şükela:  tümü | bugün
  • farkli du$unenleri anasina kufrediyor sananlarin alamadigi, fikir teatisi $eklinde bir konuyu irdelemek uzerine yapilan konu$malar butunune ait bir genel kultur. birey bunu kendi istegi ile almadigi surece empoze etmek yada kabul ettirmek oldukca zor oldugu gibi cok ters sonuclarda verebilmektedir. kar$inizdakinin sozunu tamamlamasina izin vermek, dinlemeyi bilerek kar$inizdakinin hakli sozune dogru diyebilmek, hakaret etmek yerine var olan bilginizi kar$inizdakine en uygun, en anlayabilecegi dil ile anlatabilmek gibi alt dallari vardir. herkesin kelime dagarcigi bir olmadigi icin siz kendi terimsel dunyanizda goru$unuzu afilli $ekilde-size gore normal- anlatirken muhattabinizdan ukalalik yaptiginiz, edebiyat ogretmeni olup olmadiginiz gibi tepkileri almaniz cok muhtemeldir. bu sebepten oturu bir konu hakkinda tarti$ma platformu olu$turduktan sonra konuya hakim bir konumda iseniz zaten kelimelerinizi secmeniz pek sorun olmayacagindan en sade, en anla$ilir uslup ile goru$leriniz belirterek sakin bir atmosfer icerisinde oldukca guzel bir sohbet edasi ile gecirebilirsiniz tarti$manizi/fikir teatinizi/beyin firtinanizi. bu kulturu almami$ ki$ilerden uzak durmak yerine yine bir ogretmen edasi ile onlarla tarti$madan once onlara anlatmayi denemek her zaman icin iyi bir adimdir. bilgisayarda cekemediginiz bir mp3 icin harcadiginiz eforu ve o mp3'u makinaya yuklemekteki inadinizi bir kefeye koyun, diger kefeye ise bilgi eksigi bulunan bir insani, o mp3'e gosterdiginiz azmin bir miktarini bu insana harcarsaniz cok daha olumlu sonuclar elde edebilirsiniz.
  • daha onceki tartismalarin yarattigi gerginlik sebebiyle tartisilmaya deger bir karsit gorus sunuluyor ise, daha onceki bir tartisma ile mevcut konu arasinda ilinti kurulabildigi surece tartisma agiz dalasina donmez. tartisma adindan da anlasilacagi uzere tartilmanin soz konusu oldugu bir fiildir, fikirinin agirligi olmayan tavrinin agirligindan medet umup uktelerden omuz hizasi alarak sarliyorsa, o zaten tartisma olabilmek icin yeter gecer on kosula sahip degildir.

    tartisma ici denge ve uslup hassasiyeti gosterenlerin goruntude tartisma bildikleri olusumun sebep sonuc iliskisisnden de haberdar olmasi, "benim bilmedigim bazi mevzular olabilir mi?" sorusunu kendine sormasi yerinde olacaktir. hassasiyet asama asama, derece derece arttirildiginda alt tonlari da duyabilecek, tartisma kulturunun birden fazla alt teksti oldugunu gorebileceksiniz.
  • tartisma tartilan konu ve tavir uzerinden kulturunu olusturur. her konu ve iliskilerin kendi kulturu oldugundan genel ahlakdan anlasilmasi beklenen bir genisligin icinde durmak zorunda olmaz.

    argo kulturu diye de bir olusum vardir, genel ahlakin disinda oldugu icin kulturdur.

    sozluk ici ve disinda sahsiniza gosterilen bir ahlaksizlik ve hakaretsinas tavrin tartisma kulturuna uyalim, ahlakli duralim denilerek "ben senin seviyene inemem" viktoryan agizlariyla engellenebilecegi dusunulemez. tartisma geregi olarak ciktigi seviyeden umulan denkligi, inilen seviyede de gostermelidir. onemli olan kimin, nasil ve ne gerekce ile ibreyi asagi cektigini gorebilecek bir dikkat ile tartismayi takip edebilmektir. neticede tartilanlar yogunlugu sizin olcu biriminiz ve standardiniza gore agirlik kazanacaktir.
  • bu kultur, yarattigimiz bir ideadir, yapma kavramlar uzerine kurulu gerceklerden uzak bir oyundur. tartismanin amacinin, genellikle karsidakinin iyiligi dogrulutusunda bir ikna cabasindan veya toplam bilgi arttirimindan ziyade ustunluk ispati oldugu asikardir. bunu bu kadar sasali bir tespitmis gibi soylemek de gereksiz, zira herkes dereceler halinde tartisirken egosunun dizginlerini kacirir. dolayisiyla bu ego, bu guc istemi, adi her neyse, tartismayi domine eder bir hale gelir ve bu kulturu de belirleyen bir numarali etmen olur.

    bu yuzdendir ki insanlar genelde tartisirlarken karsidakinin dediklerini anlamaya pek az caba gosterirler. onun yerine ilgilenmezler ve verecegi cevabi dusunurler. hani guzel bir soz vardi, "insanlar dinlemezler, sadece konusma sirasinin kendilerine gelmesini beklerler" gibi birseydi. dinleseler bile bu, en iyi ihtimalle karsidakinin fikirlerinde bir acik yakalama sartlanmasiyla olur. bu yuzdendir ki tartisma sanatinin cogu zaman icine edilir veyahut da bu sanatin kendisi boyledir.

    yani "medeni" bir tartisma kulturune uyma motivasyonu insanin ozunde bulunmayan birseydir, dahasi onun ozune terstir. aslinda, herhangi bir tur "uygar"lik insanin ozunde olan birsey degil, sosyal yasama uyum icin yarattigi bir imajdir. (sehirler kurulali sadece birkac bin sene oluyor, oysa ki vucudumuz ve beynimizin temel fonskiyonlari hala orman yasamina gore kurulu) sonucta, kanimca boyle entel kuntel ayaklarina yatsak da icimizdeki bu egoyu kontrol edemeyiz ve mukemmel bir sekilde tartismayi ogrenemeyiz. bu isin dogasini boyle kabul edip, bu durumdan mumkun olan en yuksek faydayi saglamak lazim.

    biraz dolayli bir ornek vereyim: schopenhauer efendinin guzel bir tespiti vardi, "sevdiginizin de sizi sevdigini bilmek, ona sahip olamamanin getirdigi tatminsizligi gideremez." burada, insanin sahip olma isteginin cok temel bir durtu oldugundan, sevgi saygi gibi daha ust seviyede, daha entellektuel girisimlerin bu iradenin acligini gideremeyecegini anlatiyor.

    nasil ki "sahip olma", sevgiden ustun [konu iyice sapacak ama, sevgi denilen aslinda bu sahip olma durtusunun insanin bilincini kandirmasidir...(bkz: askin metafizigi)] ayni sekilde tartisma kulturu de bu ustunluk mucadelesinin bir boyutu oldugundan, sahip olma(kazanma), diger gorece yapay veya gucsuz degerlerden (saygi, centilmenlik, hosgoru) ustun olacaktir. yani basta da soyledigim gibi bir tartisma kulturu ideasi yaratip ona ulasmaya calismak bosa kurektir.

    ama zararin neresinden donulurse kardir. madem hicbir zaman kusursuz tartismayi ogenemeyecegiz, madem karsidakini tamamen tarafsiz ve yargisiz dinleme imkanimiz yok, o zaman biz de durtulerimizi yanilatlim. birakalim, egomuz ve hormonlarimiz ustunlugunu kanitlamaya calissin, itham etsin, ayar versin, sinirlensin.. yapacak birsey yok.. ama bunlar olurken bilincimizi hakimiyet altindan tutup, karsi tarafi gercekten anlamaya calisalim. bir oyun gibi, kendi farkindaligimizi onun kafatasi icine yerlestirip onun gozunden dunyayi gormeyi deneyelim ve argumanini sanki kendi argumanimizmis gibi dusunelim. yani gercekten, saf ve kusursuz bir sekilde anlayalim, o dusunceleri tecrube edelim.. evet tartisma kulturunu mukemmellestiremesek bile, yararlarini maksimize edebiliriz. elimizde olmadan karsidakinin goruslerine dirensek, onun acigini yakalayip yuzune vurmak istesek bile bu durtulere yeteri kadar onem vermemek elimizde. bilincimizi, demin bahsettigim metodlarla, karsidakini anlamak uzerine yogunlastirmak elimizde.

    nefret, sevgi, saygi, hosgoru, kiskanclik.. bunlarin hepsini cope atalim, birakalim egomuz bu oyuncaklarla eglensin, biz sadece anlayalim. belki de erisemeyecegimizi iddia ettigim saf tartisma kulturu bundan ibaret.
  • tartışmanın düzeyli şekilde sürebilmesi için aslında çok fazla çaba sarfedilmesi gerekmez.

    püf noktası, başkasının söylediğine kendi söylediğinden daha çok önem vermeye çalışmaktır.

    onu en derin en yanlışsız şekilde anlamaya odaklanmaktır.

    ondan sonra onun söyledikleriyle ayrıldığınız noktalar sizin için de daha net olacaktır zaten. senin şu şu söylediğini şu şu şekilde anlıyor ve böyle yorumluyorum. anlıyorum ama şu noktada bazı farklı düşüncelerim var ve sebepleri şunlardır, deyip siz de onun söylediğinizi anlaması için köprü uzatırsınız. sidik yarışından çok daha keyifli bir serüvendir aslında. ancak uzlaşmayı karşılıklı göt yalamak veya kötülükte hemfikir olmak sanmayı bırakmadıkça tabii ki bu serüvene de çıkmaya kapasitemiz yetmeyecektir. bu takdirde bagirarak konusan insanlar sürüsünden ayrılamayız.
  • genelde entrylerinden olgun olduğu izlenimi yaratmış bir sözlük yazarı bile, kendisine yöneltilen eleştirilere karşı, eleştirilen noktayı odağa almayıp, karşı tarafa saldırmayı, küçümsemeyi seçtiği için ekşi sözlük'te olmadığını görüyoruz. zaten son yıllarda sözlüğün geldiği noktaya bakarsak, tartışma kültürüne sahip insanlar olsa ekşi sözlük yazarları, burası bu kadar ilgi çekmez. kavga, dövüş, saldırı ilgi çekiyor.
  • chapter 1:
    ne kadar haklı, mantıklı, iradeli, adil, seviyeli, istikrarlı ve derli toplu düşünceler içinde olursan ol, yaşadığın veya gözlemlediğin saçmalıkları seninle aynı fikirde olmayan ya da hiç fikri olmayan kimselerin içinde de eleştirip ifade etmediğin ve dağılmayı, daha da önemlisi haksız çıkmayı göze almadığın taktirde, söz konusu düşüncelerin aslında pek bir anlamı kalmamaktadır. ayrıca, haksız çıkmak her zaman o kadar da kötü değildir. bazen hayat kurtarır.
    ya fazla düşünme, ya da düşünceni kendi üslubunca ifade etmek için çaba göster. arada kalmak hindiliktir. hindilerin yılbaşında etleri yenir. "kabaramazsın!" denir. hindileri sevelim. yiyenler de yerken sevsin.

    chapter 2:
    tartışma kültürü; benlik duygusunun bir getirisi olan koşulsuz doğruluk yanılgısına düşmemeyi başaran ve gelişmek isteyen sağduyulu ve dürüst kimseler için şöyle bir hediye sunar. kişileri egonun esiri olan mantık dışı bazı subjektif bakış açılarından sıyırıp sağlıklı ve tarafsız bir mantık süzgecinden geçmeye davet eder, dolayısıyla düşünce verimliliğini ve yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen yapıcı ve önemli bir kavram haline dönüşür. tek fenalığı, bazen haksızlığa davet etmesidir. gerek evliliklerde gerek sosyal yaşamda çok önemli bir iletişim becerisidir. olmalıdır.

    chapter 3:
    herkes her konuda haklı olabilir.
    herkes her konuda haksız olabilir.
    önemli olan seviyeli ve mantıklı bir zeminde tartışabiliyor olmaktır, düşünceye koşulsuz bağlanmak değildir. düşünceye karşı aşırı bağlılık tekdüzeliği getirir, varsa fayda sağlayabilecek başka düşüncelere önyargı doğurur.

    chapter 4:
    şu şöyledir. bu böyledir.
  • ilköğretimde hatta okul öncesi eğitimde zorunlu olarak, gerekirse döverek, gerekirse beyne takılacak çiple öğretilmesi, beynin içine içine işlenmesi gerekendir.

    doğru ya, daha televizyondaki şaklabanlar bilemiyorlar tartışmayı, konuşmayı. "ben sizin sözünüzü kesmedim ama...", "beni bi dinlermisiniz." gibi sözlerle, stüdyoda bulunan beş kişinin aynı anda konuşması, programının süresi zaten kısıtlı olan moderatörü sinirlendirdiği gibi ekranları başında izleyip bir şeyler öğrenmeye çalışan kişilere de gerginlik verir.

    ayrıca şu tartışma programlarının süresini uzatın kardeşim. "beş dakikam kaldı.", "reklama gitmemiz gerek.", "reklamdan sonra size söz verelim.", "ama bana çok az süre verdiniz." gibi diyalogları duymak zorunda mıyız?
    program süresi beş saat dahi olsa yetmiyor. yetmez de zaten. neden mi? cevap başlıkta gizli de ondan.
  • şu olayı bilmeyen insanlar genel olarak en çok tartışanlardır. kenara sıkışınca hakaret eden, konuyu saptırıp kişisel saldırılar yapan tipler bana göre hep bu kültürün dışındadır.

    genel olarak bu tiplere "ben diyorum ankara sen diyorsun götümkara" diyerek çıkışılabilir. ama beni sinir hastası eden durum ise hem bu kadar aptal olup hem de konuyu değiştirince bizim olanları unuttuğumuzu falan düşünmeleri.
  • türkiye'de haksızlığı anlaşılınca hakaret ve iftira etmektir.