şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle kızın abileri burayı okur diye korkuyorum. okumazlar dimi arkadaşlar?

    birilerinin vesilesiyle bir kız ile tanıştım. telefonlaşıyoruz birbirimizi tanımaya çalışıyoruz falan.
    ben kıza nerelisin diye sordum;
    -mardinliyim ya sen?
    - aa ben de d.bakır. ama pek fazla bilmem yaşadığım şehri.

    işaretler kızın kürt olduğunu ve kürt kültürü ile bezendiğini gösteriyordu.
    peki benim bu durum karşısında ne yapmam gerekirdi? entelektüel taklidi yapmam gerekir. hiç olmazsa ortamlarda '' sizin sevgilileriniz hep apaçi yada keko, benim sevgilim çok entelektüel yhaa '' demesi ve bununla övünmesi gerekiyordu. neden böyle bir işe giriştim ben de bilmiyorum. sanırım ekşi'ye takılan herkes kendini böyle zannediyor diye olabilir.
    ( gönderme var )

    ilk buluşmamız olacak. ben nasıl entelektüel olunur bilmiyorum. ulan ben
    emile zola'nın yıllardır kadın olduğunu zannederek yaşamış adamım, ne anlarım entelektüel olmaktan.
    neyse buluştuk. tabi fular takmadım, küpe de. içimde hala kürt kanı ( bildiğimiz kan işte ) taşıdığımın bir göstergesi olması lazımdı.
    sağolsun yanına da baya şişman arkadaşını getirmiş. neyse ben kültürlü ve çok bilgili biri izlenimi vermek için baya ciddi duruyorum. dirseklerimi masaya koymuş, parmaklarımı birleştirmiş bir vaziyette;

    - demek okuyorsun, ben de okudum liseyi ama bıraktım, ama kendimi çok geliştirdim. okumayı, düşünmeyi çok seviyorum. felsefeyle çok ilgiliyim. sosyoloji ve psikoloji alanında bir çok kitap okudum. dünya klasiklerini yalayıp yuttum desem yeridir. ( okuduğum kitaplardan örnek veriyorum ) suç ve ceza, ölü canlar, sefiller, anna karenina, vadideki zambak, germinal. müzik olarak da klasik müzik dinlerim, her akşam mozart, beethoven, çaykovski dinlemeden uyuyamam.

    aklımca hava atıcam, etkilemeye çalışacağım kızı ama, yemedi;

    kız- ben de dışarıdan okuyorum üni 2. onun yanı sıra el işi sanatları ile uğraşıyorum, yaptığım ürünleri de satıyorum çok beğeniliyor. ayrıca bunun üzerine de eğitmenlik yapıyorum. daha yeni de ehliyet çıkardım. sonra adını bilmediğim bir sürü kitap ismi söyledi hepsini okumuş. romeo ve juliet'i yalayıp yutmuş .bana da sen romeo'ya benziyosun dedi. sanki romeo'yu görmüş de benzetiyor.

    bu arada şişman kız arkadaşı, 2 büyük dilim pasta yedi yanına da kola. o bitince de meyve suyu içti. ben sadece kahve içtim ona yanıyorum.

    neyse 1 ay oldu ben olaya geliyorum. benim despot bir babam var. baskıcı siz yapamazsınız sizden bir şey olmaz ben yaparım kafasında. bildiğin maximilien robespierre gibi biri işte.

    bizim despot benim telefonla konuştuğumu anlamış, çevre mahallelere haber salmış kimdir nedir araştırın diye, öğrenmiş gitmiş annemle haber salmış kızın evine. onlar da gelsinler bakalım demiş.
    bak vallahi billahi haberim yok isteyeceklerinden.

    neyse olayı kardeşimden öğrendim. babamı da kızı isterken arıyorum;

    - baba ne yapmaya çalışıyorsun nasıl haberim olmadan birini bana istersin
    - oğlum dur istekleri için pazarlık yapıyorum.

    pazarlık mı? ne pazarlığı ya. hani biz ikimiz marjinaldik, entelektüel bizdik. sadece sevmek yetmiyor mu yani. nerede çağdaşlık ilkesi.
    babam akşam eve geldi. bana bir kağıt uzattı. kağıda baktım ve şunlar yazıyordu;

    - 400 gr altın
    - ayrı ev alınacak
    - tüm mobilyalar x marka
    - beyaz eşya
    - halılar bilmem ne marka
    - gelinin kardeşine altın seti
    - yengesine 2 burma bilezik
    - abisine silah
    - kardeşine altın zincir

    bu mu yani pazarlık, bunun pazarlıksız hali nasıldır acaba?

    o anda raskalnikov'un çaresizliği vardı üstümde. çaresizlik, sefalet ve verilecek bir karar.
    kağıdı alıp yırttım babamın gözü önünde. ben evlenme niyetim bile yok sadece konuşuyorduk dedim.

    bana '' p..venk o zaman niye saatlerce telefonla konuşuyorsun '' dedi.
    analize bak ya! her telefonla konuştuğum kızı isteyecek misin sanki.

    babam- benim bu kadar param yok, bu kadar borcun altına giremem.
    ben - yahu sana kim iste dedi sen gelmiş ne diyorsun.

    kısa süreli tartışma ve ben arabanın anahtarını babama fırlatarak ( masanın üstüne bıraktım oysa ) çektim ve bir daha dönmemek üzere gidiyorum dedim.

    kız da beni arıyor; '' ya helal olsun bu kadar kısa sürede beni istettin '' dedim ben istemedim babam istetmiş. ayrıca ne kadar çok şey istediniz bu iş olmaz artık bitti diyerek telefonu kapattım.

    o değil de ben nereye gideceğim şimdi? keşke o kadar atar yapmasaydım, hayır babam yani sonuçta. gittim bir internet kafede sabahladım. annem araya girmiş dil dökmüş olacak ki, babam sabah mesaj atmış '' anahtarı al dükkanı aç '' diye.

    babam yani sonuçta giderim ne var ki? dışarısı da zaten soğuk. gittim açtım dükkanı, aradan 20 gün geçti kız beni aradı;

    - bizimkiler diyor ki, gelsin altını 400 gramdan 300 grama düşürdük.

    bu nasıl iş ya! hani bir satıcıdan bir şey almak istersin, satıcı fiyatı yüksek söyler sen de vazgeçersin. tam gidecekken '' gel sana şu kadar olsun '' gibi bir şey oldu sanırım.

    dedim yok kızım bitti. başta o kadar istemeseydiniz. sizin yüzünüzden ailem dağılacaktı falan dedim.

    ve bir aşk da böyle bitti.

    bu durumdan tek karlı çıkan; o şişman kız oldu. götürdü pastaları.

    edit: kurmaca diyen arkadaşlar var; valla isterdim kurmaca olsun, ama doğu da ve akdeniz bölgesinde özellikle bu tür adetler hala var. bu bölge de yaşayan arkadaşlar iyi bilirler. gerçekten bu olayı yaşadım hatta eksik bile söyledim. çünkü hem uzun olurdu hem de şaka yapmıyorum; burayı okurlar diye hala içim gidiyor. o yüzden eksik yazdım. fazla anlaşılmasın diye :)
  • her iki taraf kürt olduğundan ve ben de kürt olduğumdan herhangi bir hakaret içermeyen entry. duyar kasıcı klavyeci avcılar uzak durun bu başlıktan.

    edit: buradaki amacım tam anlaşılamamış bazı arkadaşlar özelden götümle ilgili mesajlar atıyorlar. soylemek istediğim bu entryde kürtlere bir hakaret yok, trajikomik bir olay var yazan arkadaşımız oyle yazmış. ben de türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak türklerin veya kürtlerin sadece etnik kokenden dolayı birbine küfür etmesine yada sebepsiz gelip duyar kasmasına karşıyım. meramım buydu zaten diğer entryimde de bunu yazdım.
  • şişman kız olmak varmış:)
    benzerini bende yaşadım ek olarak benden 5 top kumaş, 2 çuval erzurum kesme çeker, bilmem kaç takım fistan elbise galiba istemişlerdide mal gibi almıştık.
  • duyar kasıcılar uzak durmalıymış. kürtlerin yine mağduriyeti var çünkü. tamam.
  • geleneğine tükürdüğüm.

    bitmedi gitti
  • hadi altın mobilya falan neyse de abisine silah ne aq
  • (bkz: okuyanı)

    kürtler kızları için böyle pazarlık yapıyolar, aynen.
  • daha iki hafta evvel (bkz: doğada işe yaramayan tek canlının erkek olması) başlığını açıp, erkeklerin doğada işe yaramadığı hakkında yazan (troll) yazarın, bugün bir erkek olarak isyan ettiği hikaye.

    bence sen git hem kendi babana, hem de müstakbel kayınpederine (#79611192) içeriğinde yazdığın fikirlerinden bahset. belki işe yarar.
  • duyar kasıcılar uzak dursun dedik mağduriyet yaratmasınlar dedik bu sefer de aynı bokun laciverdi olan kürtlere hakaret eden tayfa geldi. oğlum siz baş belası mısınız? illa ki birileri kötü mü olmak zorunda türkler veya kürtler olarak. beraber yaşayamıyor muyuz biz muhabbet ile. düşman mıyız?
  • öncelikle cool story bro.

    hikaye ya kurmaca ya da yazar arkadaş 1980li yıllardan yazıyor. bu devirde kızına 400 gr altın, abisine silah, kız kardeşine altın zincir isteyenin elinde turşu kalır. kız turşusu.