şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tam olarak ismi ali yağız üresin'dir. istanbul üniversitesi istanbul tıp fakültesi, farmakoloji ve klinik
    farmakoloji abd öğretim üyesi, ve şişli etfal eğitim ve araştırma hastanesi etik kurulu üyesidir.

    28.11.1962 tarihinde istanbul'da doğmuştur. istanbul erkek lisesi ve istanbul üniversitesi istanbul tıp fakültesi(1986) mezunudur.
    1991 yılında doktora ünvanını almıştır. doktora tezi ,"opioid nitelikte stres uyaranlarının ouabain tarafından oluşturulan aritmilere ve serum endojen digoksin benzeri madde düzeylerine etkisi" üzerinedir. 1993 yılında yard.doç.dr. ünvanı,1997 yılında doçent ünvanı ve 2004 yılında da profesör ünvanını almıştır. ilgi alanları : klinik farmakoloji, ateroskleroz (hipertansiyon, dislipidemi), stres üzerinedir.
  • nerdeyse hiçbir istanbul tıp fakültesi öğrencisi kendisinden pek hazetmez. daha kendisinin dersine girmeden namını duydum. öğrencilere hakaret ettiği, herkese bağırıp çağırdığı anlatılageldi* sürekli. sonra derslerine girdim, korkudan en arkalarda oturdum bana da laf etmesin diye. adam, bir farmakoloji dersi ne kadar güzel anlatılabilirse, o kadar güzel anlatıyor. evet, öğrencilere sempatik davranmıyor; ama yerin dibine de sokmuyor kimseyi haksız yere. sonra kendi ağzından duydum bu konu hakkındaki görüşlerini.yağız hoca öğrencilerin kendisini sevip sevmemesini zerre umursamıyor, ona göre bir öğretim üyesinin görevi öğrenci yalakası olmak değil, iyi ders anlatmak. ve bunu da, fazlasıyla başarıyor. bundan dolayı da, maalesef her öğrencinin değil ama en azından benim çok sevdiğim bir hocadır ali yağız üresin.
  • genel olarak pek sevilmez ama bana sorarsanız dersleri stand-up'tan farksızdır, anlattığı ders de farmakoloji bir kez daha belirteyim. derste genelde bir iki kişiye takıp, tüm esprileri onlar üzerinden yapar. erasmus koordinatörlüğünü de yürütüyordu en son. felaket sigara içer, müzisyenliği de olan bir hocadır, adını anımsayamadım ama (mozaik sanırım) bir grupta saksafon çalıp, albüm çıkarmışlığı da vardır.

    yillar sonra gelen edit, gunde uc sigara iciyormus, hakkini yemisim ama hocam odaniza gelince dumandan sizi goremedigimi hatirliyorum demek ki o uc sigaraya denk gelmisim :)
  • şu an habertürk'de türkiye'nin nabzı adlı programda "bitkisel ürün efsanesi" konusunda konuşmak üzere canlı yayın konuğu. yavşan otundan bahsederken sandalyeden düşme tehlikesi yaşadı ama iyi toparladı, özellikle şarlatanlarla ilgili fazlasıyla açık konuşacağını düsünüyorum, özlemişim dinlemeyi.
  • hali hazırda habertürk tv'de arz-ı endam eden, kolestrol ilaçlarını canhıraş savunan hocamız. tıbbi olarak söyledikleri karşısındaki hocamızdan daha geçerli; en çok dikkatimi çeken ise çok karizmatik adammış, helal olsun.
  • aslında dünkü programa gayet sakin başladı.ama sonradan rasim küçükusta'nın ithamları çok gerçek dışı gelmiş olacak ki o da üslubu sertleştirdi. bir bilim adamına yakışır yakışmaz ayrı mesele ama karşısındaki medya akademisyenine uzun zamandır birilerinin söylemesi gereken şeyleri çatır çatır söyledi ya benim içimin yağları eridi ekran başında. neredeyse tüm üniversiteleri ve akademisyenleri sahtekarlıkla , iş bilmemekle suçlayan bir insana karşı ben de daha sakin olamazdım herhalde."bu ülkede akademi sahipsiz de değil" hatırlatması gayet yerindeydi. 'beyefendi meselenin anlaşılmasına izin vermiyor ki televizyon televizyon gezebilsin , kitaplarını alıp okuyalım" sözleri meseleyi özetliyor aslında.

    ukalalığı varsa onu da öğrencileri düşünsün artık.*
  • haberturk'te karsit gorus adli programda izledigim kadariyla, bir akademisyen bir beyfendi bir insana yakismayacak sekilde ukala ve itici karsisindaki kisiyle konusmaktan cok hakaret vari konusuyor. karsinda ki kisi de sevin sevmeyin boru degil prof. ahmet rasim kucukusta. program sunucusu balcicek ilter bile ters ters kendisine bakti. allah ogrencilerine hastalarina ve asistanlarina guc kuvvet versin.
  • az önce "suni yollarla büyütülen gıdalar doğal olmasa bile kanser yapıcı olduğuna dair tek bir kanıt bile yoktur!!! aynen tüketmeye devam" dedi, çünkü nüfus fazlaymış sistem bunu gerektiriyormuş, bu sayede daha çok üretim yapılabiliyormuş!
    valla gerilim filmlerindeki ruhsuz bilim(!) adamlarını aklıma getirmedi değil.
  • canlı yayında, bacak bacak ustune atarak akli sira karsisindaki adami kucumsemeye calisan doktor.
    cocuklugundaki eziklikliklerin ilerideki yansimalari bunlar. bu tipler derse girdiklerinde ogrencilerin uzerinden show yapar, iste o adam bu adam.

    ukala, görüntü var ses yok. sus.