şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: anouk) un soyledigi parcalardan bitanesi klibinde o guzel yüzünün içine etmek içinmi bilmem ondeki 2 dişine altın kaplatmış.. (bkz: tobe tobe)
  • anouk'un nasilsa agresif olmayan, dinlenesi ve hatta dinlerken aglanasi akustik $arkilarindan biri**
  • anouk un ikinci albumu olan urban solitude un huzurlu sarkilarindan.
  • anouk kisisinin cok anlasilir bir ingilizceyle soyledigi, winampta repeat'e alinip surekli dinlenesi sarkisi. gecmise saplanip kalmis kisilere cok aci verir,aglatma kapasitesi oldukca yuksektir; tecrubeyle sabittir.
  • hollandalı anouk'un urban solitude-genelinde yalnızlığa dem vuran- albümünden üzücü bir şarkı, notalarla sözlerle oluşturulmuş bir mektup,hayatımda bir yeri olanlardan.. belki okuyanların çoğu içinde..

    hey michel, hayat nasıl, iyi misin?
    merak ettim de hiç beni düşündün mü?
    o öpücükten beri 9 yıl oldu,
    hatırlatmadan başka yardım edemem.
    hey michel, hatırlarmısın:

    sabırsızlıkla yürüdük sokakta
    el ele , sen ve ben
    gülen yüzler, aşka bulanmış,
    herkesin görebildiğini umut ederek,
    birbirimize ait olduğumuzu, sen ve ben
    dünyaya karşı,

    fakat zor yolu seçtik çünkü bunun olacağını düşünmemiştik.
    ( mutluluk battıkça kı*ına dolambaçlı yolllara atarız kendimizi.)

    şimdi, o(kız) ve sen gördüğüm..

    sen ilk ve en kötü aşkımdın,
    ve sonuçta ancak kötü gidebilirdi..
    fakat sadece senin öğrendiğin şekilde değil,
    hey michel, sadece bilmeni istiyorum,
    birisinin kalbimi çalıverdiğini,
    ve şimdi başka bir kız senin dikkatini çekti
    bu seni düşünmüyorum anlamına gelmez
    sadece umuyorum ki sana iyi davranacak...
    şimdi o(kız) ve sen gördüğüm
    hey michel, hatırlarmısın?

    yaşanmış bitmiş olsa da gerçek bir aşk varsa ortada; ya da şöyle diyelim: en azından 'tek bir aşık' kalmışsa geriye; aldığı bin petek balı değişmeyen o deneyime.. unutulmaz artık geçmişte kalsa da o kişi.. kişinin umrunda bile değilsindir belki her pazar çanlar vurulduğunda biraz daha alışır unutmaya seni.. senin için belki de imkansızdır hayatınının en güzel zamanlarını geçirdiğin varlığı umutmak.. tek ihtimal onun gibi birisini bulmaktır; çok zor olan bir ihtimal.. ( ya da sen olanak tanımazsın buna, kendi kendini helak edersin boyuna..)
    yüzüne sövdüğünde daha çok sevdiğin, ne kadar reddettiyse o kadar yakınlaşmaktan kendini alamadığın insan; tüm arzularının kaynağı olan insan; yemekten içmekten kestiren, seni bitkiye döndüren insan yoksa artık yaşamanın ne anlamı vardır ki? tek sığınak senin için,yaşama bağlı kalmanın tek yolu inancındır, yüreğindeki gerçek aşktır seni hiçbir zaman yüzüstü bırakmayacak olan.. gerçekten hak eden ile paylaşabileceğin..

    bazı insanlar öyle taşlaşmışlardır ki, o kadar yoksunlardır ki duygudan; ne yaparsan yap, ne kadar sevdiğini ifade edersen et, ne kadar üstüne düşersen düş fayda vermez.. sonuç alacağına daha da uzaklaşmasına neden olursun.. aslında kendi kendiyle sorunludur işin başında bu insan.. kendi kendine yediremediği birçok şey vardır geçmişinde..( michel(le) başlatır herşeyi michel(le)ler sürdürür zincirleme olarak) seni de kendi gibi katılaştırmasına izin verirsen ilişkinizden sonra veya ilişkiye hiç girmeden ( aslında başında reddedilmişsen ucuz atlatmışsındır..) o zaman vay haline.. acırım senin gibisine ( çünkü acımıştım kendim gibisine..)
    roller öyle karışır ki belki bir kişinin yaptığı hata 100 ilişkinin sorunsallarına neden olur.. ( hayatın detaylardan ibaret olduğunu ele alan en büyük bilimsel tespitlerden biri kelebek etkisi teorisidir.. en ufak hesaplama sapmalarının bile zamanla dev algoritmaları yıkabileceği bir evrende akıl almaz değildir hiçbirşey..)
    seni sevmiyorsa abuk sabuk şeyler yapmanı istiyorsa, inceden inceye görünüşünü değiştirmeni istiyor, seni sevdiğini söyleme sırası geldiğinde passaparola diyorsa hep, senin isteklerine kayıtsız kalıyorsa kişi 'ummak birşeylerin olacağını' boştur..( umut fakirin ekmeğidir ama boş sofrasında..) herkes söyler ya hani 'görünüş önemsizdir' diye, bu da tamamiyle yalan birşeydir milenyumun kulvarlarında koşturdukça .. michel(le)'ler çoktur seda(t)ları ağlatan, seda(t)'lar da başkalarından çıkartır hıncını (bkz: halka), ya da işlerine verir kendini yeni aşk yaraları açmaktansa seçilebilecek en doğru şıktır belki de.. birşeyler üretmek iyi olabilir küllerinin üzerine yitik sevginin...( yeni bir sevgi kurmadan önce onları süpürmeyi ihmal etmek onlara yenilerinin eklenmesine neden olur sadece..)

    michel'e saplanmak çilekli kocaman bir pastaya yumulmuşken( bugünü yaşarken ) gözünüzün önüne solmuş bir gülü getirmekten farksızdır.. hüzün verir sadece..( gülün o geçmişte kalan mest edici kokusu hatırlanmaz.. bir tutam siyah boydan boya beyaz bir tuvalin içine etmeye yeter.. renklerin adaleti yoktur..) hem çilekli pasta hiç mi hiç ziyan edilesi birşey değildir..

    (anouk chapman*'ı andırıyor.. pasta daha da bir tatlanıyor her defasında sırasını savana kadar playlistte..)
  • aradiginiz parca beatles'a aitse (bkz: michelle)
  • (bkz: michel comte)
  • bu deli manyak kadinin* yaptigi, kus tuyu hafifliginde ancak 10 pasli bicak gucunde bir sarki. hayatlarinin bir noktasinda, bir michel'i olmus herkesin kanina dokunur illa ki.
    gune baslamak icin pek ideal bir parca degil ancak sabahin ilk saatlerinin sessizliginde bunyeye iyi geliyor sanki.
  • anouk'un şarkının klibindeki 24 ayar dişlerini aklımdan atamadıgımdan,tadına varamadıgım şarkısı.
  • anouk hanımefendinin tecrübelerinden de destek alarak; kendine bağlatan, sevdiren sevindiren, sonra da terk edip giden sarışın fransız erkeklerine cins/tür farketmeksizin pek yakışan isim..