kosimina

  • 1250
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

altınbaşak tadı veren erkekler

altınbaşak denilen nesne öyle mutfak dolabının bir köşesinde durup yenilmeyi bekler, çürümez, kokmaz, bozulmaz. muhtemelen pazartesi rejime başlıyorum kararı eşliğinde alınmış, hatta rejim kararına uygun geçen pazartesi günü kısmen tüketilmiş, kalanı ise salı günü yenmek üzere oraya konulmuştur, lakin yenecek daha lezzetli ve elbette zararlı besinler bulunduğundan kalakalmıştır.
etrafta daha renklisi, heyecanlısı, orgazmiği* varken kimse altınbaşağı yemek istemez. oysa bi şekilde yediğimizde fark ederiz ki doyurucu ve sağlıklı olmanın yanında tadı çok da kötü değildir. birazcık peynir, bir bardak çay filan derken basbaya lezzetli bir öğün sunar altınbaşak. o an hayatın geri kalanının bu şekilde beslenerek geçebileceği, bunun aman ne kadar da sağlıklı olacağı, çukulatanın, profiterolün ne kadar da gereksiz şeyler olduğu dank eder, hem çok fazla pasta yemek şişkinlik, mide bulantısı yaratırken, altınbaşak ne de güzel sindirilmektedir. daha ne isteriz ki, karın doymakta, damak zevki tatmin olmakta, ebedi sağlık ve güzellik garanti altına alınmaktadır.

altınbaşak tadı veren erkeklerle ilişki de bu fikrimiz değişmeden geçirilen sağlıklı beslenme dönemine benzer, süresi genelde burger kingin önünden geçene kadardır, adı geçen altınbaşak tadı veren erkekler aslında gayet lezzetli ve sürdürülebilir bir hayatın ve düzenin simgesi olsalar da en önemli "kusur"lar çikolatalı sufle olmamaktır.

devamını okuyayım »
29.04.2005 11:58