şükela:  tümü | bugün
  • appendiks bunlardan biri değilmiş. bakteriler için yedek klübesi olmak gibi bir işlevi varmış. ilgili linkler için (bkz: #16723884)

    edit: apendisit, appendiksin iltihaplanması durumuymuş. organ olan appendiksmiş. uyarısı için histiocytosisa teşekkürler
  • ayak serçe parmağı bunlardan biri değilmiş. sağ ayaktakini rahatça oynatabilenlerin sol ayaktakini de oynatabilmek için kasmasına yarıyormuş...
  • 3. göz kapağı.
    biyoloji kitabımda okudum fakat anlayamadığım şu var ; 3.bir gözümüz vardı bu meret onun kapağı mıydı yoksa 2 gözümüzü birden kapatabilen yegane bir göz kapağı vardı ve bu isim ona mı verilmişti ?

    korkarım bunu asla öğrenemeyeceğiz.
  • kalp ..
    anlayana..
  • körelmiş olan klitoris değil yağlı atrofiye uğramış olan penis belli ki. normal boyutuyla idare edeceğine hayalcilikle organını balonlaştıran, erkek.
  • evvela organların körelmesini anlayabilmek için, organların öncelikle nasıl ve neden var olduğunu hatta temelde organ yapısının ne olduğunu anlayabilmek gerekir..
    organ canlı bir vücudun görev veya görevlerini yapan doku grubudur. bu yapılar genetik veya çevre koşullarından dolayı, daha önce yerine getirdikleri işlevleri yapmamaları nedeniyle ortadan kalkarlar. bir canlı hayatta kalabilmek için, enerjiyi en az işi en çok yapacak şekilde evrimleşir, artık güncelliğini yitirmiş organlar ise yok olurlar..

    evrimsel süreç, ağırlıklı olarak çevresel etkilerle şekillenir. tüm canlılar içinde an be an değişen bir biyolojik ve materyal evreninde yaşamaktadır. yani tüm canlılar yaşadıkları süre boyunca çevresinde değişen, gelişen her etkene karşı mücadele ederler. bu değişen çevresel etkenlere karşı en çok uyum sağlayan, genetik olarak yapılarını ortadan kaldırıp veya yenisini ekleyebilen canlıların yaşama şansı artar.

    milyonlarca yıldır devam eden evrimsel süreç içerisinde enerji, en önemli ve en temel şekillendirici olmuştur. bir insanın doğumundan itibaren muazzam fazlalıkta enerji harcar. bütün hücrelerimiz 7 gün 24 saat durmadan enerji harcarlar ve görevlerini yerine getirirler. ortalama bir insan bir günde en az 3000 kaloriye ihtiyaç duyar. organlarımızın ise birbirinden çok farklı enerji ihtiyaçları bulunur. kalp ve beyin gibi hayati organlarımız diğer organlarımıza göre daha çok enerji ihtiyacında bulunur. beynimiz tek başına vücut enerjimizin %20'sini tüketir bu nedenle karaciğerin yaklaşık 10 katı kalori harcar bu da günlük kalori ihtiyacımızın 1-3 kadarına eşittir...

    örneğin ortalama 80 yıl yaşayan bir canlının ömründe 29200 gün bulunur. günde 30 kalori harcayan küçük bir organın bir insan hayatı boyunca sadece varlığını sürdürmesi için gereken enerji miktarı minimum 876.000 kaloridir. bu da 80 yıllık ömrümüzün 184 günü boyunca topladığımız enerjinin tamamını bir organda kullanması anlamına gelir. eğer bu organ işlevsiz ve hala aktif durumda olsaydı, 184 gün boyunca topladığımız enerjinin tamamı boşa gitmiş olurdu. günde 30 kalori harcayan bu küçücük organ bile, çok yüksek düzeyde enerji israfı yaparken, beyin kalp veya kollarımız gibi muazzam seviyede kalori tüketen organlarımızdan birinin fazla veya körelmiş olması neticesinde boşa giden gün sayımız binlerle ifade ederdik. bu organları ortadan kaldırabilen canlılar, bu organlar için tüketecekleri enerjiden kazanmış olurlar. bu da canlılar arası rekabet üstünlük ve evrimsel avantajın ta kendisidir.

    örneğin insan vücudunda 40 dan fazla körelmiş organ bulumaktadır, bunlardan en bilineni 20 yaş dişleridir. üçüncü azı dişimiz olan yirmi yaş dişlerimizin çıkma nedeni, çok eski atalarımızın hem çenesinin daha geniş hem de diş sayısının fazla olmasıydı. o zamanlarda bu dişler otların daha hızlı ve daha etkili koparılmasına ve parçalanmasına yarıyordu. evrimsel süreçte insan, şempanzetüründen ayrıldı ve ağaçlardan yere inmeye başladığında yaşantısını ağaçlarda değil, artık kısa çalıların arasında yaşamaya başladı ve bitki ve meyve çiğnemekten et yemeye yöneldiler. atalarımızın bu denli et tabanlı diyete başlaması neticesinde çenemiz daralmış, eski vahşi dişlere ihtiyacımız çok azalmıştı, çenemizin küçülmesi için de en dıştan başlayarak dişlerimizin birer birer eksilmesi gerekiyordu. yirmilik dişimize harcayacağımız enerji başka yerlerde kullanılabileceği için insan türü artık bu dişe ihtiyacı kalmadı... elbette ki evrimbirkaç günde gözlemlenebilecek bir mekanizma değildir, zaman gerekir. zamanın ilerleyen çağlarında insan türü yirmilik dişi tamamen ortadan kaybolacaktır.

    konumuza dönersek..
    insanda bulunan apendiks, üçüncü göz kapağı, yirmi yaş dişlerigibi organlar körelmiştir. ancak bir organın normal şartlarda hiç üretilmemesi veya eksik olarak çalışması o tür için bir eksikliktir dezavantajdır. bir organın körelebilmesi için işlevini tamamen yitirmesine neden olur...

    bir organın körelmesi, onun çevresinin, yaşam tarzının, biyolojisinin değişmesine bağlıdır demiştik. bütün canlılar doğa içerisinde sürekli durmadan bir değişim hali içerisindedirler, canlılar yaşadıkları süre boyunca ortama en iyi adapte olmak ve en fazla üremek için çalışırlar. bir organ artık işlevini tamamen yitirdiğinde hemen hemen iki şekilde değişime uğrar. ilk olarak değişen çevresine ve artık işlevi olmayan görevini değiştirmeye çalışıp yeni bir işlev kazanmaya başlar. örneğin ilk kuşların atalarında bulunan üçüngü göz yapısı, günümüzde epifiz bezi olarak işlevini sürdürmekedir. evrim bu organları birbirine dönüştürebilir, veya yeni işlevler kazandırabilir. veya,,

    bazı körelmiş organları ve yapılar ise tamamen işlevini yitirip yok olurlar. önce karadan sonra denize dönen memeliler olan balinaların arka bacakları tamamen yok olmuşlardır. bugün hala balinaların içerisinde hiçbir işe yaramayan pelvis yani leğen kemiği bulunmaktadır. bu kemikler, balinaların içerisinde hiçbir yere ait değillerdir. bu kemikler, bizim eskiden kuyruğumuzu destekleyen ancak işlevini yitirmiş, şuan ise orada bulunan kaslarımızın tutunması için yüzey alanı oluşturan coccyx kemiği gibi bir hal alabilir veya yok olabilirler.

    peki organlarımız ve yapılarımız köreliyor, işlevini tamamen kaybediyorsa neden hala bu yapıları üzerimizde taşıyoruz?
    cevap çok basit, zaman.. yirmilik dişlerimiz gibi artık tamamen yok olacak organlarımız bir kaç milyon yıl gibi görece uzun bir sürede işlevini yitirmiştir.
    bazı organlar ilk on bin yıllık süre içerisinde ilk defa çalışma prensibi değişebilir. bu süre zarfında dahi insan türü olarak bizim üzerimizde 40 kadar körelmiş organ bulunmaktadır. bunların hepsi zamanla ya yeni işlevler kazanacak ya da yok olacaklardır...
    aslına bakacak olursak tüm organlarımız birer körelmiş organdır. hiçbir organımız sonsuza kadar aynı kalmayacaktır, çevresel ve biyolojik etkilerle sürekli değişecektir. epifiz bezi göz organından evrimleşmiştir, ancak bu onun körelmiş organ olduğunu göstermemektedir. işlevini yitirmiş üçüncü göz artık, yeni ismiyle başka bir organ olarak varlığını sürdürmektedir. örneğin vücüdumuzda bulunan apendiks eskiden selüloz sindiriminde kullanılan bir organ iken, şimdi hiçbir işlevi bulunmamaktadır... canlılar olarak vücudumuz her gün bizim için savaşıyor, her gün, her saat her dakika.. unutmayalım ki değişim, değişmeyen tek şeydir...
  • iddia edildiği gibi daha önce yerine getirdikleri işlevleri yapmamaları nedeniyle ortadan kalkmazlar.

    "kullanılmayan organ körelir" olarak iddia edilen bu görüş, lamarkçı evrim anlayışının bir yansımasıdır. bugün bilimsel model olarak kabul edilrn ve üzerine evrimsel biyolojinin inşa edildiği darvinci evrim teorisinin değil.

    örneğin, 20lik yaş dişlerini ele alalım. kullanılmayan organ köreleceği için, "20lik yaş dişleri zamanla yok olacaktır" öyle değil mi?

    değil.

    çünkü, evrim kullanılmayı ölçecek bir akla sahip değildir.

    evrim kümülatif mutasyonlara ve doğal seçilime dayalı iki temel dinamikle işler.

    her canlı atalarından aldığı genetik kodlarda minör farklılık veya farklılıklar taşır. bu farklılıklar nesiller ilerledikçe genetik sürüklenme yaratır.

    bu nedenle evrimsel süreçte örneğin ayrı türlerin örtaya çıkabilmesi için ortak türden gelen bir kısım popülasyonun diğerinden yalıtılması gerekir ki, yeni türün genetik sürüklenmesi farklılaşsın.

    diyelim ki, ormanda yaşayan bir tilki türü var. bu türün bir kısmı ormanın uç kısımlarında yaşıyordu. zamanla o bölge x sebeple çölleşmeye başladı. ve bu bölge ile orman arasında erozyon farkından tilkilerin aşamayacağı uzun ve yüksek bir kot farkı oluştu.

    yani aynı tür tilkiler, farklı bir coğrafyada ve ormandaki akrabalarından ayrı yaşamaya başladı.

    orman tilkilerinde de çöl tilkilerinde de pigmentasyon farklılıkları görülebilir bir mutasyon olarak.

    orman tilkilerinde, uzaktan bakınca ormanın koyu zeminine uyum sağlayacak renklere sahip tilkiler büyük yırtıcılar tarafından fark edilmezken, çöl tilkilerinde ise açık tonlar fark edilmeyecektir.

    fark edilebilecek yönde genetik birikim olan nesiller avlanır, ölür, genetik mirasını devredemez ve evrimsel tünel bir sona varır.

    özetle:
    genetik sürüklenme ile evrimsel değişimler gözlenir. doğal seleksiyon ile de ortama en iyi uyum sağlayan canlı hayatta kalır ve gelecek nesillere genetik mirasını arttırır.

    gelelim neden 20lik dişlerin yok olmayacağına.

    eğer doğada yaşıyor olsaydık ve nüfusun önemlice bir kısmının müzdarip olduğu 20lik diş iltihapları tedavi edilmeseydi, 20lik diş iltihabı geliştirmeyen bireyler değil diş iltihabı geliştiren bireyler genlerini daha çok aktarır zamanla da 20lik dişler genel olarak iltihap yapmıyor olurdu. (hala gömülü diş olabilirdi de bilemeyiz.)

    elbette kümülatif enerji tüketimi de etkendir ama sadece etkenlerden biri, çoğu zaman da önemsiz bir etkendir.

    kullanılmayan organ körelmez. yaşam şansını azaltan özelliklere sahip bireyler, genlerini aktarma şansını elde edemediği için doğal seçilim sürecinden elenirler.
  • şimdi benim sorum elastik deformasyon kabiliyeti yüksek olan bir organ hakkında, 3 yılda körelir mi?