şükela:  tümü | bugün
  • ankara'da şüphelibir araç takibinden şüphelenen anayasa mahkemesi başkanvekili.

    şüphenilen araç, polis araci cikmis,
    neler oluyor diye sormaya gerek yok,
    her sey belli sanirim.

    (bkz: http://www.milliyet.com.tr/…5.2008&kategori=siyaset)

    (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/…400.asp?gid=229&sz=1892)
  • anayasa mahkemesi uyesi hakim. bir arac tarafindan takip edilmis, takip eden arac, paksut durunca durmus. bunun uzerine osman paksut polise haber vermis. polis gelmis ve takip eden aracin polis araci oldugu ortaya cikmis. ama tabi denk gelmis, yoksa aslinda polisimiz asla oyle seyler yapmaz
    http://www.radikal.com.tr/…13.05.2008&categoryid=77

    daha once hukumet aleyhine konusanlarin basina gelenleri dusununce, iki gun sonra youtube'da videosunun cikmasini bekliyorum.
  • alanında gayet basarılı, didnar oldugu bilinen (saklamadığı için) nevzat tarhan hocanın bir tesbiti de var allta. olaya tek mercekli x'den bakan arkadaslara bir y mercegi de bizden olsun. kendisi istenildigi kadar bok atılmak istensin mesleginde gayet başarılıdır.

    bu arada paksüt 28 mart tarihli bir gazete haberinde okudugum kadarı ile, dogu perincek'in yardımcı ile yaptıgı konusmada geciyor ismi dolaylı olarak. bu da gözden kaçmış olabilir.

    mesleki uzmanlık fakktorunu icine alacak sekilce ekliyelim o zaman yazının gerekli taraflarını..

    mesleki düşünce bozukluğu

    aşağıda sayacağım belirtileri gösteren bir psikiyatri uzmanı “mesleki düşünce bozukluğu” hastalığına tutkun olduğu düşünülür ve hastaya yardım etmekten men edilir.

    mesleğin özüne aykırı davranmaya neden olacak bu belirtiler yargıçlık içinde reddi hakim gerekçesi olmalıdır.

    1-entellektüel ve ahlaki açıdan herkesten üstün olduğunu düşünmek.

    2-yardım ettiği, sorununu çözmeye çalıştığı kişilerin duygularını anlamakta ciddi zorlama yaşamak.

    3-kendi yaşadığı stresin farkına varmamak.

    4-insanlarla açık iletişim kurmakta ciddi engelleri olmak.

    5-karşısındakini hiçe saymak, kaba davranmak, iletişimde katı bir tutum takınmak.

    6-karşısındakini dinlememek, sık sık sözünü kesmek.

    7-korku, kaygı ve endişelerini kontrol etme konusunda ciddi zorluklar yaşamak.

    8-üstünlük duygusu taşımak. kendisini çok önemli, çok zeki, çok üstün görmek.

    9-üstünlük duygusunu zedeleyerek eleştirilere orantısız, aşırı tepkiler vermek.

    10-insanları kendi üstünlüğüne karşı hareket ediyor gibi düşünmek.

    11-mesleğinin özünün adaleti kamu vicdanı adına tevzi etmek olduğunu unutmak. mesleği güç ve iktidarı için aracı olarak kullanmak.

    12-yargıladığı kişilerin dürtü ve arzularına orantısız, aşırı tepkiler vermek.

    yukarıda saydığımız maddeler birer ölçüt, uyup uymayacağının kararını olayı inceleyenlere bırakalım.
    bilindiği gibi sayın yüksek yargıç osman paksüt eşi ile yemeğe giderken aniden arabasını sağa çekip kendisini dinlediğini düşündüğü bir arabayı durdurup aramak istiyor. ankara emniyet müdürünü arıyor. emniyet müdürü sayın yargıcın ayağına geliyor. olay anlatılınca kuşku dağılıyor ve hakimimiz yemeğine gidiyor.

    gizli eylemleri olmayan bir hakim dinlenmekten korkmaz. bu derece korku içindeki bir hakim sağlıklı bir karar veremez.

    eğer dinlenilmesini istemediği görevi ile ilgili gizli bilgileri konuşuyorsa eşi ile öğle yemeğine giderken iş takibi yapmış olmaz mı?

    ister gizli eylemleri olan bir yargıç olsun, ister korku içindeki bir yargıç olsun iki durumda da tarafsız, nesnel, önyargısız karar veremeyeceği için sayın paksüt istifa etmelidir.

    çünkü sayın paksüt aşırı ve orantısız bir tepki vermiştir. yetkisi olmayan taleplerde bulunmuştur. kendisini özel ve önemli, yasalar üstünde gördüğü izlenimi doğmaktadır.

    (bkz: nevzat tarhan)
    http://www.haber7.com/…rtikel.php?artikel_id=142814
  • (bkz: #13267347)
  • o değil de, adı osman yerine metin olsaymış şahane olacak olan kişi.
  • olayin vahametini ortbas edip dikkati baska yerlere cekmeye calisanlarin istifa etmesini istedigi anayasa mahkemesi baskanvekili.

    neymis gizli isler cevirmese suphelenmezmis, is takibi yapmismis, asiri tepki vermismis de artik saglikli karar veremezmis. yahu adam uzun suredir ayni tur araclar tarafindan izleniyorum diyor, sonunda birini durduruyor o da polis cikiyor. daha ne asiri tepkisinden bahsediyorsunuz. davanin gidisatinin ne yonde olacagi hakkinda en ufak bir bilgiye dahi ihtiyaci olan kisiler mevcut degil midir. bu durumda baskanvekilinin izlenmesi/dinlenmesi icin gizli isler cevirmesine falan gerek var midir. baskanvekilinin bizzat polis ya da polis icinde cetelesmis gucler tarafindan izlenmesi/dinlenmesi olasiligi en azindan arastirilmasini, uzerine gidilmesini gerektirecek kadar onemli degil midir. daha olayin ne oldugu bile ortaya cikmadan saglikli karar veremez istifa etsin falan diyen saksakcilarin amacini gormek icin kahin olmaya gerek yok.
  • sayesinde dincilerin ahlaksiz olmasi olgusunun somut yansımalarını gördüğümüz yüksek yargıç. o kadar utanmaz, o kadar ahlaksız, o kadar arsızlar ki mağduru olduğu bir durumdan dolayı bile osman alifeyyaz paksüt'ü suçlayacaklar neredeyse. "takip edilen yargıç doğru karar veremez." de derler yakında.
  • "... yunan sivil polisi, zaman zaman atina’daki türkler üzerinde psikolojik baskı kurmak istediğinde, onları yakın takibe alırdı...
    durup dururken, motosikletli polisler sizi izlemeye başlardı...
    bazıları yanınızdan vın diye geçip giderdi...
    bazıları her gittiğiniz yerde sizi takip eder, sinirinizi bozardı...
    amaç “biz buradayız, hareketlerine dikkat et” demekti...
    bir askeri ataşemizin mercedes marka otomobilini de bu şekilde evinin önünden yok ettilerdi...
    zaman zaman da türk diplomatların arabalarının lastikleri indirilirdi...
    bunlar psikolojik savaş yöntemleriydi..."

    (http://www9.gazetevatan.com/…4&categoryid=4&wid=136)
  • takip edilmediğine kendisi de ikna olup şikayetçi olmamış kişi. ancak gelin görün ki bir de şu var:

    alıntı:-------------------------

    oo, emin çölaşan beyler de gelmiş!

    anayasa mahkemesi başkanı paksüt'ün "dinleniyorum" diye ortalığı ayağa kaldırması, gizli bir buluşmayı ortaya çıkardı. bakın "tesadüfen" aynı masada kimler kimler varmış.

    zaman yazarı bülent korucu bugünkü yazısında paksüt'ün yaptığı hataları sıralarken "paksüt'ü bu hatalara zorlayan şey, yanlış zamanda yanlış kişi ile görülme endişesi olabilir mi?" diye soruyor ve bir dönem erdoğan'ın en yakınında bulunmuş, şimdi kanlı bıçaklı biri olan turan çömez'e dikkat çekerek, "normalde hâkimler önlerindeki dosyanın selameti açısından davalının dostlarıyla olduğu kadar düşmanlarıyla da mesafeyi korur" diye yazdı.

    "zaten görüşmeyle ilgili rivayetler de muhtelif. kimine göre eşli bir yemek, kimine göre çömez'in arkadaşlarıyla tesadüfen bulunduğu mekânda bir karşılaşma" diyen korucu, olayın sıcaklığı devam ederken ilk haberi yapan internet sitesi'nin (hürriyet.com.tr) 'eşli yemek' alternatifini tercih ettiğinin altını çiziyor....

    olayla ilgili sır perdesini biraz daha arayan ilginç bir köşe yazısı ise "dinleme olayı doğru" diyen emin çölaşan tarafından yazıldı. böyleve herkesin orada neler olduğunu merak ettiği bir anda ünlü gazetecinin de ankara tenis kulübü'nde olduğu ortaya çıkmış oldu.

    fakat orada olan tek gazeteci emin çölaşan değil. tesadüfe bakın ki olayı ilk duyuran ve eşli toplantı olduğunu belirten sitenin ağır topları da orada: fatih çekirge ve saygı öztürk...

    tesadüf değil randevulu buluşma

    işin ilginç yönü, bu gazetecileri 'tedadüfen orada buluşturan ismin fatih çekirge olması...

    çölaşan, habertürk sitesinde yayınlanan yazısında orada bulunanları şöyle deşifre ediyor: "fatih çekirge beni yemeğe davet etmişti. saygı öztürk de vardı. ben tam tenis kulübünün kapısından içeriye girdiğim anda birden bir olayın ortasına düştüğümü hissettim. fatih ve saygı da geldi.

    osman paksüt'ün eşi ferda hanım bize şunları söyledi: 'polis bizi hem dinliyor hem de takip ediyor. biz bunlardan bir tanesini yakaladık. arabada dinleme cihazı var. ve bu uzun süredir devam eden bir olay. biz bunların plakalarını aldık'

    o sırada osman bey turhan çömez ile başka bir masada oturuyordu. ferda hanım çok siniriliydi haklı olarak..."

    şimdilik sır perdesi bu kadar aralanabiliyor. zamanla bakalım daha ne 'tesadüfi' tanıklar, daha neler orataya çıkartacaklar...

    haber 7