şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • sonunda katilin “herkes” çıktığı muhteşem film.
  • filmin hatırlatması gerekeni yıllar önce eduardo galeona özetliyor.

    "bugün van gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor."

    eduardo galeano, aynalar
  • beklentimi de aşmış bir resim filmi.
    vizyonda kaldığı altı(!) uzun günün sonuncusunda izleyebildim.
    genel olarak duyduklarım sinemaların en küçük salonlarına atılmış olduğuydu. ben nişantaşı city’s’de izledim evet sanırım en küçük salonuydu ama fena değildi. biletler maximumdan beklenmeyecek şekilde 10 liraydı, gişe görevlisi neden böyle diye soran iki kızı “sanat filmi ya o yüzden” diye yanıtladı.

    evet, girizgahı kesip filme geçeyim.

    ben kusur bulamadım. çok etkilendim. filmin sanat yönetimine, tüm yaratıcı ekibe hayran oldum.
    birileri film yapıyor, ortaya bu çıkıyor. eğer sinema sanat olmasaydı bu filmden sonra olurdu.
    her görüntüyü onun bir resim olduğunu bilerek görerek izliyorsun; bu inanılmaz heyecan veren bir şey. duyduğum hayranlık biraz da afallattı beni.
    hadi ben zaten resim sanatıyla ilgiliyim o yüzden sevdim diyelim. yanımda resimle benim kadar alakadar olmayan bir arkadaşım vardı; benden daha çok etkilenmiş olabilir.

    ben yakın zamanda theo'ya mektuplar ‘ı okuduğum için duygusallığım en üst noktadaydı ama theo’nun vincent’e bu kadar düşkün olduğunu ve fedakarlığını filmden öğrendim.

    kullanılan teknik nasıl bir şey, bu profesyonellerin işi. ama ben izleyici olarak ağzım yarı açık, gözlerim sulu sulu izledim. sonunda vincent’in portresiyle bitirdiler, orda duygusallık patlaması yaşandı. bütün salondan hissettim bunu.

    filmin hemen tamamı vincent turuncusu ve vincent mavileri. sanırım yanlış tabirler olmaz bunlar. tezat renklere tutkusunu biliyoruz, birbirlerini öldürmeyen aktive eden renkleri seviyor canım vincent.

    eğer resimlerine biraz aşina iseniz, filmin aldığınız zevki zıplatması olağan. bir kare geliyor, zihniniz başlıyor çalışmaya.
    portrait of doctor gachet gözünüzün önünde kanlı canlı!
    kendi portlerindeki hali yürüyor, çizdiği tarlalarda dolanıyor. kıyafetini görünce, zihniniz yine ilgili portreyi getiriyor hemen gerilerden.
    self portrait with bandaged ear ekranda, inanabiliyor musunuz?

    wheatfield with crows müthiş canlandırılmıştı, kargalarla beraber benim içimde de bir şeyler havalandı.

    filmi layığıyla övebilmek isterdim ama kelimelerim bu kadarına yetiyor.

    the starry night tablosu burda olmalı.
    filmin tamamı bir starry night şövalesi.
    şarkısını da biliyorsunuz. orijinal don mclean ve filmdeki lianne la havas versiyonlarını aşağıya bırakıyorum.

    don mclean / vincent

    lianne la havas / starry starry nights

    bir öneri ile kapatayım, hala oynuyorsa şehrinizde mümkün olduğunda arka sıralardan alın bence biletinizi. sahne hakimiyetiniz kesinlikle artar.

    sanatla kalın...
  • filmden çıktıktan sonra o çılgın avm kalabalığında aklıma yusuf atılgan'ın aylak adamında yer verdiği sinemadan çıkmış insan tasviri geldi. gözüm kapalı yürümek istedim, kimse ile tek bir cümle konuşmamak , ressamların ve müzisyenlerin oluşturduğu o büyülü dünyadan ve etkisinden uzunca bir süre çıkmamak istedim. çok fazla sanatsal ve kültürel yorum yapabilecek biri değilim ancak tavsiye verebilirim. perşembe günü vizyondan kalkıyor, yetişin ve bu filmi sinemada izleyin derim. sanki tabloların içerisinde yaşıyormuş hissine ancak sinemada ulaşabileceğinizi düşünüyorum.

    aylak adamdan gelsin

    "çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona bir şeyler yapmış. salt çıkarını düşünen kişi değil. insanlarla barışık. onun büyük işler yapacağı umulur. ama beş-on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar."
  • galasına katılabildiğim için kendimi şanslı addettiğim, 125 sanatçının toplamda 65 bin ayrı yağlı boya resimle oluşturduğu dünyanın tamamı yağlı boya tablolardan oluşan ilk filmi.

    6 senelik kolektif bir sürecin ürünü olan filmin sahnelerinin hepsi van gogh'un 130 farklı tablosundan yola çıkarak resmedilmiş. izlerken kendinizi sarı tonların ağırlıkta olduğu van gogh tablolarında kaybediyorsunuz adeta. öyle ki saniyede 12 farklı yağlı boyanın gösterildiği sahneleri izlerken çocuksu bir sevinçle söz konusu sahnenin hangi van gogh eseri olduğunu hatırlayıp bir sonraki eseri merak ederken hikayeyi ikinci plana atıyorsunuz. neyse ki filmin hikayesi de çok sağlam. van gogh'un resmini yaptığı gerçek bir kişiyi melankolik, hafif alkolik ve dedektifvari bir karakter olarak kurgulayıp filme ana karakter olarak yerleştirip kahramanlaştırmışlar. filmin yaratıcılarından hugh welchman film sonrası düzenlenen soru-cevap kısmında bu karakteri "vincent ve diğer karakterler hayatlarını bildiğimiz karakterlerdi bu yüzden onların üstünde fazla oynayamadık ama armand öyle değildi. ona ne olduğunu bilmiyoruz ve bu ona istediğimiz gibi bir hikaye yazıp kahramanlaştırabilmemize yol açtı." diye anlatıyor. dolayısıyla filmin başrolü aslında vincent'in ölümünden kısa bir süre sonra kardeşi theo'ya yazdığı bir mektubu adresine teslim etmeye çalışırken kendini ressamı ölüme götüren sebepleri sorgularken bulan bu genç adam.

    içinden tren geçen uzak kasabalar, sapsarı ıssız buğday tarlaları, gecenin kör vakti bir barda sızan insancıklar ve starry night...bunların hepsinin ve çok daha fazlasının yer aldığı film, van gogh'a özel ilgisi olan benim gibiler için eşi benzeri bulunmaz bir eser.

    not: türkiye'de an itibarıyla yayınlanacağına dair bir gelişme yok ne yazık ki...

    not 2: fragman ve daha fazlası için filmin youtube kanalının linki: https://www.youtube.com/…l/uc1crc_sqhmxaoixnmzfxmiw
  • van gogh meraklısı iseniz içinde kaybolmak isteyeceğiniz türden bir film, müthiş.

    bugüne kadar sinemada seyrettiğim en farklı "şey". film desem olmaz, yağlıboya animasyon desem, o da değil tam. çok güzel.
  • "ı want to touch people with my art. ı want them to say 'he feels deeply, he feels tenderly'"

    resimler, sanat için gittik, hikaye için gözlerimiz dolarak çıktık.

    10/10

    keşke herkes senin kadar güzel görebilseydi dünyayı.
  • ressam kardeşim bundan 13-14 sene önce bir otele 200'e yakın van gogh reprodüksiyonu yapmaya başladı. ben de böylece sevgili vincent'la tanışma şerefine ulaştım. çalışmalar esnasında kardeşimin yanında bulundum, mümkün olduğunca ona yardımcı oldum. hal böyle olunca van gogh'un neredeyse tüm eserlerini birlikte santim santim inceledik. hayatını konuştuk. resimlerin hikayelerini araştırdık, kendimiz hikayeler uydurduk. tanıdıkça sevdik, sevdikçe anlamaya çalıştır. filmin yapılacağını ilk öğrendiğimizde havaya uçtuk. gösterim tarihini ağzımız açık bekledik ve nihayet muradımıza erdik.
    tüm zamanların en iyi ressamını kendi çizgileriyle sinemada görmek olağanüstü. sanki filmi vincent çekmiş gibi. hele bir de tüm kareleri biliyor, kısacık yolculuğunda bıraktığı izlere dokunmuş olmanın mutluluğunu yaşıyorsanız hissedecekleriniz bambaşka.
    gidip görenler; bu deli, yalnız, dahi, anlaşılmaz, merhametli, sıradışı adamı daha yakından tanıma şansı yakalayacak, kazanmış olacak.
  • nereden başlasam bilemiyorum. ben 15 yaşında bir lise 1 öğrencisi iken resim dersinde tanıştım vincent van gogh ile. hocamız tüm sınıfa taklit etmesi için bir eseri verdiğinde bana van gogh'un ilk gördüğüm anda hayran olduğum bir tablosu denk gelmişti. ben de ergenliğimi ekin ve ayçiçek tarlalarına yürüme mesafesinde bir yerde geçirdim. van gogh'un anlattığı hisleri o an kavradım. hakkında tek bir kelime bilmiyor olsam da nasıl biri olduğunu yüreğimde hissettim ve onu çok sevdim. sonra diğer resimlerini de inceledim. insanlarla tartıştım belgesellerini izledim. en sevdiğim ressam hakkında böylesine bir film hazırlanması beni çok mutlu etti. ne kadar teşekkür etsem az vincent'in duygularını ortaklaşan ve bunu paylasmak için muazzam bir emek harcayan herkese. tekrar teşekkür ediyorum.

    film efsane güzeldi. beni o tarihi mekana ve zamana vincent'in duru, tantanasız gerçekliğine çekti ve oradan müthiş bir lezzet tattırdı. hayatımda izlediğim en güzel ve anlamlı filmdi.

    ve sonunda 12 yıl önce resim dersinde -tıpkı dr. gachet gibi- kopyalamaya çalıştığım o eseri finale doğru bir sahnede görünce göz yaşlarımı tutamadım. hayatta kıymeti bilinmemiş, görünür olamamış tüm değerli insanlara adanmış bir film.

    loving vincent . . .
  • vincent van gogh'u, eserlerinden cikarimlar yaparak anlatan film. trailer'i yayinlanmis 2012'de. filmdeki her karede ayni van gogh'un kullandigi gibi yagli boya teknigi kullanilacakmis.

    http://www.lovingvincent.com/

    uzun bekleyisten sonra film ulkemizde 29 aralikta vizyonda!