şükela:  tümü | bugün
  • maruluyla ünlü olması tarihe karışacak olandır.
    oysa ki yedikule zindanlari, genç osman kulesinden ne güzel görünürlerdi. dört yanı beton şehirde sanki vaha gibiydiler. yedikule bostanlari da sadece bir isim olarak kalacak aynı cukurbostan, papazın çayıri vb. gibi.
  • yıkımı sonrası boşalacak alana düşünülen park yalan olmuş, en azından bir kısmı. sura yakın 2 katlı surdan uzak 3 katlı binalar yapılıp, imara uygun alanlar yaratılacakmış.

    şimdi burada ne desek boş. fatih belediye başkanı 2009'da kabul edilen bir karar bu dedi, kurul onay verdi dedi. benim takip edemediğim nokta ise; bu bostanlar yok edildikten sonra ortada kalacak alana bir dolu park alanı yapılacağı ve insanların rahat rahat çocukları ile gezip dolanabileceği bir yeşillik alan yaratılacaüğı medya aracılığı ile pompalandı herkese, şimdi ise asıl projenin içinde ev'ler (?) olduğu ortaya çıkıyor.

    alan boşaltıldıktan sonra park olarak düşünülmesi bir nebze güzel haberdi, ama bu evler neden var? neden bu alandan bile rant koparıp, birileri zengin edilmeye uğraşılıyor? hani tamamı park yapılacaktı?

    iktidar ve onun belediyesinin bir güzel ayak oyunlarına kurban gidilmiş çok belli, bana komik gelen ise bu sözlükte ve dışarıda "park yapılıyor işte neden karşı çıkıyorsunuz, ne kadar salaksınız, ne kadar komiksiniz, gezi için ortalığı ayağa kaldırdınız ama park yapılıyor neden karşı çıkıyorsunuz." tavrında bir dolu insan vardı, isim vererek onları rencide etmek istemiyorum. ipucu: bir kısım sözlük yazarları vali mutlu'ya soruyor organizasyonunu yapan şahıs. çok merak eden varsa;

    `:https://twitter.com/…ucak/status/353960719940714497`

    `:https://twitter.com/…ucak/status/353957822788145154`

    isteklerinin karşılığını almıştır umarım, çok çabuk kandırılıyorsunuz be. sen ve senin gibiler, bu kadar gözleri kapalı nasıl tahammül ediyorsunuz hala bu duruma?

    bostandan üç plan çıktı
  • "1500 yıldan uzun süredir kentsel tarım alanı olan yedikule bostanları' nın büyük bir bölümü, fatih belediyesi ve ibb tarafindan yapilacak 70 bin metrekarelik park projesi kapsamında üzerine moloz ve niteliksiz toprak yığılarak ürün veremeyecek hale getiriliyor.

    bostanların dozerlenmesine 6 temmuz günü başlandı.

    amacımız, park ve alan düzenlemesine karşı çıkmak değil, en kısa zamanda bir tasarım revizyonu ile verimli bostan topraklarını koruyacak yeni bir proje geliştirmek için yerel yönetim ile diyalog oluşturmak. süreç hakkında bilgi ve belgeleri paylaşmak."

    http://yedikulebostanlari.tumblr.com/

    ilgili bir kaç video;

    yedikule 8 temmuz 2013' daki tartışmalar (3. dk'dan sonra konuşan kişi 17 aralık 2013 ihale ve rüşvet operasyonu'nda gözaltına alınan fatih belediye başkanı mustafa demir.)
    6-11 temmuz dozerlerin alana girmesi özellikle bu videoda 02:02'den sonrası rahatsız edici değil mi? önde teyzeler bostanları ayıklıyor, arkada iş makinesi bostanların üzerini toprakla kapatıyor.
  • son gelismelerini merak ettigim, yagmalanmaya calisilan tarihi bostanlardir.
  • bostana destek için anton çehov'un vişne bahçesi oyunu new brooklyn theater, harvard üniversitesi ortadoğu çalışmaları merkezi işbirliği ile bostanda sahnelenecek. çağrı metni şöyle:

    "merhaba,

    new brooklyn theater, harvard üniversitesi ortadoğu çalışmaları merkezi işbirliği ile anton çehov’un vişne bahçesi oyununun mekâna özel bir yapımını türkçe olarak yedikule bostanları'nda sergileyecek. oyun bir sınıfın iniş diğerinin çıkışı ile atalarından miras kalmış bir mülkün ekonomik sebeplerle el değiştirmesini anlatır. yeni bir dönüşüm ve toplum ilişkisi sorusunu ele aldığından, yedikule bostanları'na uygun bir seçim olan bu oyunun yapımı, sivil toplum kuruluşlarının bu alanın alternatif ve kapsayıcı bir kullanım şekli daha olabileceğini ifade ettikleri şu günlere denk getirilmiştir.

    13 ağustos'ta başlayacak olan oyun, her performanstan sonra seyirci, oyuncular, davetli kamu yöneticileri, arkeologlar, bitki bilimciler ve çeşitli toplulukların temsilcileri arasında söyleşiler gerçekleştirilecek şekilde düzenlendi. yapım, ülkenin geleceği hakkında, sanatın başını çektiği emsalsiz bir diyalog ortamı yaratacak. panellerle ilgili detaylı bilgi yakında paylaşılacaktır.

    oyun tarihleri ve rezervasyon için: http://newbrooklyntheater.com/cherry/

    dayanışmayla,
    yedikule bostanları koruma girişimi

    yer: yedikule zindanları'nın yanındaki yedikule kapıdan çıkınca sağda minibüs durağının yanındaki bostan. tabelalar olacaktır."
  • türkiye'de; birçok şey gibi, muhafazakârlığın ve osmanlıcılığın da ne kadar yalan olduğunun görülmesine vesile olan yer.

    ayrıca (bkz: kentsel tarım/#45014696).

    düzelti: imla.
  • o bölgeye yolum düştüğünde fotoğraf makinem de yanımdaysa mutlaka bir tur dolandığım bölgedir. yarı yıkık surların yanında uzanan rengarenk mamur bostanların yarattığı karşıtlık görsel açıdan çok etkileyicidir. şehrin içinde toprakla, tarımla temas edilen biricik bölge olarak kalakalmış bu alan, dar gelirli bazı ailelerin de gelir kapısıdır. kimseyi zengin edecek bir arazi parçası olmadığı gibi kimseye rahatsızlık veren bir konumda da değildir. çoğunlukla sur dışındaki hendek alanına sıkışmış olan bostanlar surlar ile topkapı-yedikule yolu arasına sıkışmıştır. benim bostanlara ilişkim endişem şehrin tozu, egzosu arasında büyüyen bitkilerdeki kimsayal kalıntılardır sadece. umarım manava ulaşana kadar yeterli kontrollerden geçiyordur.
    istanbul için hem kültürel, hem tarihi hem de gastronomik anlamı olduğunu düşündüğüm bostanlarını yıkılmasına karşıyım.
  • hakkında şimdiye kadar bir şey yazmamak, yazamamak dokunuyor birçok başka şeyde olduğu gibi. nasıl anlatacağını, nereden başlayacağını da insan bilemiyor bir türlü. iki seneyi aşkın bir zamandır bunca insan didiniyor, mücadele ediyor, sevgili aleksandar şopov sürdürdüğü doktora araştırmasıyla hakkında muazzam tarihi veriler sunup yedikule bostanları gibi bugüne maalesef çok azı kalmış kent içi tarım alanlarının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. sanki memleketin ve dünyanın geçmişinden bugüne tüm dertleri ve pisliği bu meselede ilmik ilmik birbirine işlenmiş gibi. ama görüntü berrak aslında. neler olup bittiği, kimlerin hangi hesaplarla neleri amaçlayıp yine neleri yok saydığı aşikar.

    amsterdam'daki vondelpark'ın hikayesini bir arkadaşımdan dinlediğimde çarpılmıştım. 19. yüzyıl ortalarında - hatta şimdi wiki'den gördüğüm kadarıyla tam olarak 1864'te - kamu yararı gütmek gerçekten ne demek bilen bir grup amsterdamlı varsıl insan, aralarında para toplayıp (yani anlayacağınız havuz oluşturup) bu muazzam parkı yapmak için birkaç hektar arazi satın almış. sen istediğin kadar muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için debelen, gerek tarihsel gerek siyasi-kültürel olarak handikaplarını kapatamazsın. senin memleketinin varlıklıları, tarihsel olarak devlet imkanları ve siyasi nüfuzla donanmış; karşılığında iktidar sahiplerini donatmış; al takke ver külah memleket kaynaklarını aralarında üleşmeye doymamış ve kamu yararı ne demektir zerre miskal düşünmemiş insanlarla dolu bir yüz yıldır. senin memleketinin varlıklıları, havuza para koymaya karar verdiğinde o parayla neler aldıkları, tavuklarını hangi kazlar için esirgemedikleri malum. üç yüz dört yüz yıl öncesi memleketinin varlılıkları, bugünkülerden geri kalır yanı olmayan şekilde siyasi nüfuzlarını nakde dönüştürmekten hiç imtina etmeseler de, en azından ister allah korkusu ya da ona yaranma dürtüsü ister geriye bir ad bırakma hevesi diyin, o dönemki kamunun hayrına dokunabilecek güzelliklerle (hasenat) yaşadıkları mekana ama küçük ama büyük bir katkı sunarlardı. yanından farkına varmadan geçip gittiğiniz ama muhakkak bir estetik değer ve kamu yararı yansıtan çeşmeler, imaretler, medreseler, külliyeler, kütüphaneler gökten toki'yle inmedi.

    tabii şimdi eskiyle bugünü kıyaslamak filan yanlış işler. kendimden de acaip sıkılıyorum böyle yapınca ama mesleki deformasyon herhalde, kaçılmıyor. ama insan sonuçta geçmişi (yani yalnızca kendi şahsi mazisini değil içinde yaşadığı ailenin, çevrenin, kültürün, mekanın, vsnin de geçmişini) sırtında taşıyan, kimliğini o şekilde kuran, hayatının sonuna kadar da - eğer hafıza kaybı vb nörolojik problemler yaşamazsa - aynı minvalde devam etmekle malul bir canlı. yaşanan bugünde geçmişle nasıl ilişki kurulacağı çok temel, çok insani ve öyle birtakım bürokratların, belediyecilerin kendi cepleri için iki dudağı arasından çıkacak kelimelere bırakılmayacak kadar hayati bir mesele.

    yedikule bostanları, ecdad yadigarlığını da bir kenara bırakalım, 1500 yılı aşkın süredir kent içi tarımsal üretim sahası, dirlik sağlama mekanı olarak tarihsel bir laboratuvar, tatbiki bir müze kurmak istesen bulamayacağın kıymette olması gereken bir yerken, bitmeyen konut ihtiyacına, yeni dikilmiş-dikilecek konutların varlıklı sahiplerinin steril steril yaşayabileceği 'rekreasyon' alanlarına kurban ediliyor. evet, konut bir ihtiyaçtır denebilir; ama ihtiyaç çoğunca suni de bir şeydir, doğal olarak oluşmaz, imal edilir. evet, istanbul'u yegane yaşam alanı olarak sunmak ve şehre 20 milyon insanın akmasına neden olmak bir gecelik iş değil; ama 1550'lerde bile şehirde bir altyapı hizmeti tesis edilecekken onun muhtemel nüfus hareketlerine etkisi hesaba katılır ya da 1700'lerde şehre yönelik yoğun göç için tedbirler alınırken, 2010'larda saldım çayıra mevram kayıra diye metropol yönetmek, ecdadı paraya tahvil edecek her türlü yıkıcı faaliyette bulunmak hamdolsun en büyük ecdatçı adamlara nasip oldu.
  • "tarihimiz, ecdadımız" yalanlarına doyamayanların yıktığı, gerçek kültür, gerçek miras. ya da görüntülerde söylenildiği gibi, "burası bizim de değil, kimsenin değil, bu ülkenin de değil. bütün dünyanındır. hatta bizden önce 500 sene evvel olan insanların da yeridir. biz burayı korumakla, devam ettirmekle yükümlüyüz."

    izleyin:

    https://www.youtube.com/…continue=327&v=kvq2k0yyinu