şükela:  tümü | bugün
  • evvel vakit içinde ben de şirinlerin şirinköy'de harici mihraklar olmadıkça mutlu memnun yaşadıklarını düşünürdüm. şirinler kendi hallerince, bedrettince, ortaklaşmacı, dayanışmacı, paylaşımcı, özgeci yüksek bir cemiyet kurmuşlardı güya. ancak çizgi filmin çizeri peyo'yu tanıdıkça ve şirinleri şeytanın incil'i okuması gibi okumaya çabaladıkça şirinlerin o kadar da şirin ve kızıl olmadığını ayrımsadım. mesela şirine'nin fitne fesat soksun, dirlik ve birliği bozsun diye "karaşın" ve çirkince bir dişi şirin olarak gargamel'in elceğizleriyle halk edilip de şirinlerin arasına jurnalci olarak sokulması ve daha sonra şirin baba'nın büyüyle onu bir güzel sarışınlaştırıp bir ayna güzeli haline getirilmesini dert edindim. ilk bölümde gargamel, şirinleri sevecen oluşlarından, kalplerinden vurmaya karar verir ve sihirli mavi kil parçasıyla aralarına bozguncu bir dişi şirin yollamaya karar verir. kadın birçok kültürde de bozguncu, fitne fesat sokucu, yuva bozucu değil midir zaten!? peki şirine'nin bileşiminde ne vardır? "biraz şeker ve biber, bir damla timsah gözyaşı, biraz da yalan, biraz kaynana dili ve kalp yerine sert bir taş." gerçekten de şirine, o vakte kadar tamamen erkeklerden oluşan köyün tek dişisi olur. şirinköy'ün kadınsızlığını akılla izah etmek mümkün mü!? zaman zaman şirine, dişiliğinden ve de köyün tek dişi şirini oluşundan ötürü diğer şirinler arasında rekabet, ödül ve arzu nesnesi olarak yer alıyor. şirine, köyün gündelik örgütlenişinde hemen hemen hiçbir şekilde vazife üstlenmiyor. o sadece evinin önündeki çiçekleri sulayan, aynadaki aksine vurgun bir şirin.

    ya sonra şirin baba'nın tek adam rejimine ne demeli!? şirin baba, köyün "büyücübaşı" olarak bütün metafizik süreçlerin yönetimini tekelinde bulunduruyor. şirinlere mütemadiyen nasihat eden ve tembihlerde bulunan şirin baba üzerinden ata kültü oluşturuyor çizgi film. ne zaman şirinler, şirin baba'nın sözünün dışına çıksa şirinköy bir tehlike ve tehdide maruz kalıyor. yani kılavuzu şirin baba olmayanın burnu boktan çıkmıyor. şirin baba, şirinleri sürekli köyün haricine çıkmamaları hususunda ihtar ediyor. köyün büyü işlerinden sorumlu bakanı olan şirin baba'nın vazifesine şirk koşan gözlüklü, köyü daima fahiş tehlikelerin kucağına atıyor. yani şirinler ne zaman şirin baba'dan, ebeveynden, otoriteden, baba bağımsız davransa bir pürüz neşet ediyor. işte tam da bu noktada çizgi film muhafazakar bir ideoloji içeriyor.

    değinmek istediğim bir başka husus da şu: şirinler her ne vakit köy hudutlarının dışına çıksa, yani evinin dışına çıksa bir musibet tebelleş oluyor. bu da evin dışının tehlikeli, evin içinin ise güvenli, korunaklı bir yer olduğuna dair muhafazakar söylemi onaylıyor. ev ve gemi mecazları muhafazakar/sağ ideolojilerce daima kullanıma sokulur ve sol, her daim evi reddeden, evi terk eden kaçkın, firari, hain, ahlaksız, başıbozuk çocuk olarak hakaretlere maruz kalır.

    çizgi filmin henüz girizgahında, uslu bir çocuk olursak belki bir gün şirinleri görebileceğimiz söylenir. devlet de şayet uslu bir yurttaş yani "tebaa", yani "reaya" olursak o şefkatli ve sıcak kollarını bizden esirgemeyeceğini vaaz eder daima. nietzsche'nin "o soğuk canavarların en soğuğu" olarak tasvir ettiği devlet, eğer sağduyulu, akıllı uslu olursak sırtımızı sıvazlayacak, kafamızı okşayacaktır.

    ortodoks solcu arkadaşlarımız şirinlerin "kızıl bayrak altında yaşayan küçük mavi adamlar" olduğu romantizmini yürürlüğe soktular. ancak bence "şirin baba'nın maddi ve manevi kişiliği etrafında toplanmış mavi yaratıklar" olarak tanımlanmaları daha yerinde olacaktır. şirinköy'de herhangi bir meclis, şura, komisyon, karar alma süreci yoktur. şirin baba, yegane otorite figürü olarak ve şirinler adına en doğru ve hayırlı olan kararları alan mercidir. bütün şirinler, baba şirine tabidir, yani onun tebaası, uyruğudur. elbette şirin baba bunu müstebitçe, tedhiş (terör) yöntemleriyle kotarmaz. bütün şirinlerin rızasını kazanmıştır. bu ideolojik bağlılık bir bağımlılık ve acziyet de getirir şüphesiz. şirin baba'sız şirinlerin hali nic'olur!? ama ne var ki şirin köy, geçtim doğrudan demokrasiyi, temsili demokrasiye dair bile hiçbir kurum ihtiva etmeyen bir köy yapısı arz ediyor. yasama ve yürütme ve yargıyı kendi tekelinde bulunduran "güler yüzlü tek adam otoriterizmi" gibi bütün bu süreçleri yürüten bir şirin baba mevcut.
  • gözlüklü şirin troçkiyi tasvir etmiyor mu yani?