1. ağır siklet ses sanatçısı.
  2. eski tür* assolistlerin son örneklerindendir. iyi eğitimli ve kuvvetli bir sesi vardır. türk sanat müziğine yıllarını vermiş ve sözlükte bu noktaya kadar sadece 1 entri ile yer alması hayret edilesi bayandır. vurgun şarksının sahibidir. saba adında bir kızı vardır, ted ankara koleji mezunudur.
  3. esasen ankarali'dir. ankara radyosu'nza girdikten sonra ilk kocasinin da yardimlariyla piyasaya girmistir. 1970lerde basladigi san'at hayatinda halk tarafindan oldukca tutulmus, bu donemde klasik eserleri buyuk bir yetkinlikle seslendirmistir. 80li yillarda ise ununu daha da pekistirmis, bu senelerde klasik eserlerin yaninda gunun moda sarkilarini da yorumlamistir. ancak bu parlak konumunu 90larin ortalarindan itibaren maalesef kaybetmistir, bunun en onemli nedenleri ise turk muzigindeki durgunluk, hastaliklari ve arabesk-fantaziye yonelmesidir. ancak yine de oldukca guclu bir yorumcumuzdur, bir de ickili sahneye cikmasa...
  4. 90ların başında kaset satışları iyice patlamış, amma velakin aynı istikrarı sergileyememiş, bağımlılık yaratan maddeler kullandığı söylentileri kulaktan kulağa yayılan, eski performansını da yitirmiş sanatçı, tsm yorumcusu... ilk akla gelen (bkz: vurgun)
  5. müziğe 1967 yılnda ankara radyosunda ba$lamı$tır.
  6. kendi halinde, siradan bir sarkiciyken, vurgun'un ardindan birdenbire "tsm'nin duayeni"(!) ilan edilen bir sanatci. o zamana kadar tek bir kayda deger sarkisi yokken, birdenbire tum sohbet programlarina cagrilmaya baslamis, hepsinde de hatuna tsm klasikleri okutulup, "o kadar mest oluyoruz ki, yani o kadar olur..." havalarina burunulmustur. ozellikle cem ozer neredeyse her hafta bu kadini programina cagirip "aman da ne guzel soyluyor, ruhuma nasil isliyor..." havalarinda, ruhtan ve muzikten ne kadar anladigini bizlere gostermistir.

    kontrolsuz bir vibrato'ya sahip, ve tizlerde iyice zivanadan cikan bir sese sahiptir. zaten pek de guzel bir sarki olmayan (ve soylemesi cok kolay olan) kar yanginlari'ni, fazla bir muzik egitimi olmayan popcu gulay eralp kadar bile okuyamamis, tizlerde cok pis detone olmustur.

    telaffuzu bozuktur; ü harfini u^* olarak okur, ozellikle "dün" derken insanin icini daraltir. nefes alma teknigi yetersizdir; sarki soylerken nefes nefese kalip, koca bunyesine oksijen yetistirmeye calisirken, yerli yersiz bagirarak usulun, makamin icine eder! estetikten anlamaz; o yagli vucuduna bakmadan seffaf* giysiler giyecek kadar pervasizdir.

    ayrica, cok saglam kaynaklardan, son derece kaprisli oldugunu duydugum bir insandir kendisi. bunu, emek sarfetmeden bir yerlere gelip, surekli pohpohlanan bir insanin sonunda simarip, ne oldum delisi olmasina bagliyorum. ha, bir de kokain masasinda dunya tatlisidir deniyor, ama bilemiyorum*.
  7. türk sanat müziği dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olmasına rağmen hep eksik, yanlış, şarkının lezzetini bozan bir şeyler var gibidir söyleyişinde. hele zeki müren'in ölümünün hemen sonrasında yapılan düetimsi albümde şarkıları tamamen ayrı telden okuyarak rahmetlinin şahane yorumunu da bozmuş, güzelim şarkıları neredeyse dinlenemez hale getirmiştir. böyle bir işe girişildiğinde şarkıyı söyleyenler arasında bir uyum sağlanamsı gerektiğini, bu konuda çaba göstermesi gerekenin de artık zeki müren olamayacağını fark etmiş olsa, ya da kendisine bu hatırlatılmış olsa, düet bilmemnesi albümü en azından sanatgüneşininölümündenekmekyiyelim çabasının ötesinde ve dışında bir şey olarak değerlendirilebilirdi belki.

muazzez abacı hakkında bilgi verin