şükela:  tümü | bugün
  • wiki alıntısı
    kibarlık budalası, (fransızca le bourgeois gentilhomme) molière (asil adiyla jean-baptiste poquelin 1622–1673) tarafından yazılmış, seyirlik bir oyundur. ilk temsili 14 ekim 1670 moliere'in aktörler trupu tarafından şambord şatosu'nda (château de chambord)'da fransa kralı xıv. louis önünde yapılmıştır. bu temsil beş-perdelik bir komedi-bale (yani konuşma kısımları bale dansı ile aralıklı olan bir oyun) olarak sahnelenmiş; oyun yazarı olan moliere hem de başrol olan "mösyö jourdain" rolünü almış; müzik jean-baptiste lully tarafından bestelenmiş; bale koreografisi pierre beauchamp; mizansen carlo vigarani ve kostümler chevalier d’arvieux tarafindan hazırlanmıştı.

    oyun, 17. yüzyılda, fransa'da geçmektedir. molière'in 1670 yılında kaleme aldığı oyun, gülmece türünde olup, paris başta olmak üzere fransa'nın değişen çehresinin, el değiştiren zenginliğin ve gücün eleştirisi [1] şeklinde yorumlanır. bu oyun hem sosyal alanda asilzadelige yukselmeye calisan yuksek orta sinifi hem de kendini begenmis; kof ve zuppe yuksek asil sinifini hiciv etmektedir. oyun nesir olarak yazilmakla beraber bale araliklarin baslangiclari siir halindedir.

    bu eser ilk yazılıp, oynandığı sırada fransa'da, özellikle paris'te, osmanlı devleti ile ilgili her şey sosyal ilgiyi çekmekte idi. bu oyun bundan ortaya çıkan "türkeri (turquerie)" modasını, ozellikle 4. v3 5. perdelerinde, yansıtmaktadır. bu moda 1669da fransa paris'e elçi olarak gönderilmiş olan ve fransa kralı "xıv. louis"'in huzuruna çıkmış olan "müteferrika süleyman ağa" dolayısıyla ortaya çıkmıştı. bu elçi fransız kralı'nın huzurunda, osmanlı sultanı'nın sarayının, kendine "güneş kral" ismini uygun gören, fransız kralı xıv. louis'in sarayından kat kat güzel olduğunu söyleyerek fransızlar arasında bir skandal yaratmıstı.
  • 17. asırda paris’te bir türk elçi

    çağının en kudretli hıristiyan hükümdarı olan 14. louis, mutaassıp bir katolikti. fransa’nın menfaatlerini çiğnemek bahasına, girit savaşında türkiye’ye karşı venedikliler’i destekliyordu. bu yüzden an’anevi türk – fransa dostluğu bozulmuş, istanbul’daki fransız büyükelçisi, sadrazam tarafından tokatlanmıştı. türkler, akdeniz ve çevresindeki denizlerin üçte ikisine hakimdiler. 14. louis’in tutumu üzerine, fransız ticaretini engelleyen tedbirler aldılar. bunu üzerine fransız kralı telaşa düştü. istanbul’daki büyükelçi la haye, paris’e bir türk elçi yollandığı takdirde bütün anlaşmazlıkların halledileceğini ileri sürdü.

    nihayet divan-ı hümayun (osmanlı hükümeti) büyükelçinin bu teklifinin kabul etti. fakat fransa’nın istediği gibi yüksek rütbeli bir devlet adamı değil, süleyman ağa adındaki bir müteferrikayı (padişah, sadrazam ve vezirlerin emirlerini götüren kimse) göndermeye karar verdi. müteferrika süleyman ağa, padişahın alelade emir subaylarından biriydi. süleyman ağa’ya 12 kişilik bir maiyet ve bir miktar tahsilat verildi. fransa, türk elçinin bütün masraflarını üzerine almayı kabul etti. buna rağmen fransızlar, paris’te padişahın bir elçisini gönderecekleri için gururlanıyordu.

    süleyman ağa, 4 ağustos 1669’da toulon limanında fransa’ya ayak bastı. bir türk elçisinin, cihanın en büyük devletinin temsilcisinin gelişi, bu konuyu orijinal fransız arşiv belgelerinden inceleyen fransız akademisi üyesi büyük tarihçi albert vandal’a göre “fransız milletinin gururunu okşamıştı.”halbuki divan-ı hümayun bilakis siyasi tutumunu beğenmediği 14. louis’in gururunu kırmak için süleyman ağa adında adı sanı işitilmemiş, bugünkü anlayışımıza göre rütbesi ancak yüzbaşı olan elçiler çavuşlar yani padişah yaverleri arasından seçilmek adetken bu defa alt rütbede biri gönderiliyordu.

    süleyman ağa’nın fransa’daki faaliyetlerini, vandal’ın eserinden özetleyerek naklediyoruz. vandal’a göre türk elçisi, hiçbir yabancı diplomata nasip olmayan bir ilgiyle karşılandı. şerefine balolar verildi. kendisine hediyeler sunmak için fransız asilzadeleri, birbirleriyle yarış ettiler. marsilya kapısında kendisine kral nâmına karşılayan görevliye süleyman ağa, atından inmeyerek hitap etti. protokole aykırı bu davranışa rağmen fransızlar, türk elçisine karşı ilgilerini eksiltmediler. bilakis, elçiye yapılan törenlerde türk âdetleri taklit edilmeye çalışılarak, ağa’nın gözüne girmek istendi. türkiye’de yüzbaşı rütbesini taşıyan ve padişahın yüzlerce emir subayından biri olan türk elçisi kralla görüşmeden önce fransa başbakanını ziyaret etmeyi reddetti. ancak, 14. louis tarafından kabul edildikten sonra en kudretli hıristiyan devletinin başbakanı ile görüştü. albert vandal, süleyman ağa’nın başbakanla karşılıklı oturup konuşmalarını ve 14. louis tarafından kabulünü gösteren o çağa ait iki fransız gravürünü de yayınlamıştı. moliere, bourgeois gentilhomme adlı komedisinin ünlü sahnesini, bu kabulü gördükten sonra yazmış ve fransızlar’ın türk elçisine bu derecede rağbet etmeleriyle eğlenmiştir.

    süleyman ağa, 5 eylül 1669’da versailles sarayı’nda 14. louis tarafından kabul edildi. moliere’in anılan piyesi de aynı sarayda 14 ekim 1670’te ilk defa olarak kralın huzurunda oynandı. 17. asrın en büyük batı bestekârı lully, türk âdetlerinden ilham alarak besteler yaptı. “^turquerie” denen türk modası, hızla paris sosyetesine yayıldı. türk âdet ve kıyafetleri, renkleri ve desenleri, davranış ve nezaket kuralları taklit ediliyordu.

    sonradan fransa, süleyman ağa’nın türk sarayında “dördüncü derecede bir subay” olduğunu öğrendi ve gösterilen itibara pişman oldu. vandal, böyle yazıyor. fakat biz buna ihtimal vermiyoruz. türk elçisinin, fransa’ya ayak basmasından önce fransız hükümetinin elçi hakkında bilgi edinmemiş olması imkânsızdır. istanbul’daki fransız büyükelçiliği, yüzlerce kişinin çalıştığı, fransa’nın yabancı ülkelerdeki en geniş kadrolu diplomatik misyonuydu.

    süleyman ağa, birkaç ay paris’te kaldı. sadaret kaymakamı 3. vezir merzifonlu kara mustafa paşa’nın verdiği talimata uyarak, fransız gururunu kıracak hiçbir fırsatı kaçırmadı. kendisi padişahı temsil ettiği için yabancı hükümdara yapılan törenin aynen şahsına da yapılmasını isteyecek kadar işi ileri götürdü. fransa hükümeti, süleyman ağa’nın türkiye’deki gerçek rütbesini halka ilan etmeye cesaret edemedi ve türk elçisinin bostancıbaşı olduğu yalanı, hükümet tebliğinde yer aldı. bu suretle fransa halkının gözünde süleyman ağa, yüzbaşılıktan orgeneralliğe yükselmiş oluyordu. çünkü bostancıbaşının rütbesi beylerbeyi yani orgenareldi.
    http://www.habername.com/…an-melih-gokceke-2108.htm alıntısı
  • acaba sevr antlaşmasını imzalayanlar da süleyman ağa kadar dik durabilseydi , bu adamlar anadoluyu işgale cesaret edebilir miydi? bu soru da hep aklımı kurcalayacak
  • kolbaşı müteferrika süleyman ağa , 14. luisin karşısında hiçbirşekilde eğilmediği gibi padişahın mektubunu krala vermek için yarım saat boyunca kralın ayağa kalkıp almasını beklemiş rivayete göre. ben tarihin yalancısıyım . tarih de gururlu değil , saf gururun ta kendisi diyor ağa için. aman sifon çekmeyin ,aman ne isterseniz veririm diyen monik moniklere büyük derstir
  • osmanlı'nın 1669'da 14. louis'e gönderdiği pervasız elçi. versay'da çok basit bir kıyafetle kralın huzuruna çıkmış ve önünde eğilmeyi reddedip üstüne üstlük "benim sultanımın istanbul'daki sarayı seninkinden daha güzel." minvalinde patavatsız sözler söylemiş ve versay'dan kovulmuştur.* daha sonra paris'i ziyaret eden süleyman ağam; ev tasarımıyla, kaftanıyla, sarığıyla, kahvesiyle ve halısıyla fransız toplumundaki oryantalizm ve turquerie akımının popülerliğine katkıda bulunmuştur.