şükela:  tümü | bugün
  • harika diyaloglari olan anti-kahramanlarin degil, basbayagi kaybedenlerin ask filmi.
  • nicolas cage'in oyunculuğu ile devleştiği, onun kariyerinde dönüm noktası olan filmlerin, en önemlisidir. filmin, mükemmel bir melankoli havası yakalaması, mike figgis'in müthiş senaryosu, nicolas cage'in, figgis'in yarattığı karaktere ustaca can vermesi, sting'in söylediği; filmdeki karakterlerin dünyasını ayna gibi yansıtan şarkı*; yani bir filmin etkili ve iyi olmasını sağlayan, bir filmi unutulmaz kılacak her şey, her ayrıntı, bu filmde, beyazperde'ye müthiş bir uyum içinde yansıtılmıştır. sinema tarihinde böylesi bir filme, böyle "ölümüne içen" bir karaktere az rastlanır.
    hiç dünyanın seni geride bırakıp gittiğini hissettin mi? diye başlayan sting'in seslendirdiği; hüzünlü müzik ise bambaşkadır*. bu film; hüzün, melankoli, iyi oyunculuk, iyi müzik, iyi yönetmen, iyi senaryo ve büyüleyici atmosfer kavramlarının tam karşılığıdır. bu kavramların beyazperde'ye, kusursuz bir şekilde aktarılması filmi, sera ve ben sanderson'un aşkı gibi unutulmaz kılıyor. bu bağlamda, mike figgis gerçekten büyük bir başarı örneği gösteriyor.
    sonuç olarak; elveda las vegas, ölümden korkmayan bir adamın dokunaklı aşk hikayesidir.

    karakter oyunculuğunun en önemli temsilcilerinden nicolas cage, oscar ödülü kazanmadan önce, bu filmde rol almasına ilişkin şöyle der;

    - "hafif bir şeyler yapmak istiyordum, komedi oyunculuğu yapabildiğimi kanıtlayacak filmler. üç tane birden çektikten sonra, karanlık bir şeyler istedim. bu, kusursuzdu. hep aynı tarz çalışmaktan sıkılırım, insanlara soru sordurmaktan hoşlanıyorum."

    oscar ödülünü aldıktan sonra ise cage, ölümüne içen ben sanderson karakterine ilişkin şöyle söyler;

    - "benim için her şeyiyle özgür bir adamı oynamak büyük bir şanstı. bu adam ölmekten korkmuyor. ölümden korkmayan biri, istediği her şeyi yapabilir. ölümden korkmayan biri özgürdür."
  • elisabeth shue'nin çok tatlı bir orospuyu çok başarılı bir şekilde canlandırdığı film.
  • harika bir sheryl crow şarkısı.
    sozlerini de yazayim tam olsun

    life springs eternal
    on a gaudy neon street
    not that i care at all
    i spent the best part of my losing streak
    in an army jeep
    for what i can't recall
    oh i'm banging on my tv set
    and i check the odds
    and i place my bet
    i pour a drink
    and i pull the blind
    and i wonder what i'll find

    i'm leaving las vegas
    lights so bright
    palm sweat, blackjack
    on a saturday night
    leaving las vegas
    leaving for good, for good
    i'm leaving for good
    i'm leaving for good

    used to be i could drive up to
    barstow for the night
    find some crossroad trucker
    to demonstrate his might
    but these days it seems
    nowhere is far enough away
    so i'm leaving las vegas today

    i'm standing in the middle of the desert
    waiting for my ship to come in
    but now no joker, no jack, no king
    can take this loser hand
    and make it win

    i quit my job as a dancer
    at the lido des girls
    dealing blackjack until one or two
    such a muddy line between
    the things you want
    and the things you have to do

    i'm leaving las vegas
    and i won't be back
    no i won't be back
    not this time
  • insan iradesinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren bir film.
  • hayata dair beklentilerini yitirmiş iki insanın son çırpınışlarını anlatan bir filmdir, leaving las vegas. aşk temasından ziyade hissedilen çaresizliktir.
    karşılaşmalarından itibaren sera ve ben'in yalnızlıklarını paylaşma çabaları, kendini sevemeyen bu iki insanın birbirlerini sevmeye çalışmaları insanı hislendirir. ayrıca birbirlerini olduğu gibi kabullenmeleri de manidardır.

    üzüntülü, iniltili, acı ama gerçek diyebileceğimiz tarzda başarılı bir film.
  • - may be you shouldn t drink too much...
    - may be ı shouldn t breath too much terry hahaaaah....
  • temizlik konusunda sınıfta kalmış filmdir. tuvaletten çıkarken ne olur elini yıka diye bağırmak isteği uyandıran bir sahnesi vardır.
  • bu filmde bir evlilik teklifi sahnesi olduğuna ve
    cevabının da "ı do." olduğuna inanmaktayım.

    - don't you like me ben?
    - sera, what you don't understand,
    no see no,
    - what?
    - you can never ever ask me to stop drinking.
    you understand?
    - ı do.
    ı really do.
  • --- spoiler ---

    fena film be, öyle umduğunuz güzel bir son yok içinde en azından benim umduğum bir son olmadı. filmdeki oyunculuk o kadar güzeldi ki alkol aldığım bu gece alkolden nefret etmemi sağladı. bu filmi izlememi sağlayan ise 3 doors down'nın father's son şarkısı oldu. film 95 yapımı ama kesinlikle izlenmeye değer, o umduğunuz peri masalları falan yok bu filmde, beyaz atlı prens, yardıma ihtiyacı olan prenses de yok, sadece hayatta yaşanabilecek, belki de yaşanmış bir konu var.

    ''the one hand throws the whiskey, and the other throws the gun
    as he cries out to the heavens
    i am not my father's son''*

    filmdeki en büyük olay ise sera'nın da ben'in de kendini tamamiyle saplandıkları batağa sonsuz bir teslimiyetle pes etmiş olmaları. senaryo olarak biraz eksik, geçişler biraz alelacele olmuş bazı sahnelerde..

    --- spoiler ---