şükela:  tümü | bugün
  • istisnaen, yargı ve idari vesayet organlarının, kararı alan veya işlemi uygulamaya koyan makamlar üzerinde uyguladığı denetim türüdür. istisnadır çünkü, hukukilik denetimi kadar uygulama alanı bulmaz. idari vesayet alanında örnekleri, ilk kademe belediyesi'nin aldığı nazım imar planı veya bütçenin, büyükşehir belediyesi'nin alacağı bir kararla yerinde görülmemesi üzerine değiştirilerek onaylanması, ya da köy ihtiyar meclisinin aldığı kararın köy faidesine olmaması nedeniyle kaymakam tarafından iptal edilmesidir. yargı alanında ise, danıştay'ın bakanlar kurulu tarafından çıkarılan tüzükleri inceleme aşamasında ortaya çıkar. anayasa mahkemesi'ne göre danıştay, tüzükleri yerindelik bakımından da denetleyebilmektedir. yasama organı tarafından 2575 sayılı danıştay kanunu'nda 3619 sayılı kanunla yapılan değişiklikle, danıştay'ın tüzük tasarılarını inceleme yetkisi kanunlara uygunluk ile sınırlandırılmış, ancak anayasa mahkemesi değişiklik kanununun ilgili maddesini iptal ederek tüzük tasarılarının incelenmesinde danıştay'a yerindelik yolunu yeniden açmıştır.
  • (bkz: takdir hakkı)
  • hukukilik denetiminden daha geniş bir uygulama alanı bulan denetim türüdür, zira hiyerarşik denetim, üste astın işlemlerini hem hukukilik hem de yerindelik açısından denetleme yetkisi tanımaktadır. kanunla açıkça öngörülmesi gereken ve istisnai bir yetki olan vesayet denetimi ise kural olarak sadece hukukilik denetiminden ibaret olmak zorundadır. yani vesayet makamı, bu denetimi yaarken idari işlemleri sadece unsurlarında (yetki, şekil, sebep, konu ve amaç) hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı açısından değerlendirebilir. bu unsurlarda hukuka aykırılık bulunmaması halinde hukukilik denetimi bitmiştir. ötesini irdelemek yerindelik denetimi kapsamına girecektir, ki hukuka aykırıdır.

    t.c. anayasası m.125 uyarınca yargı yetkisi de idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlıdır. yani yargıç da işlemlerin yerindeliğini denetleyemez.

    maamafih, yerindelik türk yargısının fiilen yaptiği ve fakat anayasaya göre yapmaması gereken denetim türüdür.
  • anayasa değişikliği paketi içerisinde tamamen kaldırılması gündemde olan, belki de kaldırılması bu anayasa değişikliği paketinin en can alıcı, en can sıkıcı ve bu paketin sermaye çıkarları doğrultusunda düzenlenmiş olduğunun en büyük kanıtı olan denetimdir. özelleştirmelerin önünü açmak, daha rahat satmak, daha rahat peşkeş çekmek için muhakkak kaldırılmalıdır.
  • aslında yerindelik denetimi zaten yasaktır, kuvvetler ayrılığına aykırıdır.

    idari yargılama usulü kanunu
    kanun numarası : 2577
    kabul tarihi : 6.1.1982
    yayımlandığı resmi gazete : tarih: 20.1.1982 sayı: 17580
    yayımlandığı düstur : tertip: 5 cilt: 21, sayfa: 147

    madde 2:

    "idari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. idari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler."
  • yerindelik denetimi mahkemelerin görevi değildir ancak hukuki mevzuattaki yorumlamalar ile danıştay "kamu yararı" gözeterek denetim yapmakta. tasarı ile getirilmek istenen değişikliğe dair ismet akça şöyle demiş:

    "..yargıyla ilgili çok vahim bir düzenleme ise sıklıkla gözden kaçmaktadır: - yargı yetkisinin sadece hukuka uygunluğun denetimi ile sınırlı olup, “hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz” olduğu (m.125).

    bu madde tam bir neoliberal yönetim rasyonalitesinin ürünüdür. idari hukukta zaten yerindelik denetimi yapılmaz. bu ifade eklenerek hedeflenen “kamu yararı” kavramı üzerinden alınan bazı hukuk kararlarıdır. özellikle elektrik santralleri, nükleer santraller vb. uygulamalarla doğanın metalaştırılması, özelleştirmeler vb. konularda piyasa fetişisti, sermaye sevici neoliberal politikalara hiç olmazsa bazı örneklerde hukuk yoluyla biraz set oluşturulabilinmektedir. akp bu değişikliği açıkça bu konularda idari yargıda önüne çıkan engelleri ortadan kaldırmak için istediğini kendi propaganda metninde de söylemektedir:

    “kamu yararı gibi sübjektif bir kavramla birçok özelleştirme kararı iptal edilmiş, böylece küresel sermayenin türkiye’de yatırım yapması ile ilgili birçok zorluk çıkarılmıştır. sadece doksanlı yıllarda telekom’un özelleştirilmesine mani olunması sonucu türkiye, yaklaşık 25 milyar dolarlık zarara uğratılmıştır. 25 milyar dolarla, türkiye’nin eğitim ve sağlık alt yapısı bir yılda isviçre düzeyine getirilebilirdi.”

    eh politik hedef bu kadar açık ilan edilince insanın onu ideoloji ve yalan tahrifatıyla örtmesi gerekir tabii: vatandaşın eğitim ve sağlık hakkını savunan akp yalanına karnı hâlâ tok olmayan varsa buyursun.."
    http://www.scribd.com/…yetmez-ama-evet”in-acmazları
  • idare hukuku için candır. idare bir hukuk devletinde mevzuatın belirlediği sınırlar içinde kalmak zorundadır. bununla birlikte idare belli sebepler karşısında belli sonuçları doğurma yükümlülüğü vardır. idarenin ben bunu yapmıyorum deme yetkisi olamaz. takdiri yetki de bu anlamda ancak belli konulardaki, idarenin doğurması gereken sonuçlar arasında seçme özgürlüğü olmaktadır. idare ben yaptım oldu diyemez. takdiri yetki sınırsız denetlenemez, keyfilik içeren bir yetki değildir. her idari eylem yada işlem belli bir nedene dayanmalıdır, sebebi olmalıdır. yoksa zaten hukuksuzdur ve iptal edilir.

    o zaman yargının, seçenekler arasında seçim yapmış idarenin neden bunu seçtiğini denetleme imanı yok mudur? yani yerindelik denetimi yapılamaz mı? yapılabilir yapılmaktadır, yapılması şarttır. çünkü idarenin takdiri yetkisi kanunlarla sınırlanarak hukuki bir sınır içine alınmıştır bunun yanında teknik anlamda da idarenin kamu yararı güderek o sebep için en doğru sonucu doğurması gerekmektedir. işte olası çatışmada yargı hem hukuki boyutu hem de kendi alanını aşan işin teknik boyutunu bilirkişi yardımıyla denetler.bir işin hukuki olması o işin en doğru biçimde yapıldığı anlamına gelmez. bunun denetlenemez olması ise inanılmaz keyfi uygulamaların amaç saptırması ile uygulanabilir hale gelmesi anlamına gelmektedir.
  • kuvvetler ayrılığı sanki buna cevaz veriyormuş gibi düşünenlerin varlığına şahit ettiren denetimdir. "kuvvetler ayrılığı önümüze engel oluyor" cümlesini söyleyen bir kişi, zorlamayla ancak bu kadar desteklenebilir. insan bir görüşü savunmak isteyince akan seller duruyor belli ki. kuvvetler ayrılığının temel olduğu bir sistemde aslolan hukukilik denetimidir, yerindelik denetimi değildir. yerindelik denetimi yapılıyorsa şayet, bu; kuvvetler ayrılığının varlığından kaynaklanmaz. kuvvetler ayrılığına "tü kaka" deyip başkanlık sistemine (ki bizimki gibi toplumlarda en iyi ihtimalle başkancıl sisteme dönüşür bu) geçişi özendirmek o kadar kolay değil.
  • en fazla idarî yargıda gündeme gelmekle beraber, anayasa yargısında da temel kurallardan birisidir. nasıl ki idarenin takdir yetkisi varsa, yasa koyucunun da takdir yetkisi vardır. anayasa mahkemesi'nin kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, tbmm içtüzüğü'nü şeklen ve esasen, anayasa değişikliklerini ise sadece şeklen inceleme yetkisi, anayasa mahkemesi'ne yerindelik denetimi yapma yetkisi vermemektedir. örneğin bir kanun, şekil ve esas olarak anayasaya uygunsa, anayasa mahkemesi o kanun hakkında iptal kararı veremez. çünkü bu ikisi dışında kalan unsur artık yasa koyucunun takdirindedir. yasa koyucu, anayasa mahkemesi tarafından herhangi bir konuda yasa yapmaya veya yapmamaya zorlanamaz.

    buradan sonra, takdir yetkisini tartışmak gerekir. yasa koyucu takdir yetkisini kullanırken sınırsız mıdır? elbette değildir, hukuk devletinin ilkeleriyle bağlıdır. örneğin, bir ceza yasasında, bir suça verilecek cezanın alt ve üst sınırını belirleme yetkisi yasa koyucunun takdirindedir. ama, söz konusu suç hakkında orantısız bir yaptırım öngörüyorsa, artık burada anayasa yargısının denetimi başlar. çünkü, anayasanın ikinci maddesinde "türkiye cumhuriyeti'nin hukuk devleti olduğu" kabul edilmiştir. hukuk devletinin bir gereği olarak, suç ve ceza birbiriyle orantılı olmak zorundadır. takdir yetkisi, hukuk devletine aykırı olarak kullanılamayacağı için, söz konusu yasa her ne kadar anayasaya uygun olarak yapılmış olsa da iptal edilir.

    takdir yetkisi üzerine verilmiş güzel bir anayasa mahkamesi kararına örnek:

    12/11/2015 tarihli ve e: 2015/26, k: 2015/100 sayılı kararı.