şükela:  tümü | bugün
  • film bir ara filmi. kasaba’nin cekim öyküsü, uzak’ın hazırlandığı pişirildiği film. istanbul'da yaşayan yönetmenin film çekmek için dogdugu yere dönmesi, bu dönüşe fazla anlama yüklemeye çalişsa da bazen fazla anlam ifade etmemesine oda şaşirir . yumurta taşıyan aliyi kendisine benzetir. bu benzetiş çoçukluğa dönme, o sakinliğe kavuşma isteğidir. ama o sakinlik çok uzaklardadır artık zaman kavramı yoktur, zaman kavramini yalanla satin almak gerekir. çoçuga telkini de bu yöndedir. ama çoçuk yalan söylemektense beklemeyi yeğler. "sark beklemenin yeridir" demişti ahmet hamdi tanpınar huzur romanında. yönetmenin babası, kadostrocuları beklemektedir. yönetmen muzaffer "boşuna bekliyorsun 3-4 ayda bitmez bu iş" der. baba; "3-4 ay nedir ki, ben 20 yıldır bekliyorum".

    20 yıl bir kadostrocuyu beklemek, bir müzikli saat için 40 gün yumurta taşımak, kasabadan kaçabilmek için 3 yıldır üniversite sonuçlarını beklemek. taşra nostaljidir, taşra kaçıştır, temiz hava, bol gökyüzü, cırcır böcegini dinlemektir. ama orada yaşayanlar için hayat böyle geçip gidiyordur. şehirden gelenler için geçiçi huzur bölgesidir, herşeyine özenirler, alternatif tatil programlarina konur, dvd den seyredilen bir film sonrasi, bir akdeniz köyünde domates yerleştirmek hayalleri kurulur, ardindan gelecek home-cinema sohbetine geçişten önce.

    mayis sikintisi, şehirlinin sikintisidir aslinda.
  • çehov'un öykülerini andıran, zaten yönetmen nuri bilge ceylan'ın da çehov'a adadığı, böyle de sinema olur dedirten, yüksek bütçeli hollywood filmlerinin %99undan bir kaç gömlek üstün olan. türk sineması, hatta belki de dünya sineması için dönüm noktası olan, her karesinde komşumuzdan, ananemizden, dedemizden, arkadaşımızdan, sevgilimizden, kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz bizden bir film.
  • gittim.. gördüm.. sinema denen şeyden heyecan duyan herkese tavsiye ediyorum.. başyapıt...
  • nuri bilge ceylan'ın "izleyenler benim anlattıklarımdan fazlasını anladı" diye bahsettiği film
  • --- spoiler ---

    emin amcanın götü tutuşmuş bir şekilde bisiklet sürme sahnesi takdire şayandır. o yaşta o performans.

    --- spoiler ---
  • baba uzun zamandır görmediği şehirde yaşayan sinemacı oğlunun yaptığı bu sürpriz karşısında minnetini göstermek içinmidir, oğlunun yaptığı işle ilgisi bulunmadığından çektiği vicdan azabından mıdır bilinmez oğluyla muhabbet ederken hep çekeceği filmden ve bu iş için kullandığı el kamerasından behasetme ihtiyacı duyar.. ve izleyiciler bunun sonucunda filmde yaran replikler tecrübe ederler..

    -filmler bunlarla mı çekiliyo muzaffer
    -yok baba bunlarla deneme çekimleri yapıyoruz

    -ne o ya film mi çekiyosun filmler bu küçük makinelerle mi çekiliyo be
    -yok baba daha büyükleriyle

    -cık cık cık.. neler yapıyolar ya.. filmler bunlar la mı çekiliyor muzaffer
    -...hı hı.. evet..

    (bkz: muzafferin bittiği an)
  • ana fikri "kadastro geçmeyen yerde köy senedi muteberdir" olan, yavaş ama sıkmayan , güzel bir nuri bilge ceylan filmi.
  • izlediğim en gerçekçi film diyebilirim. bu kadar harika anne-babadan, nuri bilge ceylan gibi harika bir çocuk çıkması beklenmeliymiş zaten, bunu anladım.

    --- spoiler ---

    annenin yumurta macerasında çocuğa takındığı tavrı, kaç anne çocuğuna uyguluyor ki?

    -bugün ali'yi gördüm.. sen mi verdin o yumurtayı ya taşı diye çocuğa?
    -hıhım.. taşısın; biraz sorumluluk öğrensin.
    -taşıyamaz onu o..
    -taşıyamaz da.. taşıyamiycek biz de biliyoz.

    --- spoiler ---

    hadi annesini geçtim, babası zaten ayrı bir sevimli. 80 yaşında da olsa çalışmayı bilir. emek vermeyi bilir.. bilmez öyle düzenbazlık..

    --- spoiler ---

    -yorulmadın mı baba ya? daha bi de odun mu kıracaksın?
    -bunları parçalayıverem şurda.
    -dur yardım edeyim sana biraz...
    -değmez ya değmez bitti..
    -dur dur.
    -ver ver..

    --- spoiler ---

    filmi benim açımdan daha önemli, daha gerçekçi kılan temel noktalardan biri de: n.c. ceylan'ın babasının, bizim dedelerimizden izler taşımasıdır... ben mesela, ne zaman memlekete büyükbabamı ziyarete gitsem, o'nu videoya çekmek isterken; n.b. ceylan'ın, babasıyla yaşadığı şu diyaloğun benzerini, kendi büyükbabamla muhakkak yaşarım:

    --- spoiler ---

    -ne o yauv? film mi çekiyosun? filmler bu küççük makineyle mi çekiliyo böyle?
    -yok baba daha büyükleriyle..
    -daha büyükleri mi?
    -bunlar küçükleri...
    -şu ağaçların güzelliğine bak yauv.. devlet bunları kesmeye teşvik ediyo..

    --- spoiler ---

    bir diğer etkileyici sahne de: muzaffer'in, şehirde yanında çalıştırma sözü verdiği akrabasının tırt çıktığını anladığı an, kendi sözünün geçerliliğini yitirdiğini (vazgeçtiğini) akrabasına net bir şekilde anlatmayı başarmış olmasıdır. muzaffer, kıvırmak yerine, dürüst olup; akrabasıyla konuşmayı seçmiştir. boş vaadlerde bulunmadan...

    konuşmanın en etkileyici (ders veren) bölümü ise; muzaffer'in yaptığı tüm nazik red imalarına rağmen, istenmediğini anlamayan akrabasının yüzüne (istemeyerek de olsa) gerçekleri tokat gibi çarptığı andır ki; bunu başarabilen insan epey az.

    --- spoiler ---

    -istanbul da senin bildiğin gibi değil... tuvaletin penceresinden ancak bir parça gökyüzü görürsün. karanlık evler seni bekler. bir sürü şey yani, zorluğu vardır. sen bunları öyle..
    -ne tuvaletin penceresi beya? canavar gibi teras var sende? terastan bir şey görmüyo musun sen?
    -sen benim terasta oturduğumu nerden biliyosun?
    -bilmez miyim. gittik ya geçenlerde..
    -yalancı! benim oturduğum yer orası, ama sen nerde oturacaksın?
    -canım ben de öyle bi yer bulurum allah allaaah..
    -ooo.. o öyle kolay değil... kirası ne kadar haberin var mı?
    -kirası mirası.. biz de eskisini buluruz..
    -yok. sen en iyisi burda kal. hıyar tarlasında çalışsan sana yeter.

    (bkz: tokat gibi cevaplar)

    --- spoiler ---
  • "yiyorlar eti büyütüyorlar götü " sözüyle akıllarda yer etmiş film
  • ... yönetmeni nuri bilge ceylan'ın neredeyse tüm ailesine rol verdiği, çanakkale'nin küçük bir kasabasında geçmesi ve özellikle annesi ile babasının şivesi nedeniyle seyircilerin bazı dialogları hiç anlamamasına yol açacak kadar gerçekçi, çocuk gözüyle hayatı nefis yansıtmayı başarmış, saf, sakin, abartısız, lezazet deposu bir türk filmi.