şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kapitalizm)de arti deger somurusunun ortaya cikardigi gelir duzeyi ve harcanan emegin ters orantili oldugu olgu.
  • koklama efectinin turkcesi (bkz: sniff sniff)
  • yav$ama platformu
  • okullarda öğretim yapılan yerler...
  • (bkz: boktan sinif)
  • hoca kursusunun onu ineklerin toplandigi cam kenari , butun haylazlarin hoca gozunden uzak oldugu duvar kenari ve bu tanimlamalara uymayan kendi halindeki diger insanlarin oturdugu orta alan seklinde uc bolumden olusan ogretim yapilan yerler.
  • üretim araçları karşısındaki nitelikleri aynı olan ve bunun bilincine varmış insan topluluğu.(bkz: marx)
  • rıfat ılgaz 'ın 1944 yılında sıkı yönetime ragmen çıkarttığı şiir kitabı. kitap 1000 adet basılmış, kapağının kırmızı, adının sınıf, yayınevinin devrim kitabevi olması gibi nedenlerden satışa çıktığının 25. günü toplatılıp yok edilmiştir.kitabın yasaklanışının ardından rıfat ılgaz kaçmak zorunda kalmış,bu kaçış öyküsü ise yazarın karartma geceleri kitabına konu olmuştur.
    yazarın hayatı boyunca sahip olamadığı bu kitaba oğlu aydın ılgaz ulaşmış ve kitabın yeni baskılarını çınar yayın evinden yapmıştır. toplanılan 44 baskısı sınıf kitaplarından arta kalan bir kaç kitap meraklıların kütüphanelerinde halen yerlerini korumaktadır.

    (bkz: rıfat ılgaz)
    (bkz: karartma geceleri)
    (bkz: cınar yayınevi)
  • üretim ilişkileri bağlamında benzer deneyimleri paylaşan insanlar bütünü. bu insanlar bütününün sınıf olabilmesi için ortak bir bilinç oluşturmasına gerek yoktur. sınıf, sınıf bilincinden önce de vardır. bu durumdaki gruba kendisinden sınıf (class in itself), sınıf bilincini oluşturabilmiş sınıfa ise kendisi için sınıf (class for itself) denebilir. sınıfın kavramsallaştırılmasında iki eğilim ağır basıyor. birincisi daha çok weberyan sosyolojinin ve bir yere kadar da yapısalcı marxismin kabul ettiği "sosyal yapıdaki yer" anlamına gelen sınıftır. bu tanımlamada belirleyici etmen ekonomidir, toplumun gelir yapısındaki seviyeleri ifade eder. ikinci eğilim ise sınıfı bir süreç olarak görür. bu kavramsallaştırma biçimine göre sınıf, üretim ilişkileri içerisinde edinilen ortak deneyimlere dayanır. benzer deneyimleri yaşayan insanlar sınıfı teşkil ederler. daha sonra bu ortak deneyimlerden yola çıkılarak bir sınıf bilinci oluşturulabilir. tabi bu bilinç hiç oluşmayabilir de. süreç olarak sınıf diyebileceğimiz bu ikinci tanım, ilki gibi determinist değildir ve yapının karşısında aktöre daha fazla hareket alanı tanır.
  • rıfat ılgaz'ın sınıf adlı şiir kitabında bulunan aynı adlı şiiri:

    bizim kadar feyzi hoca da
    yaka silkerdi kadıoğlu'ndan;
    kime çekmiş derdi, bu yezit...
    öyle ya, iyi adamdı babası,
    kapısı açıktı otuz ramazan
    memleketin ileri gelenlerine.

    alikıran, başkesendi, sınıfta,
    lafı ağzımıza tıkar
    zorla dinletirdi, ineklerinin
    kaçar kova süt verdiğini,
    motorlarının gülcemal'i
    nasıl geçtiğini, çaltıburnunda.
    ve sen, gözünü budaktan esirgemeyen
    halil'im,
    kıyı kıyı kaçardın sohbetimizden.
    yemek paydosunda bizden saklı
    bir baş soğanı yoldaş ederdin
    saçta pişmiş mısır ekmeğine.

    her salı
    sergi açardın cami önünde,
    tuz satar, yumurta toplardın
    gümrükçünün hesabına.

    biz aynı gün hesaplardık hocamızla
    şu kadar bin liranın ne getirdiğini,
    şu kadar senede.
    ertesi gün karşımızda kıvırırdın
    yarım ekmekle, çarşı helvasını,

    benim yumruğuna sıkı halil'im
    çekerdin sineye kadıoğlu'nun
    yakası açılmadık küfürlerini;
    tuhaf gelirdi uysallığın,
    nerden bilecektim onların çiftliğinde
    babanın yanaşma olduğunu.