şükela:  tümü | bugün
  • şimdi 4 saat mesleki ingilizce dersimi 30 dk işleyip geçen sistem var karşında eğitim vermeden yapılan sınavlar öğrencinin ikinci öğretim mi yoksa birinci öğretim mi olduğunu ayırt etmeden tüm sınavları sabah saatlerine alan okullara karşı bende açılmasını isterdim fakat can tatlı kardeşim açılmayacak.
  • uzaktan üniversite eğitiminin verimini, imkanı olmayanların erişemediği fırsat eşitliğini tartışmak yerine, uzaktan eğitimin sosyal ilişkiler üzerinden tartışıldığı başlık.

    fabrikalarda, vatandaş yüz yüze çalışabiliyorsa, oteller, avm'ler hizmet verebiliyorsa üniversitelerde yüz yüze eğitim verebilir.

    hayat devam ettiği için pandemi koşullarında fabrikalar üretimi durduramıyor ama ileride o fabrikakarda çalışacak insanlar ev ortamı ciddiyetinde eğitimlerine devam ediyorlar. eğitimin önemini, ciddiyetini anlamayan insanlar tarafından da bu durum normal karşılanıyor.

    ayrıca üniversite eğitimi sadece lise gibi üniversiteye gidip gelmek de değil, yarattığı ortamla bireyleri sorumluluk alma, sosyal ilişkiler(parti yapmak değil!), ev yönetimi, kendi ihtiyaçlarını karşılama gibi konularda da hayata hazırlayan bir süreç.

    bugün üniversitelerin açılması salgınla mücadeleyi çok daha zor bir duruma sokacağı için açılmaması gerekiyor ama diğer ülkeler vatandaşlarını aşılamaya başlarken ülkemizin neden geç kaldığını, kendi aşımızı zamanında yapabilecek yeterlilikte üniversitelerimizin olmadığını ve aşı alırken neden geç kaldığımızı tartışmak, gençlerin üniversitede neler yapacağını tartışmaktan daha sağlıklı bir tartışma olur.
  • yaşı büyük kimselerin saçma fikirlerini altında belirttikleri başlık. kimse uygulama yapamıyor ama uygulamalardan sınav oluyor. ne yazık ki herkes edebiyat fakültesinde okumuyor bunun farkında olunmalı.
  • açılmamalı.

    ikinci lisans programımı okuyorum, 3.sınıftayım. doğal olarak sınıfın çoğu benden yaşça küçük. benim de ilk üniversitemde bazı haytalıklarım oldu ve pişmanlıklarım var bu yüzden ikincisinde daha çok çalışıp daha bilinçli şeyler yapmak istiyorum. ilk sınıftan itibaren bu sebeple de yüz yüze eğitim yapılırken sırf sınıftaki arkadaşlara örnek olabileyim diye sınıfa hep ders saatinden önce gelir, ders ders notları tutar, yaşın üzerime yapıştırdığı olgunluk etiketi sebebiyle çok fazla sınıf içerisinde konuşmazdım hocalar ders ile ilgili bir şeyler sormadığı sürece. hocalar soru sorunca da verdiğim cevaplar dolu dolu olurdu. tabi bu hallerim bazı genç arkadaşların dikkatini çekiyordu gelip soruyorlardı bana ''abi sen ne ayaksın yaşın kaç? ders kaçırmıyorsun kimseyle ilgilenmiyorsun? hiç kendinden bahsetmiyorsun?'' şeklinde. ben de sordukları zaman ''zamanında şöyle şöyle yaptım bunlardan pişmanım o yüzden şimdi böyle yapıyorum'' şeklinde cevaplıyordum özetle. ''süpermiş abi ya biz de böyle yapalım'' falan diyordu bazıları. ara sıra gelip dersle ve hayatla ilgili şeyler de soruyorlardı ben de yine dilim döndüğünce cevaplıyordum. malum ilk seneleri çocukların yardımcı olalım falan dedik kendimizce.

    neyse ilk sene bu şekilde geçti.

    ikinci sınıfın ikinci döneminin ilk derslerinden itibaren (pandemi başlamadan kısa bir süre önce) bu gelip bana ''ne ayak'' olduğumu soran ve aldığı cevapları süper bulan bu arkadaşların bazılarının ağzından sınıf içerisinde çıkan şu sözlere kulak misafiri oldum:

    - ''ya hanha (kanka kelimesinin bilmemne ağzındaki söylenişi) hadi bi dördüncü bulak da okeye gidek.''

    - ''yürü git la ne dersi? akşama konser var olum hoşlandığım kıza açılacam siktirtme dersini şimdi.''

    - ''ayy senaaaa çok yakışıklı bir çocuk bana dmden yürüdü kampüs cafede görmüş beni stalklamış bulmuş ayyy çaktıtlı ne yapsam acaba karşılık versem mi bilemedim offffff kafam karıştııııı :))))))))))))''

    - ''lan hofff yine mi garı yaaaa? zaten anlatamıyu amına goyum siktir edin lan hadi mahmutların evde içek amk.''

    - ''devamsızlık bana verilmiş bir hak değil mi sonuna kadar kullanırım'' (evet o hak sana keyfi olarak gelme diye verildi zaten)

    - ''ohhhh pandemi başladı 3 hafta da tatil oldu valla mis gibi yatarız lan. oh olsun falancı hocaya her hafta sunumu dayıyordu bize şimdi kendi kendine sunum yapar zıhehhehhehuhhaaa''

    bu ve benzeri bir çoğu var ama en net hatırladıklarım bunlar. şimdi vaktiyle davranışlarımı takdir etmesine ve yukarıdakileri söylemiş olmalarına rağmen bu arkadaşlar sınıf whatsapp gruplarında ''okullar açılsın online eğitim verimli değil :(((((((((((((('' geyiği yapıyorlar. ben de muhabbete hiç bulaşmadan içimden pis pis sırıtıyorum.

    ha tabi bunlar onların yaş aralığı için gayet anlaşılabilir kaygılar, sanki biz yaşamadık aynılarını zaten başta dedik yaptık bazı haytalıklar diye. okullar açılırsa yine ne bok yerseniz yeyin umrumda değil (sıfır vaka ve sıfır ölüm olduğu zaman açılsın tabi) ama sadece bir düşünün gençler, sizce bu plansızlıkta bu üniversiteler açılır mı? 2 dakika oturun mantıklıca düşünün lan. eğer üniversiteler açılırsa neredeyse bir isveç ülkesi kadar nüfus yer değiştirecek, bunun nelere gebe olabileceğinin farkında mısınız? zaten bu sene aşının sonuçlarını gözlemlemekle geçer. söz konusu bu iken ve birçok yan etkenli bok püsür var iken üniversitelerin açılmasının konuşulması bile saçma.

    durum özetle budur. gerisini varın siz düşünün.

    ha aralarında gerçekten öğrenmek ve gelişmek isteyenler de vardır mutlaka ama onlar da mevcut durumu en avantajlı şekilde kullanmalılar. zaten gideceği yolu bileni rüzgar her türlü sürüklüyor.

    bu arada online eğitim için asgari şartları sağlayamayan arkadaşlar için de devlet mutlak suretle her öğrencinin maddi durumuna ve okuduğu bölüme göre teknolojik destek sağlamalıdır. sadece 6 gb internet ile o işler olmuyor.

    tabi siz gençler de aldığınız bursları kredileri çar çur etmeyin, sigaraya alkole basmayın. ''sus lan biz ailemize destek oluyoz eşşeğin çocuğu'' diyorsanız da size benden kocaman bir ''eferim'' gelsin.
  • soru 2021 bahar dönemi içinse, üniversiteler yüz yüze eğitime açılmayacaktır.

    gerçekçi olmak gerek, kasım ayından beri önümüzdeki hafta aşılar geliyor. sağlık bakanı sayın kocaya göre 2020 sonuna kadar 20 milyon doz aşı gelecekti fakat 2021 ocak ayı bitmek üzereyken 3 milyon doz anca geldi. mart ayına kadar 10 milyon doz daha gelecek deniyor, o ne kadar gecikecek bilemiyoruz.

    bir diğer konu ise öğrenci hareketliliği. aşılanma süreci başlasa dahi, yaklaşık 8 milyon üniversite öğrencisi ve buna bağlı nüfus hareketliliğini salgın süreci bu kadar ince çizgideyken isteyeceklerini düşünmüyorum. (almanya aşıları almaya başlamasına rağmen nisan ayına kadar karantina kurallarına devam edecek.) türkiyede 150.000 küsür uluslararası öğrenci mevcut, yani okullar açılırsa bu kitle ülkelerinden buraya akın edecek. tahmin edebiliyorsunuz değil mi olacakları?
    her şeyi geçtim, bahar dönemi yüz yüze başlayacaksa bunu şimdiye biliyor olmamız gerekirdi. 8 milyon öğrencinin kaçta kaçı yaşadığı şehirde okuyor? kaçı yurda, eve çıkacak? kaldı ki öğrenci yurtları pandemi yüzünden karantina bölgesi olarak kullanılıyor.

    üniversiteler ise zaten pandemi sürecinde sınıfta kalmıştır. ilk başta ufak tefek altyapı sorunları vardı fakat bunlar öğrenci lehine değil, aleyhine kullanabilmek için geliştirildi. yetmedi, öğrenciler arasından jurnalciler seçildi, arkadaşları kopyacı diye fişlettiriliyor. (bu taktik yeni geliştirilmiş olacak ki farklı okullardan arkadaşlarımda benzer şeyler söyledi.) yetmedi, orta-zor sınav esnek saat uygulaması gitti, zor sınav çok kısıtlı süre geldi. neymiş, organizasyonu engelleme amaçlıymış. kimse de akıl edemiyor; kopya çekme niyeti olan her türlü çeker, gerekirse 1 günlük ev kiralar toplanır yine yapar ama biz bu adımla hakkaniyetle sınavını yapmaya çalışan çocukları mağdur eder miyiz acaba diye. projeler, ödevler, quizler, sınavlar ve sunumlar öğrenciyi eğitmek öğretmek için değil tamamen “boş kalmasınlar”, “evdesiniz işiniz ne” kafasıyla yapılıyor. bu sınavlar esnasında altyapı konusunda bitik bir halde olan türkiyenin, olası elektrik ve internet kesintileri size fatura ediliyor. uzun lafın kısası üniversite ha yüz yüze olmuş ha uzaktan, bu eğitmen profili ve zihniyetiyle bir arpa boyu yol gidilmez. yüz yüze eğitimde öğrencinin avantajı üniversitenin kokusu, maneviyatı, sosyalleşmek ve sıralarında oturmanın verdiği gururdur. tabiki sosyalleşebilmek için isteyecek öğrenciler açılmasını, yoksa öğrenciyi bırakabilmek için kırk takla atan, kendisine dil döktürmekten sapıkça zevk alan asistan ve hocaları görme isteği mi olacaktı? neyine yükleniyorsunuz öğrencilerin? düşündüğünüz gibi yatarak geçiyoruz durumu her okulda yok.

    ne yazık ki herkes biraz daha sabretmek zorunda, yapabilecek bir şey yok.
  • yaşı geçmiş moruklar tarafından açılmasın denilen olay. virüs argümanlarıyla gelseler okey ama virüs falan değil derdi bunların kendileri 12 saat çalışırken üniversitelilerin okula gitmesini arkadaşlarıyla vakit geçirmesini kıskanıyorlar.
  • mevcut şartlarda çok zordur, online sistem üniversitelerde kısmen oturduğu için bu risk alınmayabilir.

    istanbul'daki öğrenci evini depreme karşı bir nebze kafa rahatlığı sağlaması ve bir öğrenci evine göre bir tık konforlu olması nedeniyle kapatmama kararı almıştık ev arkadaşımla ve ailelerimizle. hoş aile yanında değil bu evde kalıyoruz düzenimiz burada diye, çöpe giden bir para yok neyse ki. ayrıca uçuşa geçmiş kira bedellerini gördükten sonra iyi ki çıkmadık demişizdir.

    üniversite yaşamının böyle bölünmesi çok trajik fakat bu evrensel bir kriz, sızlanmanın çok da bir faydası yok ne yazık ki.
  • açılmasını isteyen de istemeyen de kendine göre haklı. ben de sağlık açısından istemiyorum açılmasını. ayrıca, açılacaksa bile bunun için çok geç kalındığını düşünüyorum. bu kadar kısa sürede ev/yurt vs. ayarlamanız çok zor ve pahalı olur genç arkadaşlar.

    küçük ve "şirin" sadece üniversite öğrencisiyle geçinen bir şehirden bildiriyorum: esnaf kaldırmış bekliyor, gelirken ceplerinizi doldurun arkadaşlar.*siz yokken, boş otobüslere bile 50 krş. zam yapıldı. geldiğinizde şehirde oluşacak fırtınayı sizin takdirinize bırakıyorum.
  • açılmaz. eylüle belki....
  • tarih veriyorum 12 nisan.