şükela:  tümü | bugün
  • türküleri rock olarak coverlamış..mış. albüm yapmışmış. az evvel de tv'de gördüm, "şafak söktü yine, sunam uyanmaz"ı söyledi. fakat cover ya hani, gitarla çalmak yetmez ya hani, illa bişeyler daha yapması, biraz daha değiştirmesi gerek ya hani.. iki kelimenin yerini değiştirmiş. şöyle ki;

    "şafak söktü yine sunam uyanmaz" şeklindeki dizeyi almış
    "şafak söktü sunam yine uyanmaz" diye söylemiş.

    şimdi. burdaki gafletin eminim ki kendi de farkında değil. virgülleri koyarak anlatayım;

    "şafak söktü yine, sunam uyanmaz"
    "şafak söktü, sunam yine uyanmaz"

    tebrik ediyorum burdan kendisini. ölmüş gitmiş, arkasından ağıt yakılmış suna'yı almış, sabah kalkmak bilmeyen, her gün malak gibi yatan bi kadına çevirmiş. bravo. istese yapamaz bunu ya, yani iki kelimeyi değiştir, türkünün en acılı dizesinin amına koy. tebrikler, ne diyim.

    ayrıca (bkz: #8788342)
  • temiz aile cocugu imajından zerre odun vermeyen, tr.de var olan "popcu"lar arasından siyrilmasini bilmi$, turkulerin illa da elde baglama olmadan da soylenebilecegini kanitlami$, guzel bestelerin sahibi yorumcu insan.

    yillar sonra edit: pi$manim, hem de oyle boyle degil.
  • tam ismi edmundo ali da silva tufan nascimento carlos kıraç olan şarkıcı.
  • kıraç'a dizi müziği yaptırmaya teşebbüs etmenin cezasının müebbet hapis olduğu bi ülkede yaşamak istiyorum. o kadar çok seviyorum kendisini.
  • kendisine bir şiir yazdım:

    duydum ki
    erevizyona gidiyormuşsun;
    gitme.
  • benim hala şarkılarında içime dokunan tınılar bulduğum, ezgilerinde anadolu, orta sınıf aile, mahalle delikanlısı hissiyatı dolu olan bir adam.

    şarkıları hakkında ne yazılmış diye sözlükte bakıyorum. hep aynı şeyleri yazmışlar.
    "kıraç'ın bu kadar iyi bir şarkı yaptığına inanmadım"
    ''kesinlikle bu şarkıyı kıraç yazmış olamaz''
    ''çok çok güzel şarkı, bunu kıraç'ın yazdığına inanmak zor''

    1-2 değil en az 15-20 şarkısında benzer şeyler yazıyor.

    e yazmış işte? şarkıları da güzel, sözleri de. sen de beğenmişsin; ayıp mı?

    çünkü bu adam senin benim gibi orta sınıf bir anadolu ailesinden gelen, zaman zaman ezilmiş, komşunun kızına aşık olmuş, türkü dinleyip efkarlanmış, yere döşek serip naftalin kokulu yorganlarda uyumuş birisi. bu yüzden bizim de hoşumuza gidiyor, hislerimize denk geliyor.

    ben severek dinliyorum. tavsiye de ediyorum.

    abiler bok atmayın her şeye, güzel şeylerden istifade edin, hissiyatınızı paylaşın...
    ömür her sikimden nefret edecek kadar uzun değil vesselam...
  • "çocuklarıma sömürgeci ülkelerin dilini öğretmeyeceğim" diyen, ama ne hikmetse yıllardır elinde gitar, kovboy kıyafetleriyle gezmekten vazgeçemeyen bir zat.

    baştan ayağa çelişki.
  • turkiye'nin en guclu erkek sesi ve sayili yorumcularindan oldugunu dusundugum kisi. birakin canli performansi, album kayitlarinda detone olan bir dolu adamin aksine, canli performansi neredeyse album kayitlarindan daha iyi olan bir vokal ustasidir. sikca basvurdugu vokal vibrasyon ile jello biafra'nin turkiye subesi gibidir. bu sayede koyun gibi "me"leyebilmektedir ve evet, bu ustalik gerektiren birseydir. ilk albumu deli dus'te kendi parcalarina agirlik vermis ancak maalesef hakettigi ilgiyi gormemistir. albumdeki sarkilar arasinda, daglarin kadini, deli dus, bozkirdaki agac, yalnizligin kapilari ve sevme kesinlikle dinlenmesi gereken sarkilar arasinda yer alirken, talihim yok bahtim kara yorumu fikrimce albumun zirvesidir. bu album hakkinda dusulmesi gereken bir not ise yorumlar disinda kalan bestelerin, kesinlikle anadolu rock basligi altinda degerlendirilemeyecegidir. 90larin basindan bu yana anadolu rock diye karsimiza konan basmakalip sarkilarla yukarida adi gecen sarkilarin ne muzik ve soz olarak benzes hemen hicbir yani yoktur. ikinci album bir garip ask bestesi'ne geldigimizde, birinci albumde bekledigi ilgiyi gormeyen kirac'in artik oyunu kuralina gore oynama karari aldigini varsayarak sanirim yanlis yapmayiz. ilk albumun aksine bu kez kendisine ait sadece 2 parcaya yer verirken, ismail soyberk, yavuz cetin gibi studyo muzisyeni kavraminin kitabini yazacak muzisyenlerle calismasi ve acikcasi insanlarin kulagina daha tanidik formlar kullanarak turkuleri yorumlamasi boyle bir fikri desteklemektedir. ama tum bu elestiri gibi gozuken yorumlarin aksine album bence cok buyuk bir basaridir. kirac'a ait olan gidiyorum ve bir garip ask bestesi tarzin en buyuk hitleri arasinda yerlerini alirken, albumde bence vasat tek bir yorum yoktur. yorumladigi turkulerin hepsine gercek anlamda yorum katmistir. hele keklik turkusunu faruk nafiz camlibel'in han duvarlari ile harmanlanmasi tek kelimeyle dahiyanedir. yanlis bir tahminde bulunmuyorsam, funda arar ile birlikte sevgililer gunu dolayisiyla cikarttiklari sevgiliye albumunden itibaren grup muzigine gecis yapmaya baslamis ve albumlerde, konserlerde ve hatta kliplerde ayni muzisyenlerle calismaya baslamistir. bu albumde, ilk albumde de yer alan cesminaz, yine ilk albumden miras tarziyla bir tanem ve funda arar'in seslendirdigi seni dusunurum one cikan sarkilardir. ayni grup anlayisla hazirlanan 3. album zaman'da ozellikle gitaristler atakan yoruk ve baris bolukbasi'nin katkilari oldukca belirgindir. bu albumde bir yandan tarzin cikmaza girmeye basladigini, diger yandan sonrasinda gelecegin ipuclarinin verilmeye baslandigini gozlemleyebiliriz. gonul, zaman ve yillar sonra bu cikmaza giren tarzin basarili ornekleri iken, dus yakamizdan (kod adi: formula 1) ile kan ve gul yorumu ve demirci derlemesi kirac'in gonlunde yatan aslanin, daha sert ve senfonik tarzin ilk habercileri olarak karsimiza cikmaktadir. 4. kirac albumu kayip sehir'e geldigimizdeyse bu sinyali verilen yeni tarzin dogum sancilari ile karsi karsiyayiz. albumde bir uc baslilik sezdigimi soylemeliyim. bir yanda yeni tarzi kaldiramayabilecek kisiler icin stepne gorevi ustlenen sarkilar, bir yanda symphonic rock ya da progressive rock'a dogru yelken acmis denemeler ve son olarak alisilagelmisin uzerinde bir sertlikte yorumlanmis turkuler. birinci grubun icerisinde yer alan parcalar arasinda senden baska, mukemmel sozleri, koprudeki zekice akor dizilisleri ve nakaratta kirac'in ancak bir hatunun agzindan cikabilecek haliyle "askim" deyisi ile gozumde turun basyapiti mertebesine yukselmistir. ikinci grupta yer alan hep sen ve kayip sehir ise dalindan erken kopmus meyveler gibi durmakla beraber gercekten basarili ve ayni yonde harekete devam edildigi takdirde ortaya cikacak eserler konusunda icimi umutla dolduran calismalardir. ozellikle kayip sehirde yapilan denemeler, bulutsuzluk ozlemi'nin kaybolan sehir ve cok zor'undan beri turkce symphonic rock'in yapilabilirligi konusunda ortaya konmus en iyi ve en yaratici denemelerdir. son grupta yer alan yorumlardan cemalim, yolcu ve onlarla ayni kategoriye koyabilecegimiz kirac bestesi yalan ise turkulerin ne kadar guclu yorumlanabilecegine dair mukemmel orneklerdir ve ikinci grupta yer alan parcalardakilere benzer denemeler de icermektedirler. kirac'in zeki muren'e gonul borcu diyebilecegimiz raziysan gel ise tum bu gruplarin disinda yer alan cok basarili bir turk sanat muzigi denemesidir. albumun dogrusu oldugu kadar yanlisi da oldugunu soylemek gerekir. bazi secimleri haddim olmasa da yanlis buluyorum. fakat dedigim gibi bunlarin sadece dogum sancisi oldugunu ve kirac'in esas bundan sonra daha siki takip edilmesi ve daha fazla desteklenmesi gerektigini dusunuyorum. turk muzik piyasasinda mainstreami takip eden insanlar arasinda boyle bir populariteye kavustuktan sonra cok az kisinin alabilecegi bir riskle kirac, vokalini bir kademe agresiflestirmis, tempoyu yukseltmis, enstrumanlarin seslerini acmis ve enstrumanistlerini ozgur birakmistir. tahminimce bu gecis albumu 2. ve 3. albumlerinin gordugu ilgi ve begeniyi gormeyecektir. ancak bu yolda devam ederse guclu vokali ile "evrensel muzik" adina cok daha fazlasini yapacaktir. yolu acik olsun.
  • rock müziğin izzet altınmeşe'si.
  • 17 haziran 1972 kahramanmaraş doğumlu olan kıraç anadolu rock müziğinin yeni kuşak temsilcilerinden biri. toplam 3 kardeştirler ve bir ablası, bir de kız kardeşi vardır. orta öğrenimini hasköy lisesinde tamamladı. fanatik bir fenerbahçe taraftarıdır, geniş bir dvd koleksiyonu olan kıraç sinemayı çok sever. fotoğraf çektirmeyi sevdirmeyen kıraç, özellikle köpekleri çok sever, hatta bir pitbullu var. ayrıca ingilizcesi barren olan kelime. bu arada uzun yillardir web sayfasi olmayan kirac'in gecen sene icinde hazirlanan kirac.net adresini oldukca ba$arili buldugumu belirtmem gerekli. ozellikle klipleri, konser goruntuleri ve sohbet odasi cok guzel olmu$, darisi diger sanatcilarimizin ba$ina.

    sarı gelin'i şu ana kadar en güzel yorumlayan sanatçı. ayrıca makaram sarı bağlar, ben varmam inekliye yoğurdu sinekliye, eşşeği saldım çayıra otlaya karnın doyura gibi mükemmel anonim eserleri, talihim yok bahtım kara, çeşminaz,dağların kadını vb. süper parçaları seslendiren kaliteli sanatçı. 3. kaseti geçenlerde piyasaya çıktı ve yine çok başarı sağlayacak. (24/12/2001)

    yillar once televizyona ciktiginda hep bir turku albumu yapacagindan bahsederdi ve bu albumde yer alacak tum turkuleri gitari ile calacakti.. sonradan bununla ilgili haber alamadim, ne oldu bilmiyorum.. (ocak 2002)

    11 ocak 2002 tarihinde hurriyet gazetesi'nde cikan bir haberi ise $oyle:

    ne varsa eskilerde var diyenler eski defterleri karıştırıp duruyor. teoman, ajda pekkan, özdemir erdoğan ve barış manço'nun şarkılarını yorumlarken, kıraç yeni albümü zaman'da iskender doğan'ın ‘‘kan ve gül’’üyle şeytanın bacağını kırdı. albümdeki şarkıların geri kalanı da sesi de kendisi kadar iddialı olan kıraç'a ait.
    maraş'ta öğretmen bir babanın çocuğu olarak doğan 28 yaşındaki kıraç bağlama çalıp türkü söyleyerek büyümüş. türkülere bu kadar düşkün oluşunu böyle açıklıyor. ‘‘ben haliç çocuğuyum. sütlüce'de doğalgazı falan olmayan bir sokakta oturuyorum. 12 yıl marmara üniversitesi müzik öğretmenliği bölümünde okudum. iki dersten atıldım. okuldaki eğitim sisteminden nefret ettim, ağzımda hep pislik varmış gibi bir hisle okudum orada’’ diyor. hocaları sesini tenor olarak tanımlamışlar ama ona bile inanmıyor, ‘‘benim sesim tiz bariton.’’

    allahtan iyi şarkı söylemek için eğitim gerektiğine inanmıyor kıraç, diplomayı rüyasında görürdü herhalde. ona göre şarkı söylemenin en iyi yolu yaşayarak söylemek, şarkı söylemenin güzel sesle gırtlak numaralarıyla filan alakası yok. içten olmaya çalışırken ağdalı ağdalı şarkı söylemeyi marifet sananlara ve ne söylediği anlaşılmayanlara sinir olduğunu açık açık söylüyor: ‘‘mesela sezen aksu bazen söylediği şarkıya değer vermiyor, ne söylediğini hiç anlamıyorum. sen kraliçesin yaa, seni zaten kimse yok edemez ki. bülent ersoy'un gırtlak nağmeleri ne kadar kötü. bence dünyanın en güzel, en doğru şarkı söyleyen insanı zeki müren'dir. ama 1980'den önce kravatla şarkı söylediği zamanlar.’’

    kıraç başkaları hakkında verip veriştirirken, röportaja birlikte geldiği menajeri huzursuzca kıpırdanıyor. muzır bir çocuk gibi ‘‘ben kötü bir şey söylemiyorum ki, doğruları söylüyorum. hem belki bunlara yazının girişinde ya da başlığında kullanmak için malzeme lazımdır’’ diyor. şarkı söylerken de konuşurken de her telden çalan kıraç'ı yakında türk sanat müziği söylerken görürseniz, böyle bir projesi de var, bilin ki zeki müren hayranlığındandır.

    kıraç sülalesinin ilk sanatçısı olan kıraç'ın gerçek adı tufan ama o soyadını daha karizmatik buluyor. ilk kez ortaya çıktığında insanların kulağına anadolu rock esintileri üfleyen kıraç, gitar çalmaya on beş yaşında başlamış. yaptığı ilk bestenin adı da ‘‘ah bir gitarım olsaydı’’. bestelerini şimdi de gitarla yapıyor.

    bir ara elvis presley gibi giyinip şarkı söyleyen kıraç dünyanın androjen bir çağa girmesine çok üzülüyor. ‘‘türkiye'de erkek sesiyle söyleyen kadın, kadın sesiyle söyleyen erkek şarkıcılar makbul. halbuki ben çıkıp aslanlar gibi dimdik bir erkek sesiyle şarkı söylüyorum. benim idollerim tanju okan, cem karaca, alpay ve tabii ki elvis presley.’’ kıraç kendi kuşağının şarkıcılarından bir tek haluk levent'i beğeniyor ama yine de ‘‘ben hepsinden iyi şarkı söylüyorum çünkü en çok ben şarkı söyledim’’. bu sebebten kadıköy ve beyoğlu'nun canlı müzik çalan mekanlarının müdavimleri kıraç'ı yıllardır çok iyi tanıyor.

    özgün bir tarzın iyi bir kolaj çalışmasıyla ortaya çıkacağını düşünen kıraç her çiçekten bal alıyor ama gönlünde yatan aslan epeyce iddialı: senfonik rock. gerçek bir sanatçının memleket meseleleriyle ilgilenmesi ve protest bir tarzı olması gerektiğinde çok ısrarlı. bu konudaki favorisi de zülfü livaneli. kendisine gelince, dünyada en olumlu en iyiye doğru gidişin yetmişli yıllarda olduğuna inanıyor. bu saadet döneminin türkiye'de ve dünyada olup biten her şeyde parmağı alan ‘‘derin amerika’’ tarafından özellikle kesintiye uğratıldığına da emin.

    pek kitap okumuyor, okudukları da daha çok ‘‘derin amerika’’ ve komplo teorileriyle ilgili. birisi onun yerine kitaplar okuyup özetlerini çıkarsa çok mutlu olacak, daha çok gazete okuyor. bir numaralı köşe yazarıysa can dündar. kafasını son zamanlarda taktığı bir başka konu da tasavvuf, kendini dindar biri olarak tanımlıyor. röportajı bitirirken cep telefonu çalıyor. telefonun melodisi ‘‘avare’’. bu sayede en sevdiği filminde on kere seyrettiği raj kapor'un ‘‘avare’’si olduğunu öğreniyoruz.

    1.albüm (deli düş - mayis 1998):
    (bkz: dağların kadını)
    (bkz: deli düş)
    (bkz: vefasız)
    (bkz: talihim yok bahtım kara)
    (bkz: ben yolumu bulurum)
    (bkz: derik)
    (bkz: bozkırdaki ağaç)
    (bkz: yalnızlığın kapıları)
    (bkz: sevme)
    (bkz: çeşminaz)
    (bkz: neler neler)
    (bkz: kara yılan)
    (bkz: makaram sarı bağlar)

    2.albüm (bir garip aşk bestesi - aralik 1999):
    (bkz: gidiyorum)
    (bkz: karahisar)
    (bkz: eşşeği saldım)
    (bkz: sarı gelin)
    (bkz: yayla yolları)
    (bkz: bir garip aşk bestesi)
    (bkz: gel barışalım)
    (bkz: keklik)
    (bkz: mahkeme)
    (bkz: şarköy türküsü)

    3.albüm (zaman - aralik 2001):
    (bkz: düş yakamızdan)
    (bkz: gönül)
    (bkz: yıllar sonra)
    (bkz: zaman)
    (bkz: eğer istersen)
    (bkz: endamın yeter)
    (bkz: kan ve gül)
    (bkz: demirci)
    (bkz: derdimi söylesem)
    (bkz: çayır çimen geze geze)
    (bkz: salak oğlan)

    4.album (kayıp şehir - mart 2004):
    (bkz: senden başka)
    (bkz: ayşe)
    (bkz: tek hatıra)
    (bkz: razıysan gel)
    (bkz: hep sen)
    (bkz: kayıp şehir)
    (bkz: cemalım)
    (bkz: yalan)
    (bkz: yolcu)
    (bkz: aman ayşam)