şükela:  tümü | bugün
  • "kaan müjdeci, evrim kaya, şenay aydemir ve fırat yücel’in birlikte hazırladıkları “kapalı gişe” türkiye sinema endüstrisinde yaşanan dağıtım krizini konu alıyor."
    kapalı gişe: türkiye'de tekelleşen film dağıtımı

    10 nisan'da, beyoğlu'nda bir ilk gösterim olacak ve halen biletler satışta. gösterimden sonra onur ünlü, kaan müjdeci ve daha birçok sektörden isim orada olacak. kaçırmayın derim.
  • nihayet birilerinin parmak bastığı konu.şu son 3 ayda gitmek isteyip de gidemediğim kaç film var nedeni de şahan gökbakar. 7 salonlu bir sinemanın 5 salonunu işgal ediyor.hadi bu adama karşı hızlı bir tüketim var para kazanmak için fazla salon ayırcaksın ama ne bileyim kaç kişi gördüm öyle diğer filmleri de izlemeye çalışan çok da mantıklı değil yani.osman pazarlama izlemek isteyen kişiler ne kadar varsa bir o kadar da diğer filmlere girmeye çalışanlar var.
  • istanbul'da olmadığım için maalesef gidemediğim etkinliktir.
    youtube'da teaserlarını buldum fakat :

    1
    2
    3
    4
  • son yıllarda mantar gibi türemiş ve hepsi yine mantarlar gibi birbirine benzeyen 2 kız ve 4 gerizekalı ile çekilen ve "bu cuma yine film yok sinemada" dedirten filmlere sinemanın içinden de bir tepki olması güzel doğrusu.
  • tamamı buradan izlenebilir:
    https://vimeo.com/161509960
  • belgeseli çekenin eline sağlık, türkiye'de film dağıtımının tekelleşmesi gerçekten de çok ciddi bir sorun ve işin bu kısmını gayet mantıklı bir şekilde eleştirmişler. fakat maalesef şöyle bir durum var ki türkiye'de sinema salonlarının (ve türk sinemasının) asıl sorunu, son birkaç yılda mantar gibi türeyen abuk sabuk yerli filmlerin sinemalarda gereğinden fazla salon/seans işgal etmesi ve bu sebepten çoğu zaman uzun süredir beklenilen filmlerin kendilerine yer bulamaması ya da çok kısıtlı sayıda kopyayla gösterime girmesidir. ancak ne yazık ki kapalı gişe türkiyede tekelleşen film dağıtımı belgeseli en başta bu soruna parmak basar gibi gözükse de bir noktadan sonra röportajlarla birlikte çektikleri yerli ve bağımsız filmlerin büyük salonlarda gösterilmemesinden ve dolayısıyla para kazanamamalarından şikayetçi olan sanatçıların ağlama duvarına dönmüş.

    özetle karşımızda iyi başlayan, yer yer önemli sorunlara parmak basan, ancak ilerledikçe amacından sapan ya da en baştan beri bağımsız filmlere daha çok salon ayrılması gerekliliğini savunuyorsa yanlış isim seçmiş bir belgesel var.
  • göz ardı edilmiş filmleri gibi göz ardı edilmiş bir belgesel. izlemek, izletmek lazım.

    https://vimeo.com/161509960
  • sinemayı çok fazla seven biri olarak sinemada film izlemeye gitmiyorum hatta prensip olarak türk filmine gitmiyorum yabancı filmler de altyazılı ise kırk yılda bir gidiyorum işte. bunun sebeplerinden en önemlileri kaliteden yoksun türk filmleri ve daha çok seyirci için vizyona dublajlı sokulan yabancı filmler.

    sinemada gösterilen filmlerin kalitesi öylesine düştü ki artık sinemeya giden insanlara filmden anlamıyor gözüyle bakıyorum. misal bugün sinemaya gidecek olan biri ya görümce ya ikinci şans ya çakallarla dans 4 ya adam mısın filmine gidecek ki bu filmlerin muhtemelen şu anda gösterimde olmadığı bir sinema salonu yoktur. üçü komedi biri vıcık vıcık aşk filmi. bir tanesi öylesine tutmuş ki dördüncüsü çekilmiş bir tanesi televizyonda şakşabanlık yapan üç beş güya futbol yorumcusunun filmi diğeri de eskinin türkücüsü bugünün jönü(!) olmaya çalışan bir adamın filmi. diğeri de kadın komedyen olmaya aday ama vasat film yapmaktan kendini alıkoyamayan başka bir gişe canavarının filmi.

    hal böyle olunca bu filmlere sinemada izleyecek kadar değer veren birinden ben iyi bir sinema bakışı ya da zevki beklemem ki belgeselde de söylendiği gibi bu insanlar sinemaya değil eğlenmeye giden insanlar. çünkü sinema bu değil!
  • bir grup cesaretli insanin sesini duyurmaya calistigi yapim olmus. buyuk pastadan yiyen birileri de sira kendisine gelmeden cigliga ortak olsaydi fena olmazdi. herkes tarik akan degil tabi.