şükela:  tümü | bugün
  • necdet ozkazanci'nin hazirlayip sundugu taraftarlik mesaisini anlatan bir futbol kitabi. kitaptaki tribun hikayeleri, alkaralar web sitesinde yazarin daha once olusturdugu makalelerden derleme. kitap bagimsiz yayin'dan... ama oyle boyle degil harbi bagimsiz yayin. sadece ahbaplarina bilâbedel hediye ettigi bir kitap. bununla beraber, ufak bir yazismadan sonra elde ettim kitabi ve enfes kokuyor, bir nefeste bitirmeli...
  • yakında ntvspor' da yayınlanacak taraftar programı. şimdilik bunun haberini verelim de, detaylı bilgiyi aktarırız daha sonradan.
  • yakında buraları entrylerle dolduracak süper bir spor programı olabilir bu, olmayabilir de bakacağız artık:)) ntvspor ekranında farklı bir tat olacak inşallah.
  • ntv spor'da bu akşam 18.30'da start verecek olan taraftar odaklı spor programı... program bu akşam fenerbahçe ile start alıyor, yarın galatasaray ve çarşamba günü ise beşiktaş taraftarı takımlarını anlatıyor...

    http://serefstadi.blogspot.com/…si-yenilsen-de.html
  • yayın saati ile hedef kitleyi zora sokmuştur.
  • yanlış saatte yayınlanması nedeniyle, programı izlemek isteyen hedef kitlenin mahrum kalacağı, taraftarlık kültürü programı. taraftarlık ve tribün kültürü üzerine söylenmemişi söylemeleri gerekiyor. klasik maç yorumu yaparlarsa benzerlerinden farksız, sıradan bir program olur. mesai bitimiyle çakıştığı için, programı izlemek isteyen kitleye ulaşamayacaktır. içerik olarak merak edilmektedir. tribün kültürüne veya egemen medyanın futbola bakışına farklı bir yorum getirebilecek mi? bekleyip göreceğiz. ilk bakışta bu işlere meraklı insanların ilgisini çekecek özgün bir tarafı yok gibi gözüküyor. sadece galatasaray, fenerbahçe ve beşiktaş taraftarlarından oluşan bir formata oturtulması işi baştan sakatlıyor. programın en büyük eksiği sadece ; galatasaray, fener ve beşiktaşın konuşturulması. herkes 7/24 galatasaray, fener , beşiktaş dinliyor zaten bu ülkede. adana demirspor, trabzon, göztepe, karşıyaka, ankaragücü, kocaeli, sakarya gibi tribün kültürüne sahip, camia olmayı başarmış takımların taraftarları da olmalı orda, hatta istanbul'un semt takımları olmalı. karagümrük, vefa, kasımpaşa, beykoz, sarıyer, zeytinburnu gibi köklü semt klüplerinin son durumları, taraftar hareketleri, lokal rekabete yaptıkları katkı tartışılmalı. farklı bir format yaratılmak isteniyorsa, reyting getirmeyeceğini bile bile böyle bir riske girmek gerekiyordu. program futbol mu? konuşacak yoksa tribün kültürü üzerine mi? tartışılacak göreceğiz. futbol konuşulacaksa, maç yorumu yapılacaksa fazla keyif vereceğini sanmıyorum.

    2000'li yılların başından itibaren memleketin taraftar ahalisi olarak internet üzerinden; durmadan , bıkmadan, usanmadan konuşuyoruz zaten. televizyon alemi ''internet üzerinden gelişen taraftarlık kültürüne'' kancayı taktı. klasik yorumcuların basmakalıp egemen medya tarzına karşı farklı özgün ve içerik olarak bilgiye yönelik olarak gelişen bu tarzın reyting getireceğini anladılar ve deniyorlar. futbol üzerine yazıp çizen, fikir üreten, fanzinler çıkartan, bloglarında en popüler köşe yazarlarına bile taş çıkartacak tespitler yapabilen, futbol yazarlarının varlığı nihayet kabul edildi. güzel gelişme ancak reyting ölçüm cihazlarının raporları gelişmeyi güzel yorumlamazsa, bu tip blog içerikli programların ömrü kısa oluyor. aceto balsamico'nun programı bile reytinge kurban gidip yaşamadıkdan sonra fazla umutlu olamıyor insan. bu yeni tarz futbol yorumculuğu zamanla kısır bir döngü içine girip egemen medyanın tekeline girerse tehlike çanları çalmaya başlar. bloglarda, sözlükte, forumlarda sansüre takılmadan, sınırsız üretimle futbol yazınına katkıda bulunmakla, televizyonda ahkam kesmek çok farklı kulvarlar. internet aleminde kendini haklı olarak kabul ettirmiş, kaliteli futbol yazarı kitlesi özgünlüğünü yitirirse hızla gelişen futbol kültürü süreci yeniden başa dönebilir. bu yazarlar kendilerini farklı ve değerli kılan tarzlarını bozmamalılar.

    elbette futbol bloglarında, tribün dergide, forumlarda, ekşi sözlükte değme futbol yazarlarına taş çıkartacak, onların 10 misli bilgiye ve futbol kültürüne sahip yazarlar var. bu yazarları türkiye'de bir türlü gelişemeyen yazılı futbol kültürüne internet kazandırdı. hatta ekşi sözlük bu furyanın öncü platformlarından birisidir. (bkz: sözlükteki futbol yazarları). şimdi televizyon ''bu elit yazar kitlesini'' internetten çıkarıp ekranlara taşıyor, bir değer gördüler, kıvılcımın, özgün üretimin farkına vardılar yükleniyorlar ancak bu yüklenme hali yukarda bahsettiğimiz nedenlerden ötürü kısa ömürlü oluyor. henüz internetle, fanzinlerle, ekşi sözlükle, tribün derginin 2003 yılında oluşturduğu yazar kadrosuyla haşır neşir olamamış kalabalıklar için ahmet çakar tek otorite. ercan saatçi okunacak yazar. acı ama gerçek bu. ortalamanın, vasatın, genelin olaya bakış açısı bir zaman sonra bu over entellektüel, sinemadan, politikadan, müzikten, tiyatrodan anlayan futbol yazarı kitlesini köşeye atıyor, reytingler yine telegole dönüyor. bu ülkede futbol adına eli yüzü düzgün programlar, eserler, yazılar hatta fikirler üretmek çok zor, bunu deneyen, denemeye cesaret eden yenilsen de yensen de ekibini yapıcı olarak eleştirmeye devam edip desteklememiz gerekiyor. programın izlenmesini sağlamak için bilmeyenlere haber vermek gerekiyor. ortada bir emek var işin daha güzel hale gelmesi için eleştirip yorumlamak gerekiyor.

    ich ve arvo gibi yazarlar -ki ben nickleri dışında gerçek hayatta kim olduklarını 1 ay önce öğrendim- saatlerce okunur, sabahlara kadar dinlenir, keyif alınır. zaten sözlük dışında tanımadan okuyormuşuz, takip ediyormuşuz bu yazarları. ich arjantin futbolu üzerine, arjantin tribünleri üzerine yazsın o entrynin çıktısı alınır arşivlenir ayrı mesele ancak sözlüğün bu çok kaliteli futbol yazarları bile programın yanlış formatını kurtarmaya yetmeyebilir. zaman ilaçtır. bekleyip görmek, sabretmek, programı desteklemek lazım.
  • özellikle galatasaray ve fenerbahçe'nin tartışıldığı programların en azından bu sene için isim değişikliğine ihtiyacı var.

    mesela "yenilsen de yine yenilsen de hadi bilemedin maksimum berabere kalsan da" olabilir isim.
  • salı günleri* 37 ekran tv'mden zevkle takip ettiğim taze program. caner eler, emre atasoy ve ali murat hamarat trio'sunu galatasaray üzerine konuşurken görmek fazlaca keyifli oluyor. uzun soluklu olması tek dileğimiz kesinlikle.
  • ntvspor'a hiç yakışmadığını düşündüğüm program. zaten açıkcası programda sunuculuk yapan iki kişinin bu ülkedeki en kötü iki futbol yorumcusu olduğunu düşünüyorum, gelen taraftar konuk yorumcular ise pek de olayı kotaramıyorlar. bir de zaten daha önce yazılanlarda söylendiği gibi curcuna içinde geçiyor program. o kadar güntekin onay, rıdvan dilmen'in olduğu kanalda işi yok bence böyle bir programın, hıncal uluç ve tayfasını da alıp terketsinler bence kanalı.