • biraz kabalcı sayesinde herhâlde, türkiye'de en çok tanınan yabancı tarihçilerden biridir. hatta türk tarihi bakımından muhtemelen roux'dan fazla tanınan pek fazla yabancı yoktur türkiye'de.

    roux bu şöhreti hak etmiyor da değil. kitapları oldukça iyidir. her tarihçi hata yapar ama roux bu konuda iyi bir standart tutturmuştur. tarihçiliğe hizmeti nedeniyle kendisine de minnettarız elbette.

    fakat şu notu belirtmeden de geçemeyeceğim; roux'nun kitapları genel okucuyu içindir. tarihçi değilseniz, çok derine inmeyecekseniz, üretimde bulunmayacaksanız, tek derdiniz öğrenmekten ibaretse roux size yeter. fakat akademik açıdan roux biraz basit kalır. chavannes yahut eberhard değildir. genellikle ana kaynakları kullanmaz. yazdıkları ekseriyetle orijinal değildir, derlemedir. roux'dan orijinal yorum alırsınız, bilgileri aktarmadır.

    yine de yazdığı eserlerden çok faydalandığımı söylemeliyim. "altay türklerinde ölüm", okuduğum ilk kitabıydı sanırım. çok ilgimi çekmişti. keza "orta asya'da kutsal bitkiler ve hayvanlar" adıyla türkçeye çevrilen eseri de sanıyorum bu konudaki en güzel toplamadır. fakat siyasi tarih konusunda pek referans alınmaz, onu bir kez daha hatırlatayım.
  • hint-avrupa merkezli bakış açısını bir yana bırakıyorum. bu sahada araştırma yapma konusunda geri ve geç kaldığımıza göre, en sempatik adamların bile bunu yapmalarına katlanacağız.

    eserleri akademiktir. mesela moğol imparatorluğu ve orta asya kitapları büyük ölçüde genel okuyucuya hitap ediyor olabilir, ama altay türklerinde ölüm ve türklerin ve moğolların eski dini tamamen kaynak olarak kullanılmaya uygundur ve genel okuyucu için karışıktır (öyle tahmin ediyorum). bu eserlerde tek sıkıntı dip not meselesidir, bunu da kabalcı sayfa sayısı azaltmak için yapmış sanırım. zaten bilen bilir, çok meraklısı olup bunu iş edinmedikçe (akademik yaşam), 1.el çevirileri okumak adamın içini kıyar. hepsinin ötesinde roux'nun tetkiklerini de tartışmaya sunmak ayrı bir zevktir.

    ancak şu var, kabaca üstünden geçtiğim türklerin ve moğolların eski dini kitabında, sanki biraz uçmuştur. bir çok meseleyi, eski göçebelerin fikirsel dünyasına ait olması çok çok zor olan, haddinden büyük sembolizmler ve kuramlar kullanarak açıklar. bunu anakronizm sınıfına sokmak hem gerçeğe hem de kavramın kendisine elbette aykırıdır, ama dediğim gibi, ''x'in y bilincine sahip olması'' gibi meseleleri fazlasıyla esnetmiş gibidir. eserin bilgi aktarımı ve kaynak yetkinliği ise muhakkak üst düzeydir, tartışma götürmez.