şükela:  tümü | bugün
  • oktay rifat'ın bir şiiri.

    burası dalyan kahvesi
    ortalık süt mavisi
    apostol bu ne biçim meyhane
    tabağımda bir bulut
    kadehimde gökyüzü
  • içindeki kırmızı şarabın renginde kırılan ışıkları en güzel sergileyeni, en makbulüdür. fabrikasyon olanları değil de elde yapılanları iyidir, ister şarap, ister şampanya, ister rakı, ister başka bir içki için yapılmışı olsun.
  • bunun şampanya içmek için üretilmiş olanları var.

    şöyle incecik, uzun, pek bi' zarif edalı. (aynı ben maşallah.)

    işte onunla vodka ile elma suyunu makul oranlarda karıştırarak içmeyi seviyorum.

    kadehimi uykuya kaldırıyorum!
  • kadeh'e mesnevi'de çok yer verilmiş. kadeh hakkındaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim...
    kadeh kendi başınayken boştur. hiç bir değeri yoktur. ister altından olsun, ister elmastan. sesi çıkmaz, hareket edemez...
    ona konulan şeye göre değer kazanır. haram olan şarabı koyarsak kadeh haram'ı taşır.
    helal olan şarabı, aşk şarabını koyarsak kadeh onu taşır.
    benliği koyarsak onu taşır, tevazuyu koyarsak onu taşır...
    yani aslında kadeh aynı kadeh ama içindeki farklı ve ondan içildiğinde yaptığı etki çok farklı.
    kadeh değişmediğine göre içindekini boşaltıp yerine başka bir şey koyabiliriz.
    o zaman o kadehler aslında bizim vehmi varlığımız olabilir. kadehlerin değeri yani elmastan, altından oluşu basiretimizin derecesi olabilir.
    yani bir insan altın kadeh de olsa aslında boştur ve eğer içinde kötü şeyler varsa çok kötüdür. bu dark side ile light side arasındaki tercih gibi. yani o potansiyel verilmiş ama bu tercih edilmiş gibi. batı'nın mülhime ama dark side oluşu altın kadehteki haram şarap gibi mesela.
    demirden bir kadeh düşünürsek, içinde tevazu varsa o kadeh altın ama içi haramla dolu kadehten daha değerlidir.
    (kocakarı imanı buna örnek olabilir) yani kişi kendindeki potansiyeli gerçekleştirmiş olur eğer yeteri kadar çalışırsa.
    ancak her ne kadar bakırdan, demirden kadeh olsa da ruh ruha baka baka aydınlanır ölçüsünden dolayı zamanla bakır altın halini alabilir. yani kişinin basireti artabilir.
    bunun içinde içi helal şarap dolu altın kadehlere ihtiyaç duyulur. yoksa kendi kendine bakırlığından kurtulamaz diye düşünüyorum tabii allah'ın bir ol değişiyle her şey olabilir...

    ‘’şarabın safiyeti ile kadehin inceliği o kadar birbirine karıştı ki; görünüşte sanki bu hep kadehtir, şarap değildir. yahut hep şaraptır, ortada kadeh yoktur dersin.’’

    o kadehi yokluk hamurunun şekil almış hali düşünürsek yani tıpkı ayna gibi, ilahi isimleri yansıtıyor olsa, kadeh olarak yaratılmışız diyelim, ama aslımız yokluk, sadece yansımalarla o kadeh şeklini alabilmişiz. içine doldurulan içki ise bizim tercihiniz yani cüzi irademiz sonucunda ortaya çıkan bir içki olabilir. yani o içki biz değiliz ama kadeh ve şarap birbirine karışmış bir halde oldukları için değerimiz şaraba göre ölçülür denilebilir.

    " ey "0"nu bulamadan, sadece, "0"nun adını yeterli bulan kişi, "hû"
    kadehinden içmeden, nasıl olur da benlik arzularından kurtulabilirsin?"

    böylece aslında bomboş bir kadeh olduğumuzu ve doldurulan şeylerin ise asla bize ait olmadığını idrak edersek benlikten kurtulabiliriz demek olabilir.

    "• mürid o şeyhin elinde dolu kadehi görünce, kendini tutamadı, içeri girdi:
    "şeyhim sende de mi yalan var?

    • sen demiyor mu idin ki, şeytan şarap kadehine hemencecik işeyiverir,
    onu pisler?"

    • şeyh cevap verdi de dedi ki: "kadehimi öyle doldurdular ki, içine değil
    şeytanın sidiği, bir üzerlik tohumu bile sığmaz.

    • bir bak da gör; bu kadehe bir zerre bile sığar mı? sözü yanlış anlamış ve
    aldanmışsın.

    • bu görünen kadeh ve bu şarap, bilinen şarap değildir. bu kötü düşünceleri,
    bu ayıplamaları gaybı gören şeyhten uzak tut!"

    • ey boş şeyleri konuşan kişi! şarap kadehi şeyhin kendi benliği, varlığıdır.
    oraya şeytanın idrarı sığmaz.

    • şeyh hakk'ın nûru ile dudağına kadar doludur. o, beden kadehini
    kırmış, baştan başa nûr olmuştur.*

    *hz. cüneyd demiştir ki: "şarabın sâfiyeti ile kadehin rengi birbirine o kadar benzedi ki, birbirinden ayırdetmek o
    kadar zorlaştı ki, sanki; 'şarap var kadeh yok.' yahut da; 'kadeh var şarap yok.' dersin." sahib bin abdülvezîr'e isnad edilen bu şiir çok ârifanedir.

    • güneşin nûru, pislik üzerine düşmekle pislenmez; o yine aynı nûrdur.

    • şeyh dedi ki: "bu elimdeki ne senin bildiğin şaraptır, ne de kadeh. ey
    inkarcı, gel de buna bir bak!"

    • mürid geldi, şeyhin elindeki kadehi aldı. onun saf balla dolu olduğunu
    görünce, müridi oraya getiren o hakk düşmanı, şaşkınlığından kör oldu.

    • o sırada şeyh de kendi müridine; "git, bana şarap ara; şarap bul getir!

    • çünkü bir hastalığım var; ağrıdan sızıdan ölecek gibiyim. bu ağrıları
    gidermek için şarap içmek zorundayım."*

    *velîlerin şeriatça men' edilmiş, yasaklanmış şeyleri yapmaları, ya o maddeleri değiştirmek, etraftakileri imana
    getirmek, yahut da zarûret halinde oldukları içindir. yoksa gösteriş için asla değildir.

    • zorlukta her pis şey temiz olur. velîleri inkar edenlerin başına lanetle toprak
    yağsın.

    • o mürid meyhaneleri dolaştı ve şeyhe götürmek için her küpün içindekini
    tattı.

    • fakat bütün meyhanelerdeki şarap küplerinde şarap bulamadı. çünkü bütün
    şarap küpleri balla dolmuştu.

    • "ey rindler! bu ne hal bu ne iş? hiç bir küpte şarap göremiyorum,
    bulamıyorum." dedi.

    • bunun üzerine bütün rindler ağlaya ağlaya, ellerini başlarına vura
    vura şeyhin yanına geldiler.

    • "ey büyük şeyh!" dediler. "ayağının kuvvetliliğinden bütün şarapları bal
    oldu.

    • şarabı murdarlıktan döndürdüğün, bal yaptığın gibi rûhlarımızı da mânevî
    pisliklerden dondur, arıt!"

    yani doldurulan şeyler hem bize ait değil, hem de kadeh aslında gerçek varlık değil.
    biz aslında allah'ın ilahi isimlerinin şekil verdiği kadehleriz ve içine dolduracağımız şeyler de tercihlerimize bağlı. bu durumda kişi bunu idrak ederse ona yığınla güzel şeyler dolabilir ve bu aslında büyük bir lütuf olur... bizde sanırım kadehi iyi şeylerle doldurmaya çalışıyoruz ve içindeki haramları kadehten dökmeye çalışıyoruz...
    doğrusunu allah (celle celalühu) bilir.
  • fabrika ayarı sıvı muhafaza etmek üzerine kurulu; ama ne hikmetse sanatsal bir obje haline getirilmiş, elden atılabilme ve bin parçaya bölünebilme fonksiyonları bulunan bir insanoğlu icadı.
  • sarap icin olanlarinin agiz cevresinin boyundan kisa oldugu bardak turu
  • emmoğlunun şerefine olan bardak çeşidi.
  • riedel firmasının farklı şaraplar için değişik türlerini ürettiği firma.

    ayrıca, (bkz: goblet)
    (bkz: covered goblet)
  • sarap icin olanlarinin kanimca cok asil bi duruşu olan eşya. bira bardağının yanında cok dişidir bir de.
  • şöyle bir şiirde vardır
    kadehlerin dili

    birinci kadeh, vücuda yarar,
    ikinci makul karar,
    ücüncü kafaya sarar,
    dördüncü keseye zarar,
    besinci dimagi yorar,
    altinci hatir kirar,
    yedinci bela arar,
    sekizinci plan kurar,
    dokuzuncu vurur kirar,
    onuncu hakim sorar,
    ve ardindan garibe aglar,
    pismanligin neye yarar?
    şeklinde gider ve biter...