şükela:  tümü | bugün
  • dün yine evde bulamamışlar beni. gittim, "ben yine evde yokmuşum yaa, allah beni kahretmeye, bütün gün evde olup da evde bulunamıyorum" dedim. yüksek sesle söyleyince tabi diğer müşteriler dönüp bakınca görevli "yanlışlık olmuştur" dedi, "evet dedim, 4 yıldır bir kez beni evde bulamama gibi bir yanlışlığınız" var dedim ki bu konuyla ilgili şikayet dilekçelerimle evimden genel müdürlüğe yol yapmayı planlıyorum. neyse, kadın tabi üste çıkmak için mümkün değile getirdi konuyu, en son "bin yılda bir olmuşsa olmuştur, türkiye'de belki 10 kişinin böyle bir şikayeti vardır" dedi. siz dedim hiç sözlüklere de bakmıyorsunuz, adına koskoca başlık açılmış, yerin dibine sokmuşlar sizi, ne 10 kişisi dedim ve kadın o efsanevi savunmayı yaptı bana.

    "onlar firmamızın başarısını çekemeyen rakiplerce tutulmuş paralı kalemler, ciddiye almayın siz onları..."
  • yurtiçi kargoda çalışıyorum. beni bile şubede bulamadılar. bundan ötesi yok.
    bu firma için her alıcı, bir faili meçhul.
  • bundan 2 yıl evvel, bulunduğum apartmana girdiğimde yönetici odasının camında tesadüfen adıma yazılmış "sizi evde bulamadık" notunu gördüğümde öğrendim bu huylarını.
    apartmanın içine girebilmiş -yani dış kapı kapalı değil-, asansör var ama 7. kata çıkmaya erinip direk oraya bulamadık diye not yapıştırmış. aradım bunları, böyle not bırakmışsınız diyorum, "sizi evde bulamadık, o yüzden not bıraktık." diyor. ulan bu notu kapıma yapıştıracaksınız, yönetici odasının kapısına değil diyorum. "aradaşlar apartmana girememiştir." diyor. e girmişsiniz çünkü bu oda apartmanın içinde deyince de kem küm ediyor. kimse "kargo personeli 3 kuruş parayla çok yoruluyor" zırvasına girmesin. o benim değil firmanın problemi. ki çalışanda bu maaşı kabul ederek giriyorsa bi zahmet 7. kata çıkabilsin "asansörle".

    o günden sonra 10 defa falan adresimde bulamadılar beni. zorunlu olmadıkça kullanılmaması gereken firma.
  • bazen de kolinin ağır olmasından kaynaklanan durumdur.

    aynı gün, aynı saatte şubeye iki koli ulaşır, biri 500 gram, diğeri 18 kilo.

    500 gram olanı aynı gün adrese ulaşır. ağır olan gönderinin âkibeti internetten araştırılınca "alıcı evde bulunamadı" yazısıyla karşılaşılır.

    ne güzel lan, koli büyük veya ağırsa dağıtım aracına bile yüklemeden sisteme "alıcı evde bulunamadı" yaz gitsin aliminyum. kim uğraşacak, alıcı şubeye kendi gelsin.
  • uzun zamandır kargo söz konusu olduğunda iş yeri adresimi verdiğimden başıma gelmiyordu. bizim şirketin kargolarla çok işi olduğundan nerdeyse hepsiyle anlaşmalı ve günde en az 2 kere geliyorlar. mutlu mesut yaşıyorduk.

    geçen haftalarda forever new'den çanta vs aldım, kar kış şimdi eve taşımayayım bir de diye eve söyleyeyim dedim. kardeşimin yürüme zorluğu olduğundan kar yere düştüğü anda okula gitmez - gidemez çünkü kayar düşer vs diye. ev de yokuş üzerinde olduğundan çocuğun çıkması imkansız evden. annem olmasa bile çocuk evde en fazla playstation oynuyordur yani. 18 ocak'ta kargoya verilen paket sürekli yolda gözükür 1 hafta boyunca. 25 ocak'ta not düşer "22 ocak'ta geldik bulamadık".

    müşteri hizmetlerini aradım. "20'sinde gelmişler bulamamışlar, not bırakmışlar" der. not yoktu, gelseler evde insan vardı zaten. müşteri temsilcisinin de biraz asabi olduğunu söyleyeyim. "beyefendi, evde engelli çocuk var o hafta tamamen evdeydi, yanında da mutlaka en az bir kişi olur" diyorum, "gelmedilerse gps'ten anlarız" diyor. internette herkesin bu konudan şikayetçi olduğunu söylediğimde "normal öyle şeyler, insanlar evde olmadıkları halde öyle yazıyorlar" dedi. yani müşteriler baştan haksız ve yalancı. beni zan altında bırakıyorsunuz bu konuşmanızla bunun farkındayım dedim konuşma tarzı üzerine "yani sonuçta size güvenemeyiz, evde olabilirsiniz de olmayabilirsiniz de, size neden güveneyim peşinen" dedi. standart insan ilişkisinde haklısın da, müşteri olarak kıytırık bir paket için neden yalan söyleyeyim? bir de yalancı çıktık.

    işim gücüm yok, bir kutuyu eve getirin diye bunlara telefonda yalan söyleyeceğim çünkü. ama ben o kargonun eve gelmesi için parasını vermişken neden işten erken çıkıp peşine düşeyim?

    olanı söyleyeyim. üst sokağa kadar gelirler, bizim yokuşta hayvan gibi kar olduğunu görürler ve "aman, gelip alsınlar şubeden" der ve giderler. gps'in nasıl çalıştığını bilmesek kapının önüne kadar geldiklerini gösterdi sanarız.

    baktım bundan bir iş çıkmayacak, siz bana yardımcı olamayacaksınız kolay gelsin dedim kapattım. sonra şubeyi aradım. dedim ki: "bakın evde engelli çocuk var, annem yanında. bütün hafta da kar dolayısıyla evdeydi. kar yüzünden yokuşu inememiş ve gelememiş olabilirsiniz. bana boşuna geldik demenize gerek yok. bir çözüm rica ediyorum sizden. işten çıkıp gelemem, çünkü ben zaten 6'da çıkıp yetişemem. annem de çocuğu bırakıp kargo almaya gelemez." şube'deki kız ertesi gün ayarlayacağını söyledi, ve gerçekten ertesi gün teslim edildi o kargo.

    sonra yine merkezden aradılar "şikayetiniz varmış, gps'e baktık gelmişler sizin şubeden almanız lazım." diye. "kargo bize teslim edildi haberiniz yok herhalde birbirinizden. biz hallettik şubeyle, konu kapanmıştır." diyerek kapattım.

    adam çin'den küçücük paket gönderiyor da ptt kargo bizi her gün nasıl evde buluyor? taaa çin'den kore'den gelen kargo nasıl oluyor da çoğu zaman senin şehir içi kargondan daha hızlı geliyor? bana bunu açıklasalar diyeceğim ama buna da bir bahaneleri vardır. ne de olsa müşteri olarak ben yalancı ve haksızım.

    he bu arada ptt birkaç kere bizi evde bulamayınca beni cep numaramdan arayıp "evde kimse yok komşunuza bırakalım mı?" diye sordu. aras geldiğinde "evde kimse yok" dedi, ben de "biraz bekleyin kardeşim var ama yavaş yürüyor açar birazdan" dedim, adam da bekledi. bunu yapsınlar demiyorum. ama fark bu.
  • alışıldık bir durum. şu sıralar işyerinde bulamamalarına da alışmaya çalışıyorum. güvenlik görevlimiz, kuryeyi üst kata yönlendirip diğer ziyaretçilerle ilgilenmeye başlamış. kurye kaşla göz arasında "alıcı adreste bulunamadı" etiketini yapıştırıvermiş bankoya. bereket ki güvenlik görevlisinin alnına yapıştırmamış.
  • küçüklüğümü hatırlatan durum.

    annem küçükken aşure dağıttırırdı, asosyal bir çocuk olarak zille basmadan geri döner "anne evde yoklarmış" derdim.

    aynı.
  • üsküdar şubesinin sürekli başına gelen durum. bu şeref yoksunlarıyla 3 hafta filan uğraştım. 50 kere çağrı merkeziyle, şubeyle ve bölge müdürlüğüyle görüştüm. hakikaten çıldırttılar. sırf insanlarla muhatap olmamak için böyle şeylerde uğraşmam, gider alırım çoğu zaman ama bi tersime geldiğinde de sonuç alana kadar peşini bırakmam. neyse olaylı bi paket alımından 2 hafta sonra başka bi şey sipariş ettim. siparişin geleceği gün apartman kapısını gören camın önüne oturdum. elimde de bıçak. dalga geçmiyorum herif kapıyı çalmadan gitmeye kalkarsa arkasından fırlatıcam. neyse bi herif geldi, karşı apartmana girdi. sonra çıktı. elinde benim paketim, alışveriş yaptığım sitenin adını görüyorum. apartman kapısından uzağa yürümeye başladı. bağırdım pardon yurtiçi kargo'dan mı geliyorsunuz diye. sırıtarak geri döndü. kapıyı açtınız mı dedi. açıyorum dedim. yukarı geldi. dedim sabahtan beri camda bekliyorum çünkü zile basmıyorsunuz. öyle mi yapıyorlar hahaha, karşı apartmanda 4 kat çıktık, burda da çıkmak istememişlerdir dedi. anasının amı artık pişkinliğe bak. yapacak bi şey yok beyefendi dedim. sırıtarak siktirdi gitti. hayatımda hiçbir çalışana kötü davranmamışımdır. nolursa olsun, sinirden çatlayıp bıçakla beklesem de siz diye hitabımı sürdürürüm. bu insanlar köle değil. para kazanmak için yapıyorlar bu işi. ama ben de o hizmeti almak için para ödüyorum ve karşılığını istemek en doğal hakkım. işin kötü tarafı ne kadar firma varsa bu heriflerle çalışıyor. resmen el mahkum adamlara. ama bunlar beni yıldıramaz. her teslim günü bıçağımla pencerede olacağım. hayırlı günner.
  • düzeltilmesi gereken önermedir. doğrusu: yurtiçi kargo'nun müşterilerinin evini aramaması.