şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kuru lafla hicbir isin yapilamayacagini anlatan atasozu
  • (bkz: kuru) (bkz: laf)
  • sozlerin tek ba$ina yeterli olmadigi, beraberinde illaki bir eylemin* gerektigini soyleyen leziz bir atasozu.
  • genelde "soyle yapcaz, boyle yapcaz" diye atip tutan kisilere soylenir. vaatleri birak da icraati gorelim mesaji verir. ayrica hayalci insanlari bozar bu laf.
  • -peynir gemisi yürütüyor lafla peynirci-

    kuruluyor pazarlar, dolup taşıyorlar amma,
    boşalacak buralar kalmadan akşamına...
    yok işte yeni bir şey, peynirci cephesinde...

    dil peynirim var benim, dile benzer, kayar dilde...
    dertlileri cezbedecek tatlı dilim de,
    hoş sözler boşanacak bir ağzım da var...
    bıraksanız, konuşayım bir?...

    kelle peyniri var, koltukta... iki karpuz...
    bir kalıbın yanına, bir çift zeytin koyunuz,
    aç için bu dediğim, şah sofrası olacaktır...
    şahın açlığı da, açlık sayılmalıdır...

    ellerimle erittim şu eritme peyniri,
    yani elim de var, kolum da var.
    sarmalar kimi zaman, kimi zaman kol büker
    bıraksınız, sayacağım nasırlarımı...

    gençten çocuklar tanıdım, iplik peynirini,
    boyunlarına doladıklarında kimbilir kaçıncı kez,
    lanet ettim yaptığıma bu katil peyniri...
    dinamitten pişman olan mucitlere sorulmalıdır...

    bitişik kaşlıların olsun, kaşkaval peyniri...
    çatılır kimi zaman bunca işe kaşlarım,
    kendimi en çok ben, onlarla anlatırım,
    bıraksanız, sığdıracağım, sitemdir kaşlarıma...

    tel peyniri, bıyıkları tel tel çıkan delikanlılara,
    inek cenahının imansız armağanı...
    nasıl ki görülmemiş şimdiye dek, bıyık yiyen,
    istemiyor olmalılar gençler, almayı bundan...

    hangi eller daha iyi, yapar otlu peyniri,
    kandilin ışığında yoğuran köylü kızdan...
    van’ın kapanmış tüm yollarında kışları,
    kentlilere inat olsun, büyücek otlar biter...

    ‘hangi eller’ diyorum ‘hangi eller’,
    örebilir örgüsünü örgü peynirin, çözebilir
    hangisi, kıyabilir hangisi çözmeye...
    bana kalırsa bakır’ın peynirini, ben hiç satmayacağım...

    gizliyorum nasıl yapılır urfa peyniri...
    gösteremem kimseye peynirhaneyi...
    peynir ağacından topladım’ diyorum çocuklara,
    ister inanın siz de, ister inanmayınız...

    ellerine tutuşturduğum, vardiya çıkışı,
    genç, yaşlı işçi kadınlara, tulum...
    duman çekerlerse de günboyu onlar,
    bir tulum parçasıyla salim olurlar...

    size ne çok söyledim, loy kirli hanım,
    ‘peynirsiz yaşanmaz işte, yaşanamaz’ diyorum...
    geçerse de bir çırpıda, tüm kiri elinizin,
    kaşardaki delikleri kimseler tıkayamaz...

    yıllardır kendime, şudur sorduğum:
    teleme bir yana dünya bir yana,
    hiçbir işe yaramaz, peyniraltı suyu muyum?
    ben hep peynir şekeriydim belki daha çok...

    bilmesin istedim, kimse bilmesin,
    peynir hastalığına tutulduğumu...
    öksürüğüm, peynir küfü yüzünden...
    iplik peynirinde yürümede çocukluğum...

    değil mi ya peynirdendi yatağım,
    değil mi ya düşlerim hep peynirden...
    değil mi ya, evim, bütün elbisem,
    bütün dünya, yalan yok, peynirdendi...

    atlasın o peynirden öbür peynire,
    peynir kurdu hatta peynir sineği...
    gücüm yok savaşacak, kurtla sinekle,
    peynirleşmedeyim ben de, süt isem...

    peyniraltı suyuna banınız varlığımı...

    ulaş başar gezgin/16.01.2002

    kaynak:

    www.ekolojikpolitika.org/ulas/trpoet/peynir.htm
  • bugun itibarıyla çok daha iyi anladığım özlü söz.*
  • geminin yürüyen bir obje olmadığından yola çıkarsak ki çıkmayalım... (bkz: gachayım)
  • yaşadığım ülkeyi düşününce pek bir anlamlı gelen özlü söz. hamasetçilerin kafasına vura vura, facebook milliyetçilerinin gözüne soka soka ezberletmek lazım gelir.
  • "atıp tutan, $unu yaparım, bunu yaparım " diyen ama bir türlü de sözlerini yerine getirmeyen ki$ilere kullanılan bir deyimdir.

    hikayesi $öyledir:
    edirne'de "aksi yusuf" adında madrabaz bir peynir tüccarı varmı$. izmir'de peynir fiyatları yüksek olduğundan, istanbul'dan gemiye yüklediği peynirleri izmir'e gönderirmi$. ama navlun bedelini pe$in vermek istemez "hele bir peynirler izmir'e sağ salimen varsın, istediğin parayı fazlasıyla veririm." diye kaptanı atlatmaya çalı$ırmı$.
    kaptan, tayfaya para ödeyeceğini, geminin kalkması için masraf gerektiğini söyledikçe, aksi yusuf "hele peynirler izmir'e varsın." diye diretirmi$.

    sonunda kaptan:
    "navlunun parasını pe$in vermeden $uradan $uraya gidemeyiz, çünkü peynir gemisi lafla yürümez" demi$.