şükela:  tümü | bugün
  • insan kabul etmese de kafasinda yalniz oldugunu; eve gidince ne yiyecegini saatler oncesinden du$unup tasarliyorsa, anahtari evde unutmuyorsa sabah i$e giderken, evde ses yapsin diye radyodan yardim almaya ali$tiysa, koymuyorsa artik hic calmayan telefon, evi toparlamanin anlami sadece kendine ait odayi toparlamaksa artik, yalnizligi soylem olarak kabullenip kabullenmemek pekte bi$i ifade etmeyecektir. yalnizlik modu coktan on olmu$tur.
  • ani çevre****değişiklikleri sonucu yalnız kalmak ve/veya yalnız hissetmek; yeni ortama alışmaya çalışırken yeni insanlarla tanısmak; aralarından yakın arkadaş, eş, dost çıkar mı diye bakınmak; olması gereken bu sosyal çalışmalar sonucunda gönül rahatlığıyla "aramaya inandim mamafih bulamadim" demek ve yalnızlığa alışmak şeklinde özetlenebilecek bir sürecin ardından varılan noktadır.

    bakteri kolonileri gibi öbeklenmiş insanlar arasında kalındığında bile elalemin
    eşini, dostunu, arkadaşını, sevgilisini kıskanıp krizlere girmek yerine "çok da tın" diyebilmektir.

    velhasıl; ambalajı kötüdür ancak içinde kendine güven ve etrafı sallamamanın verdiği huzur saklıdır.
  • sevilmedigini kabullenmek ten daha az mesai isteyen bir kabullenmedir.
  • önceleri, kabullenmenin imkansız, daha da kötüsü yalnızlığın da geçici olduğunu düşünürsün..
    zaman geçer..geçer, geçer, geçer..
    önceleri her dakikanın "yeni" bir şey getireceğini, "bu"nun asla sonsuza kadar sürmeyeceğini düşünürsün..
    zaman geçer..geçer, geçer, geçer..
    sonra pes edersin bir yerde..kendine "kendinden" bir dünya kurarsın..hoşuna da gitmeye başlar aslında..

    ne zaman ki, eskiden çalsa diye gözünün içine baktığın telefon ya da kapı zilinden ses gelmesi, kendine kurduğun ve içinde huzurlu olduğun o dünyaya, kontrolün haricinde bir "şey"lerin girmeye çalışmasının simgesi haline gelir, o zaman tehlikeli olur işte..
  • korktuğum ve direndiğim hadisedir. hatta direndiğim için daha da korktuğum hadisedir. direndiğin şeylerin kalıcı olduğunu öğretmiştir çünkü hayat bana. bu durumda söylenecek söz bellidir "e direnme o zaman" denir. bu kez de kabullenip yaşar gidersin. ki bu yalnızlığa alışmayı getirir. yine korkarım yine direnme isteğim kabarır. öyle bir kısır döngüdür işte, ana teması yalnızlık olan.
  • ya paşa paşa olur zamanla, ya da kafana çakıla çakıla!..

    "duvarlar üstüme gelmiş, duramıyorum evimde. ne arabayı kullanacak gücüm var oysa, ne yapılması gerekeni yapacak cesaretim -onu bekliyorum, 1 saatliğine bile olsa bana kaçabilmesini. ancak o zaman becerebilirim-... evin 2 sokak ötesine park ediyorum. dizlerim tutmaz, ne yapacağımı bilmez haldeyim. kardeşimden ötem arıyor, aklı bende. "hadi bana gel diyor, beraber hallederiz. hem toparlarız seni, şu halde ne yapacaksın tek başına?". tek başına... tek...

    büyük şehirlerin laneti... o kadar uzağa gidemem o an, beynim bacaklarıma, kollarıma hükmünü geçiremiyor... evden kaçıp 200 metre uzağa gidebildim işte en fazla. taksiye atlasam cebimde kuruş yok... hem "o" kaçıp gelebilse vakti yolda telef olacak. telefonun iki ucunda çaresiz kalıyoruz.

    çok arabesk olacak ama şuymuş, şimdi geldi aklıma, cuk da oturdu;

    'gidecek yerim mi var?
    diyecek sözüm mü var?
    bunu eller anlamaz sana ihtiyacım var'

    o an radyoda bu şarkı çalıyor olsa, herhalde kurtuluşum da yokmuş...

    arabanın içinde anlamsızca bekliyorum... vakit ilerledi, bu saatten sonra gelmesi imkansıza yakın. ben kadın kısmının yüzkarasıyım zaten -o da ayrı kısımda incelenmeli- çağırmasını bilmiyorum, hatunca bir görme kaprisi sanıyor olmalı. arkadaşım "telefon melefon söyle artık ve yanında olsun" diyor... yapamıyorum...
    sadece biliyorum... biraz daha bekleyip döneceğim evime, ve tek başıma uyuyacağım günlerdir içinden çıkamadığım bilinmezin içinde... onunsa, haberi bile olmayacak saçma sapan günlük dertlerinin içinde...

    tarih... tam bir ay önce..."
  • başka birçok olayla birlikte, kişinin büyüdüğünü anladığı an'da cereyan eder.
    bir şeyi kazanıp, eşzamanlı olarak birçoğunu kaybederek geçer gider ömür...
    biter.

    anlamazsın bile.
  • oluru olmayan insanoglunun luksudur.
    kalabalik olunca ortamdan kacanlarla, yalnizligini kabullenip kendini soyutlayan adamdan kacacaksin bu hayatta. kendini boylece mutsuz etmek bir lukstur cunku, baska bir sey degil.

    not: adam olursun, gereksiz kalabalik degil, az ama oz kalabalik yaratirsin hayatinda. bazen bir tek can bile yeter.
  • hayatın dönüm noktalarının en büyüğüdür.
  • hayatının bundan sonrasının çok daha mutlu geçeceğini gösterir. kendin olursun sadece, kafana göre takılırsın yoluna gidersin .. sonrasında bir bakmışsın artık yalnız değilsin .. kısır döngü gibi