şükela:  tümü | bugün soru sor
  • genelde 1 kilo süt diye alınan süttür bunlar. 1 kilo yerine 1 litre süt deyince garibim sütçü şöyle bir la havle bakış atardı size.
  • özellikle annemin alıp tadına doyamadığım tazelikte yoğurt yaptığı sütlerdi bunlar, evet.
    (bkz: bir devre tanıklık etmek)
  • sütçünün sütü ölçeğinden tencereye boşaltırken çıkan o tuhaf ve orjinal şırıltıyı şu saatte yine hatırladım.
    evet bambaşkaydı o süt.sütçü kapıyı çalardı, anneye süt alınacak mı diye sorulurdu ve duruma göre bir bakır tencereyle veya mahçup bir yüzle kapı açılırdı...
    hey gidi günler hey...
  • uğruna teyzelerin saatlerce ellerinde kovalarla apartmanlarda bir o tarafa bir bu tarafa koşturararak kapıştığı süttü bir zamanlar, hatta bizim evde annem mesgul oldugu zaman o sut yuzunden surekli sen al ben al kavgaları yaşanırdı, niyeyse gidip sütçüden süt almak ağırımıza giderdi, çocuk aklı..şimdi o sütçü kornalarını duyamaz, teyzeleri göremez olduk*
  • hiç nostalji yapıp hoş hatıralarla anamayacağım bu sütü; zira bizim sokağın sütçüsü sanırsam pancar küspesi yedirirdi ineğine ki süt de bir garip kokardı.

    ilk okulda sabahçı olduğum vakitlerde hava daha aydınlanmadan ağzıma dayanan koca bir bardak dolusu süt o zamanlar korkulu rüyamdı.
  • özal'dan sonra süte su karıştırınca tat mat alınmaz, sütlaçlar pişmez oldu.
  • kutu/sise sutlerinden daha dogal oldugu muhakkak fakat tarihe karismis olmasi yuzunden hic mi hic uzulmuyorum.
    bu sut alininca herhangi bir sey (yogurt, sutlac, icmek) yapmadan once gerceklestirilmesi elzem islemler vardi. once sut tulbentle suzulur boylece icine karismis bulunan toz kil tuyden kurtulunurdu. sonra sut bir guzel kaynatilirdi. bu kaynatma esasinda muhakkak ki ocak ustunde unutulur ya dibi tutar, ya tasardi. ocaktan veya tencere dibinden yanik sut temizlemek istemeyen anneler de ya basina cocuklari (biz) nobetci diker ya da tencerenin kenarina tereyagi surmek gibi ise yaradigini gormedigim puf noktalari uydururlardi.

    benim icin asil iskence ise o sutun kaymagiydi. dilime degecek en ufak bir kaymak midemi fena halde bulandirdigi icin bu sutu asla icemezdim, kokusunu falan coktan gectim. annem de israrla "suzdum kizim yok kaymak falan" "aldim ben kaymagini" gibi seyler soyler (ki yalan degildiler) ve agzima dayardi bir bardak sicak sutu. zayif bir cocuktum, sanki sut icmesem olecekmisim gibi israr ediyordu annem. hayatimda maruz kaldigim en buyuk iskencelerden biri buydu: ogure ogure sut icmek, hala nefretle anarim. agzimi siki siki kapatmak kar etmediginden uhuyla yapistirasim gelirdi. annem hic vazgecmedi.

    derken aoc'nin sise sutlerini kesfettim. soguk icilebiliyordu (pastorize oldugu icin sorun degildi bu) ve de kaymaksizdi. basta urkek yaklassam da benim icin kabul edilebilir bir icecek haline geldi. o gunden sonra ev ahalisi icin, yogurt tatli icin sutcu sutu, "kucuk hanfendi icsin" diye sise sutu alinmaya baslandi. bugun bir de yagsiz sutler var piyasada ki, kokusuz, hafif, su gibi degmeyin keyfime. en sevdigim icecek sut, aliyorum kutu kutu, su yerine sut iciyorum. arada dusunuyorum, bu kutu sutlerinin geldigi ineklerin acinasi halleriyle bizim sutcu ismail amcanin ineklerinin hali karsilastirilamaz bile, vicdanim sizlamiyor degil sut icerken simdi... "free range" ineklerinden elde edilmis kutu sutune ekstra para veririm, sutcu sutune yine de tahammul edemem.

    sutcu sutu, seni hic ozlemeyecegim. tarihte gomuldugun yerde kal.
  • hijyeni, sağlıklı olması umrumda değil de, tadı gerçekten de çok leş olabilen bir süt türüdür. içerken gerçekten kendini mandıralarda, ineklerin arasında hissedebilir insan, o kadar naturel ve korkunç bir aroması olabiliyor.
  • asla içemediğim halde kaynatılıp bekletildikten sonra üzerinde oluşan kaymağın ekmek üzerine sürülüp reçel veya balla tüketildiğinde alınan tadının şimdi satılan rulo kaymaklarda bulunamadığı süt...