şükela:  tümü | bugün
  • banka yoluyla bana göndereceği borcu için, havale açıklamasına "nafaka ödemesi" yazarak beni bütün garanti bankası personeline rezil etmiş bir iblis.
  • gezi olaylarındaki tavrından hoşlaşmayanlar gidip badem bıyıklı asrın edebiyatçılarını okuyabilirler. bu ülkede edebiyat başta bilimum sanat dalları "çapulcular terörikler odtülüler :((" diye aşağıladığınız gençliğin tekelinde. hâlâ kabullenemediğiniz bir şey var: sanat muhaliftir. orhan veli'den cemal süreya'ya, nazım hikmet'ten sabahattin ali'ye bugün yaşasa "gezici provokatör" diye yandaş gazetelerinizde manşet attıracağınız insanlar bu ülkede edebiyatı oluşturur. siz de gider uğur ışılak'a sanatçı, necip fazıl'a üstad dersiniz bir 100 sene daha. evet bir aktroll'e cevap vererek başlığı kirlettim eksilerimi alayım.
  • bu ayki sayısında son zamanlarda yeniden revaçta olan ütopya ve distopya türlerine değinilmiş.

    seçilen konu oldukça sağlam olmasına rağmen içeriğinin beni tatmin etmediğini belirtmek isterim. çünkü genellikle distopik eserlere ağırlık verilmiş (gerçi pesimizmin tavan yaptığı şu günlerde başka ne beklenebilir ki).

    özellikle üç roman üstüne eğilmişler: orwell'ın nineteen eighty-four, huxley'nin brave new world ve hepsinin ilham kaynağı olan zamyatin'in " biz" adlı romanları. bilindiği üzere üçü de distopik yapıt.

    makaleler aslında sağlam ve doğal olarak biraz ağır. ardından en sona da temel ütopya ve distopya klasiklerinin listesini vermişler. iyi hoş da en azından birkaç satırlık bilgi verilebilirdi, biraz havada kalmış o liste.

    bu ayki sayısında beni daha çok tatmin eden yazı ise çevirmenler buluşması üstüne olandı. sıradışı tolstoy resimlerinin eşlik ettiği yazıda çok ilginç detaylar var.
  • son sayisiyla birlikte türk edebiyatinda öykü acisindan büyük bir bosluk yaratan adam öykü'yü uzun yillar boyunca basariyla yönetmis semih gümüs 'ün önderliginde hayat bulan yeni öykü dergisidir. ancak adam öykü’den hem tasarımi hem de güncel kültür-sanat haberleri de içermesi bakımından farklilasmakta, bu anlamda daha hareketli bir karakter cizmektedir.

    ilk sayisinda john updike, natsume souseki, nezihe meriç, murathan mungan, faruk duman, inan çetin, müge iplikçi, murat yalçın gibi öykücülerin öyküleri bulunmakta. bunun disinda yeni öykü yazarlarina da kapilarini acacaklarini müjdeliyorlar.

    öteki edebiyat dergilerin geleneksel tutumunun dışında sıra dışı bir dergiyle karsi karsiyayiz denebilir. türk ve yabanci yazarlarin öyküleri yaninda “günün konusu”, “bu kitapları kim çevirdi?”gibi cesitli bölümler de her ay bulunacak. ayrica cesitli edebiyatcilarla yapilmis söylesilere de rastlamak mümkün. örnegin ilk sayida ferit edgü ve doğan hızlan ’la yapilan söylesiler okunabilir.türk edebiyati acisindan oldukca heyecan verici bu yeni dergi umarim var olan büyük bir boslugu dolduracak.

    hem semih gümüs 'e, hem de tüm yaratici ekibe böyle bir icerige sahip yeni bir dergi olusturma yüreklilikleri icin cok tesekkür ediyor, cok uzun soluklu ve basarili bir dönemi acmis olmalarini diliyoruz.
  • gezi parkı eylemlerine kayıtsız kalmadığı için eleştirilen dergi. ideolojisi nedir ne değildir bilmem. savunduklarınız iktidarın, muktedirlerin hoşuna gitmediğinde, onlara ters düştüğünde illa bir ideolojinin savunucusu mu olursunuz? ya da özgürlüklerden yana olunca mı? (gerçi her tavır ideolojiktir, kabul. ama bunların anladığı anlamda değil. bunlar dedim, başbakan gibi konuştum.) gezi parkına da geldiler, notos dergisini ve kitaplarını dağıttılar. sağ olsunlar. zaten o dergiyi alanlar gezi parkındaki insanlar, kadınlar, erkekler, gençlerdir. kayıtsız kalsalardı daha da almazdım, diyemem ama buruk olurduk. evet edebiyatı için alıyorum bu dergiyi. ama edebiyat da hayattan kopuk bir şey değil ki! bunu en iyi gezi parkı eylemlerinde, duvardaki, yerlerdeki yazılamalarda, atılan sloganlarda gördük.
  • son sayısında ece ayhan'ın daha önce yayımlanmamış iki kısa öyküsüne yer vermiştir.
    'dışarsı ve içersi' ve 'büyük şehre giden adam'...
    arşive alalım.
    'direniş günlerindeydik. aklımızla, bilincimizle, düşüncelerimizle, vicdanımızla...' diyerek kendilerinden beklediğimiz gibi gezi parkı olaylarına da gayet kayıtlı kalıp, doğru olanı yapmışlardır.
  • notos 50. sayısında en önemli 40 roman kahramanı soruşturmasını açıklamıştır. bunlardan ilk 15'i :

    1-) rodion romanoviç raskolnikov
    (fyodor dostoyevski, suç ve ceza)

    2-) don quijote
    (miguel de cervantes saavedra, don quijote)

    3-) anna karenina
    (lev tolstoy, anna karenina)

    4-) ince memed
    (yaşar kemal, ince memed)

    5-) emma bovary
    (gustave flaubert, madam bovary)

    6-) gregor samsa
    (franz kafka, dönüşüm)

    7-) zebercet
    (yusuf atılgan, anayurt oteli)

    8-) joseph k.
    (franz kafka, dava)

    9-) ilya ilyiç oblomov
    (ıvan gonçarov, oblomov)

    10-) meursault
    (albert camus, yabancı)

    11-) selim ışık
    (oğuz atay, tutunamayanlar)

    12-) jean valjean
    (victor hugo, sefiller)

    13-) clarissa dalloway
    (virginia woolf, mrs. dalloway)

    14-) c.
    (yusuf atılgan, aylak adam)

    15-) holden caulfield
    (j.d. salinger, çavdar tarlasında çocuklar)

    bunlardan 10 tanesini okuma şansını yakaladım ve 2 tanesiyle de ilgili film vs. ile tanışmıştım. tamamlanacak güzel bir okuma listesi kazandırdı bana.

    ek: diğer kahramanları internette bulamadığım için paylaşamıyorum. dergiyi tekrar okuma fırsatı yakaladığımda eklenecektir.
  • 25. sayısında faulkneri kapak konusu yapmış edebiyat kültürü dergisi.

    eğlenceli javier marias yazısı dikkate değer (yazınsal yaşamlar isimli kitabında da vardır.) bundan başka romanlarıyla bilinen faulkner'in emely için bir gül başlıklı bir hikayesi mevcut. hikaye şahane... daha önce duman'da vardı sanırım. onu bırakalım da artık bir collected stories of william faulkner zamanı gelmiş çatmış. bu hikayeyle onu anlamış olduk.

    dergideki cemal bali akal incelemesi de ilgi çekiciydi. konu bi'kere ilginç; edebiyatta spinoza; ama c.b.a. da şahane yazmış.

    belirtmeden geçmeyeyim, ahmet ümit'in röportajında uyuyacaktım nerdeyse. son bir kaç söyleşidir dikkat ettim sorular ne olursa olsun yazarın cevapları hep aynı. hayır sorular devam ediyor, yazar efendinin cevaplar hiç alakasız. allah röpotorüne sabır ihsan etsin.
    dikkat çeken başka bir şey de her röportajda mutlaka bir dostoyevski bahsinin olması, mutlaka lafı evirip çevirip "edebiyat insan ruhunu inceler" cümlesine gelip dayanılması. yani bunlardaki amaç okur tavlamaksa tamam gene anlayacağım da ahmet ümit gerçekten de inanıyorsa, bunlara ztrilyon kere tekrar etmesinin anlamı ne? kırk kere söyleyince öyle mi olacak, ya da o söyledi diye amenna mı diyeceğiz.
  • sabah sabah, almak için girdiğim kitabevinde, hakkında duyduklarımla sevindirmiş dergi.
    tabii varlığının, çıkışının sevincini saymıyorum...

    -merhaba; notos öykü var mı acaba?
    -hımm. defalarca tükendi ama bir bakayım; kalmış mı?

    düşünebiliyor musunuz? bir öykü dergisi "defalarca" tükenip tükenip yeniden raflara konuyor. tabii az basılmış, kitabevince numunelik birkaç tane alınmış olabilir; ama yine de...
  • selim ilerinin cehennem kralicesinin olumler aski bolumunde artik yabancilasmis sevgili icin kullandigi benzetme..