şükela:  tümü | bugün
64 entry daha
  • beni en çok üzen de kadınların da haklı bulması oldu. hayır eşiniz hiç ev işlerine nasıl karışmaz? evlilik bir yastıkta kocamak değil midir? birbirine yardım etmek değil midir? hayatları paylaşmak değil midir? öyle değilse ne anlamı var niye evlenilir? sadece aşk için mi? sırf kadın çalışıp evin düzeni mi bozuluyor? niye adam da ev işlerine yardım etmiyor? bu mantık ne kadar gerici bir mantık? gerçi yazdığım şeyler kadınların değersizleştiği bu devirde mantıksız kalıyor. ama bunu savunan kadınların olması da oldukça üzdü beni. eve iki maaş gelmesi kötü mü? ev işlerindem birbirine yardım etmek ayıp mı sayın erkekler? yazık gerçekten yazık.
  • evlilik degildir o, koleliktir. yoksa duramazsin.
  • kadının çalışmasının evlilikleri bitirmesi nin nedeni kadının ve erkeğin "kadının çalışmasını" anlayıp hazmedememesinden kaynaklanıyor
  • çalışması evliliği bitirir mi, yoksa ortalığı daha iyi hale mi getirir karar vermesi bana düşmez, zira öyle bir ilişkinin içerisinde bulunmadım.

    fakat benim fikrim çalışmayan kadının ilişkiyi öldüreceği yönünde. tüm işi ev toplamak, temizlik yemek yapmak, iki avm market gezip yemek yapıp kankalarıyla gıybete vurmak, bir de üstüne koca gelince, büyük nimet ya onlar için, iki bacağını açıp bitti gittiye getiren bir kadından ziyade, beynindeki kıvrımları temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamaktan daha başka şeylere yorabilmiş, kendini geliştirmek namına bir şeyler yapmış, düşünmeyi öğrenmiş, kısacası bıraksan kendi başına hayatta kalabilecek, dünya üzerinde yeri olan, ihtiyaç duyulan bir kadın daha da alevlendirir diye düşünüyorum.

    üniversite mezunu annem ve babam olmasa büyük ihtimalle okumak çok da önemli bir şey olmazdı benim için. olmasa da olur gibi bir şey olurdu. çalışan bir annem olmasa kendi ayakları üzerinde duran, gerektiğinde sokarım lan parana deyip kendi emeğini masaya vurup, korkmayıp titretmenin ne anlama geldiğini bilemez olurdum.

    her gün elime bakıp benden harçlık alan, bana bağımlı sünepe bir karıdansa en azından mesleğe sahip olan, benim bilmediğim konularda şeyler bilen ve iş başaran bir karıdan harçlık almayı tercih ederim.
  • götünü toplaması için bir kadına ihtiyaç duyan her dangalağın evliliği kadın çalıştığı için bitebilir.

    tek başına yaşasa yemek yapamayacak, evini bok götürecek, kendine bakamayacak dangalakları ana evinden çekip koynunuza alıyorsunuz sonra "ben çalışınca evliliğim bitti".

    kadının para için erkeğin eline bakması da, erkeğin ev işi için kadının eline bakması da parazitlikten başka bir şey değildir. bu şekilde yaşayacaksanız evlenmeyin, üremeyin daha iyi. zaten amına koduğumun dünyasında yeterince insan var, kendiniz gibi toplumsal cinsiyet rollerine göre programlanmış dangalak bireyler yetiştirmeyin. parazit olmayın, parazitlere yaşam hakkı vermeyin, yeni parazitler yetiştirmeyin.

    altın kural şu: erkek olsun, kadın olsun, günün birinde ıssız adaya düşse hayatta kalamayacak hiç kimseyle evlenmeyin. bu ister tırnağım kırıldı diye ağlayacak süslü bir orospu olsun, ister lazım olduğunda avlanamayacak kadar hımbıl bir erkek olsun, ister ev hanımlığı ve seks köleliğinden başka meziyeti olmayan bir modern cariye olsun. sanırım buna aranızdaki en darwinciler, en the red pill'ciler bile hayır diyemez.
  • yanlış bir tespittir. çalışan kadınlar evliliği bitirmiyor. erkeklerin hanzoluklarına katlanamayan ekonomik özgürlük sahibi türk kadını evliliği bitiriyor. çok da iyi yapıyorlar, helal olsun.
  • boyle ataerkil sacma sapan dusuncelerin devam etmesi gercekten gelecege dair var olan umutlarimi da tuketiyor. zaten sirf kadinin calismasindan dolayi bir evlilik bitiyorsa o evlilik hic olmamistir . yani ne gibi eksileri var kadinin calismasinin anlamiyorum eger ev isleri yapilamiyorsa bu suc kadinin degildir sonucta evde birlikte yasaniliyor o is de birlikte yapilir . tabi alismis pasalar gariban sessiz ev hanim annelerimize her isi yapar yeri gelir susar boynunu buker keske onlar da bu durumda olmasalardi . bu hayatta sen nasil ayakta durmak gelecege guvenle bakmak icin calisiyorsan kadinlarimiz da ayni sekilde bu haklara sahiptir. tabi bilerek ailesini ihmal eden kadin veya erkekleri tenzih ederim .
  • benim etrafımdaki çalışmayan 50li yaşlardaki kadınların hepsi, eğer eşleri zenginlemişse aldatılmış. gençken çalışmayınca o yaştan sonra seni aldatmış birinin eline bakmak çok acı bir şey bence. modern kadın artık bunları görüp bu yollara girmez. bağımsızlığı tatmış birine bunları yutturamazsın. olur da bir sıkıntı olursa ayakta kalmalısın. iş hayatı tecrübesi önemli.
  • en sevdiğim yazar bu başlığa yazdığına göre ben de damlayabilirim sanırım. bundan sonra böyle. o nereye ben oraya. *

    kendisine ve kendisi gibi düşünen yazarlara söyleyeceğim ilk şey korelasyon ile nedensellik arasındaki farkı öğrenmeleri olacaktır. iki durumun birbirleriyle korelasyon içinde olmaları, tek başına bu iki durum arasında bir nedensellik bağı olduğuna işaret etmez. bu iki durum, tek taraflı bir nedensellikten ziyade karşılıklı nedensellik bağıyla bağlı olabilir, başka bir üçüncü durumun ortak sonucu olabilirler ya da bu korelasyon ilişkisi tamamen anlamsız da olabilir. onlarca, yüzlerce, binlerce örnek bulunabilir sanırım. ama özellikle en sevdiğim yazar adına konuşursak, onun için nedensellik vs hak getire, bir şeyi söylerken tek derdi söylemine yarayıp yaramadığı. (korelasyon başlığında şöyle basit ama görece güzel bir örneğe rastladım. (bkz: #287605))

    istatistiklere bakmadım ama ekonomik özgürlüğü olan kadınların daha çok boşanması benim de beklediğim sonuçtur. fakat bu, ekonomik özgürlüğünü eline almış kadınların ev hanımlarına göre daha mutsuz olmalarından ziyade, kendi başlarına bir hayat kurma noktasında daha atik, daha cesur karar alabilmelerinden kaynaklanıyor olmasın muhterem sözlük yazarları? ne dersiniz?

    ilgili yazarların fikriyatına göre, çalışmayan kadınlar boşanmıyorlar çünkü mutlular. boşanmayla bitmeyen her evlilik oldukça mutluyken, boşanmayla sonlananlarsa tamamen birer facia oluyor. bu zaten ilgili yazarların zihin dünyaları hakkında bize yeterince fikir veriyor. çalışmayan kadınlarda boşanma oranlarının düşük olmasının sebebi, bu insanların mutlu mesut yaşıyor olmaları değil, bundan daha çok tek başlarına bir hayata başlamak noktasında karşılaşacakları güçlükler, ekonomik özgürlüklerinin olmayışı, toplumun daha alt katmanlarında ailesinden ve etraftan göreceği baskılardan çekinmesi, ya da daha yaşlı olanlarında böyle bir ihtimalin akıllarına dahi gelmemesi olabilir. ben etrafımda bu tip gerekçelerle boşanmayı gerçekçi bir yol olarak görmeyen kadınlar gördüm. toplumun üst katmanlarındaki kadınlara bakarak nafakadan falan bahsedebilirsiniz, hoş ona da karşı olduğunuzu gayet iyi biliyoruz ya, fakat toplumun alt katmanlarına inildikçe, hem o nafakalar tek başına bir hayat kurmaya yetecek meblağlar olmayacaktır, hem de kadınların gerek ailesinden gerekse boşanmak istediği eşinden baskı ya da psikolojik veya fiziki şiddet görme sıklıkları artacaktır. ne zaman haberleri açsam bu şekilde bir kadına yönelik şiddet haberine rastlıyorum, rastlıyoruz. mesele biraz buradan kaynaklanıyor, elbette toplumun daha üst katmanlarındaki kadınlar bu tip sorunlardan muaf değil ama hem görülme sıklığı azalıyor, hem de bu kadınlar daha etkin mücadele edebiliyorlar bu tip sorunlarla. demem o ki sevgili dostlarım, kadınların çalışması evliliklerinde mutsuz olmalarının nedeni olmaktan ziyade, mutsuz olduklarında boşanma kararı almalarını kolaylaştıran bir etken. yoksa ne devam eden her evlilik mutlu bir evlilik, ne de boşanmayla sonuçlanan her evlilik bir facia. eğer insanlar birlikte mutsuzlarsa, evliliklerini sürdüremiyorlarsa, boşanmaları ikisinin de faydasına olacakken, bu çok zeki ve çok bilgili dostlarımıza göre kadınların boşanmak istemesinin önünü kesmek için çalışmalarına ya da daha doğru bir tabirle ekonomik özgürlüklerini ellerine almalarına karşı olmak gerekiyor. sonra bu fikirlerin geri kafalı, arkaik fikirler olduğunu söylediğimizde kızıyorsunuz. ekonomik ya da toplumsal olarak size muhtaç olduğu için evliliklerini sizinle sürdürmeye mecbur olan kadınlarla yaşamak istiyorsanız bilemiyorum ama birinin sırf mecburiyetten yanımda kalması kadar can sıkıcı bir şey olamaz sanırım kendi adıma.

    bu arada, kadınların kapitalizme köle olmasını falan savunmuyoruz. eğer kira gelirleri ya da benzer gelirleri varsa çalışmasınlar elbet. ama kitlesel olarak ekonomik özgürlüğü eline almanın en yaygın yolu olduğu için kadınların iş hayatına katılımı savunuluyor. yoksa asıl savunulan şey ekonomik özgürlüğünün olması. hem anlamadığınız şey şu, kadınların ekonomik özgürlüğü arttıkça, iş hayatındaki cinsiyete dayalı bariyerler azaldıkça, kadınların nafaka alma oranları düşecektir, ki uslu birer çocuk olup cinsiyet eşitliğini sağlarsak, belki kim bilir nafaka gibi görece anakronik bir kurum da tedavülden kalkacaktır. siz hem nafakaya karşısınız, hem kadının çalışmasına, bir imza bir ömür düsturunuz sanırım. bu arada size bir sır vereyim, umarım deneyimleyerek öğrenmek zorunda kalmazsınız ama mutsuz bir evliliği sürdürmektense boşanmak çok daha uygun olacaktır.
  • tek başına kadının çalışma hayatına girmesine bağlamak iddialı olsa da, etkisi yadsınamaz...

    ama... çok severek evlendim. kendim ve eşim dahil hiç kimse ayrılacağımıza ihtimal vermedi; başkaları, çizdiğimiz kusursuz aile portresi sebebiyle... ben, "ne yaparsa yapsın beni çok seviyor" düşüncesiyle... beyefendi ise "ne yaparsam yapayım bi yere gitmez bu" mantığıyla... ama olan biten göz ardı edilemez boyuta gelince evlilik bitti. 15 yıllık beraberlikten, öfkeli ve saldırgan bir adam, hayatı alt üst olmuş bir kadın ve çocuk kaldı. o öfkeli adam, çocuğuna çok düşkün olduğunu söylese de, maddi olarak bütün desteğini önce tamamen çekti, sonra da komik rakamlara indirgedi.

    neyse ki çocuğunun çalışan bir anneye sahip olma gerçeğiyle büyümesini fazlaca dramatize etmeyen bir anne vardı ortada ve iş hayatından hiç kopmamıştı. baba hiç planda yokken aylarca işsiz kaldığında da, resmi olarak hayatlarından çıkıp gittiğinde de temel ihtiyaçlarını elinden geldiğince karşılayabildi.

    çok kolay değil mi? zorunlu nedenlerle çalışmak zorunda olan kadınları, maalesef gözleri arkada kalarak çocuklarını yabancılara teslim etmek zorunda kalan anneleri göz ardı ederek don, gömlek edebiyatı yapmak, örnek anne triplerine girmek.

    şanslıyım, çok sevdiğim ve hayatımı idame ettirmeme olanak sağlayan bir işim, kızımı rahatlıkla emanet ettiğim annem ve geleceğe güvenim var. hem de yarın ne yapacağı belli olmayan bir insanoğluna zoraki duyulan güvenden çok daha öte bir rahatlık bu. kızım için de dileğim, ayaklarının üzerinde duran güçlü bir kadın olması. çünkü şu hayatta, siz ayaklarınızın üzerine basmadıkça kimse taşıma hevesinde olamayacak yükünüzü.
46 entry daha