şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kendisiyle pek sevişmeğimiz eski hocam.

    bi keresinde b anfilerindeki dersimize erken gelmiş, bi sıranın üzerine oturmuş öğrencilerini bekliyordu. ben yanından geçerken:

    - "size bir şey sorabilir miyim?" dedi
    - "sorabilirsiniz" dedim, yürümeye devam ettim.
    arkamdan seslendi:
    - "soruyorum o zaman. neden küpe takma ihtiyacı hissediyorsunuz" dedi
    - "hocam ne kadar gereksiz bi merak bu" dedim.

    o bana baktı, ben ona baktım... o bana baktı, ben ona baktım... o bana baktı, bana bi titreme geldi. döndüm yukarlarda boş bi sıraya oturdum. o hala bana bakıyordu. hep de baktı. ukalalığını bana da bulaştıran hocamdır. :))

    hey gidi günler.

    ama yerel yönetimler konusunda memleketimde bir guru olmaya doğru gitmektedir o ayrı.
  • dünyadaki tek dersin kendi dersi olduğunu sanan ve kamu yönetimini yerel yönetimler önlisans programında bile görülemeyecek kadar kentleşme, çevre, yerel yönetimler vs. derslerle dolduran ve bu sayede kendini klonladığı asistanlarına ekmek çıkaran hocam..keşke bölümün adıyla ilgili derslerimiz de olsaydı..yazık doğrusu..

    düzenleme: bazı ifadeler çıkarıldı ve metin üzerinde düzeltmeler yapıldı.
  • bir söz vardır futbolda; "düşünen adam koşamaz, koşan adam düşünemez." diye. oyundaki rol dağılımı anlatır. messi gibi çok aykırı örnekleri olsa da genel olarak gerçekleşen senaryo budur. bir oyunu kuranlar vardır bir de o kurulan oyun gerçekleşsin diye hebele hübele koşanlar.

    işte aynısı akademik dünyada da yaşanıyor. bir düşünsel olarak fikirler üretenler var bir de hebele hübele bunları anlatanlar. bazı hocalar gençlerin ufkunu açmaya, yön vermeye çalışırken kimisi de sadece ders anlatır. işte bu saçma kadın da tam da bu insanlardan. hayatı boyunca fikir üretmek için düşünmemiş, sadece söyleneni ezberlemiş insanlar es kaza bir fikir üretmemiş olsunlar! aman allahım. siyaset sosyolojisinde afet yönetimi anlatmalar mı dersin yerel yönetimlerde afet yönetimi anlatmalar mı dersin, dersler yerine zorunlu konferans dinletmeleri mi dersin, bu konferansların konusunun afet yönetimi olması mı dersin... yani kısaca afet yönetimi mi dersin. bu ihtiyar ablamız bir afet yönetimi kavramı geliştirmiş ve bunu kullanmak için hemen heryerde bunu anlatmak istiyor. çünkü bünye alışkın değil. düşünmek eylemi ezberde kalmış hep oysa şimdi bişey üretebilmiş ancak devam edemiyor :( ühühühü artık yeni bir fikir üretemiyor. daya babam daya. afet yönetimi. daya. siyaset sosyolojisi dersinde çığ tehlikesi hakkında zorunlu konferans katılımı. çığ diyorum bak çığ. şehir izmir bu arada :) peki siyaset sosyolojisiylr nalakası var diyorsun sevgili okur. deme. yok alakası bu ihtiyar ablamız sadece onu biliyor onun için sadece.

    ayrıca okulda baskın bir karakter olmayı becermiş gördüğüm kadarıyla. bunun siyaset sosyolojisi gibi derslerde anlatmaya çalıştığı konuları başka bitik hocalar kendileri anlatıyor kendi derslerinde.

    bununla birlikte bu kadına yamanan hocaların yanında bir de derslerini bu ihtiyar ablama sallamadan bitiremeyen hocalar var ki ilk aklıma gelenler:............. isimlerini vermicem tabiki :) hocalarımızı zor durumda bırakmak istemem.

    tanım: yeni türkiyenin akademisyeni.
  • hani on kata kadar daha uzun ömürlü pil reklamlarında, yarıştığı on tane kalın kaşlı oyuncak ayıcığı hunharca yenen esas oyuncak ayıcık vardır ya? onun misali; bu gözler, yaz okulunda kendisinin tamı tamına iki saat (evet, kronometre ile ölçtüm.) ders anlattığına şahit olmuştur. gözler diyorum çünkü, bir noktadan sonra kulaklar; "yönetişim, biyo-iktidar, paradiplomasi, köy muhtarı - mahalle muhtarı farkları, zamanında aziz kocaoğlu'na söylemiştim (ki kesin görüştüğü yerel yönetim amirlerinin hepsine salık vermiştir) vs" gibi alt başlıklar arasında, kağıttan bir gemi gibi kaybolup gitmişti.

    aslında birebirde iyi hoca olduğu, yalnızca fakültenin diğer birçok profesöründe olduğu gibi bir ego sahibi olduğu söylenebilir. akıllı bir kadındır ve hırslıdır. istanbul'da hukuk okuduğu söylenen kızıyla telefonda konuşurken "sor bakalım hocana, şu şu şu böyle miymiş? " diyerek, kızının hocasını bile teste tabir tuttuğu rivayet edilir. bir de öğrencileri onun gözünde küçümendir, onlara pasta börek yapıp getirecek kadar düşünceli bir hocadır. sanırsak tek kusuru; "ne anlattığın, başkalarının seni anladığı kadardır" mantığını taşımıyor oluşudur. her profesör öyledir diyenleri duyar gibiyim, ama bu hocamızın dersinde zaman; rezilyansta sınır tanımaz. dokuz eylül üniversitesi kamu yönetimi yeni öğrencilerine tavsiyemiz; bu hocamızın dersini hiç de hafife almamalarıdır. o sınav kağıdında göreceğiniz orhun kitabeleri kabusunuz olsun istemezsiniz.
  • kendisinden ''kamu yönetiminde stratejik planlama'' dersini alıp almama konusunda kararsız kaldığım akademisyen.

    eğer bilgi verebilecek olursa yeşillendirmesi önemle rica olunur..