şükela:  tümü | bugün
  • mevzu eğer başörtüsü dinine inanıyor seviyesindeyse, aynı adam da pekala başörtüsünün günah olduğu bir dine inanabilir ve kendi işletmesine sokmayabilir. buradan anlayacağımıza göre " dalyaraklık" esnek bir müessese, nereye yaslanacağı belli olmuyor.

    akşam manzarası güzel mekandır ayrıca. ^_^
  • bundan 4 sene önce teyzemin doğumgünü sebebi ile brunch için öğlen saat 12 ye kadar kapattığımız mekandır.
    bu iş şu şekilde oluyor: mekan ile anlaşılıyor, saat 12-1 e ye kadar kapalı olan kısıma başka kimseyi almıyorlar. o zamana kadar aile efradı ve dostlar yaklaşık 25-30 kişi brunchımızı yapıyoruz. saat 12-1 den sonra başka müşterileri alıyorlar.
    malesef son 10-15 senedir çok derin bir aşağılık kompleksi oluştu, taşradan gelen ailelerin çocukları yol yordam bilmemelerinin yüküne bir de bir kısım laik kesimin kendilerini nispeten hor görmeleri ile bu şekilde saçmalıklarla daha çok karşılaşmaya başladık.
    5. kat, kendisi ile anlaşıp belli saate kadar özel hizmet vermek için tüm müşterilerine açıktır, yeter ki para konusunda anlaşın. isterseniz sohbet bile düzenlersiniz. o sohbet olurken de dışarıdan adam almazlar bir saate kadar.
    malesef bu tür hareketler diğer teseddürlü insanların üzerine "cahil, taşralı" gibi kötü yaftalar yapışmasına sebep oluyor.
  • herşeyi geçtimde bunun cezası 3 yıldan başlıyor diyo. neyin cezası birde onu açıklasalar. almak istememiş seni dükkanına bundan sonra gitmezsin sende ya da duyurur boykot edersin falan ama bunun cezası 3 yıldan başlıyor ne demek. sonuçta kadının kendi yeri seni herhangibir kamusal alanda kendi yetkisi olmayan bir yere almamış değil ya da hakaret etmiyor.
    (bkz: geçen yine mağdurum)
  • zamanında eski kız arkadaşımın beni yemeğe götürdüğü mekan. manzarasını ve yemeklerini çok beğenmiştim. o zamanlar öğrenciliğimin en fakir yıllarıydı ve kız arkadaşım çalışıyor iyi de kazanıyordu. benim onu bu tarz mekanlara götürmem mümkün olmadığından o beni arada davet ediyordu. bense onu ancak uçan eve falan götürebiliyordum. sonra o yurtdışına yerleşti ve bunlar birer güzel anı olarak kaldı.

    he türban falan da umrumda değil sen türban diye mekana alınmamışsın ben sırf erkeğim diye bazı barlara giremiyorum.
  • bir gün yine mağduruz

    linç edilmeden önce peşinen söyleyeyim, başörtüsüyle hiçbir sorunum yok. ve hatta 5. kat ile kendi sorunlarım da var.
    bundan 8 ay önce 2 hafta önceden kalabalık bir grup için rezervasyon yaptırmak istediğimde fahiş bir fiyat çıkartıp, üstüne rezervasyonumuz için hiçbir garanti vermeksizin "rezervasyon ödemesi" adı altında kapora isteyen bir mekandan bahsediyoruz.

    büyük ihtimalle aynı aç gözlülüklerinden dolayı bu 3 kişiyi kabul etmemişlerdir restorana.

    "şurada konsolosluk yemeği var onlardan ne biçim kar edeceğiz, 3 kadının yiyeceği öğle yemeğinden ne çıkar" mantığıyla. ki bu çok çirkin.

    ama daha da çirkin olanı yine bunu da mağdur edebiyatına dönüştürmek.

    peki ben geçtiğimiz ramazan ayında emirgan'da (adını hatırlamıyorum meşhur bir nargileci ve restoran, osmanlı mutfağından yemekler yapıyorlar, yemekleri de çok güzeldir, artık adım atmıyorum o ayrı. hatırlayan bilenler bir yeşillendirirse mesaj kutumu memnun olurum, 3 katlı, terası da olan bir yer.) gittiğim bir restoranda "iftar saati başlamadan servis yapmıyoruz" diyerek parasını vereceğim hizmetin reddedilmesini ne suçu olarak nereye şikayet etmeliyim.

    bırakın artık ya, lütfen şu mağdur edebiyatını bırakın.

    bir mekan herhangi birisine terbiyesizlik yapıyorsa, yolunacak kaz gibi görüyorsa illa ki eleştiriyi hakeder. ama artık bu başörtüsü üzerinden yaptığınız mağdur edebiyatı tutmuyor. bunu da bir kenara yazın.
  • (bkz: hala mağdurlar efendim durduramıyoruz)

    25 senedir ne bitmez mağduriyetiniz varmış arkadaş. yettiniz hakkaten, bitin gidin artık ya.
  • işletme tarzını beğenmediğim bir mekan.
    yediğiniz içtiğinizden zorla servis ücreti adı altında %10 bahşiş alıyorlar.

    benim bildiğim bahşiş gönülden kopar, e zaten menü fahiş fiyatlarla dolu. gerçekten insan sinir oluyor.

    o güzelim manzaraya sahipler diye insanlar bu kadar keriz yerine konulmamalı.
  • (bkz: ocakbaşında içen amcalara polis terörü)

    ya yemin ediyorum bi siktirin gidin, artık bıktım bu mağduriyet mavralarından. 3 yıldan başlıyormuş bir de. ahahah yapma ya, peki türban hazretleri yolda beni gördü ve beğendi benimle evlenmek istedi(?) ve ben de kendisini beğenmeyip, yol verdim o da dahil mi buna?

    şu cür'ete bakar mısın ya, şu an işimin gücümün arasında sırf sinirimden entry giriyorum. kpss'de, öss'de aranmadan sınava girince, trafikte durdurulup üfletilmeyince bunlar kendilerini iyice bi ayrıcalıklı bellediler herhalde. siz kimsiniz bacım? bana bi anlat ya, seni mekanına almamanın cezası hangi 3 yıldan başlıyor? biletix'in sitesinde "lütfen not edin" kısmında şöyle yazar bak;

    "organizasyon firması etkinlik için uygun görmediği kişileri, bilet ücretini iade ederek etkinlik mekanına almama hakkına sahiptir."

    bu da üç yıl o zaman. hatta beş yıl, bu direkt tipine göre adam kayırmaca.

    bu hanımefendiler zannediyorlar ki, artık devir bizim devrimiz. herkes bizi tanıyacak, herkes bize saygı duyacak, herkes bizim köpeciğimiz olacak. bak yavrum, kimse senin başörtüne karışma hakkına sahip değil. tatlısu solcusu gibi, "üniversiteye girmesinler" yea demedim ben hiçbir zaman. hayatım boyunca kamuda, okulda her yerde örtünme haklarının olduğunu savundum. fakat şimdi gelip, kendilerini böyle bi imtiyazlı görmüyorlar mı deli oluyorum. ulan benim ev sahibimin türbanlı karısı, kızkardeşim beni ziyarete geldiği zaman soyisimlerimiz tutuyor mu diye kimlik sormaya kalkıyor o zaman bi sikim olmuyor? gelip evime çöp tenekesinin içine kadar bakmaya çalışıyor bi şey olmuyor. ulan içanadolu yobazı diye bir gerçek var adam hala gelmiş mağduruz diyor. ben çalıştığım kamu kurumunda her hafta sikeeeeee sikeee cumaya gidiyorum, soğukta abdest alıyorum istemeye istemeye. çorabını haftada bir kez bile değiştirdiği kesin olmayan adamın ıslak ayaklarıyla bastığı yere alnımı sürüyorum. hiç o zaman ağzınızı açmıyorsunuz. "kılma yea zorla mı" diyenin de ağzını sikerim. zorla kardeşim. bu memlekette zorla. babaannemin cenazesine gitmek için izin istediğimde, beni zorla "sarı sendika"ya üye yapanlara hiç ağzınızı açmıyorsunuz. bir tane çocuk var hasan ferit gedik diye, 3 gündür adam gömülemiyor lan. cenazesi mahallesine sokulmuyor. hiç sesiniz çıkmıyor bunlara. daha 19 yaşındaki bebeyi tekmeleye tekmeleye öldürdüler, faili belli değil o bile 3 yıldan başlamıyorken sen kimsin lan bana bi anlat ya? trt'de adamın biri çıkıp hamile kadının sokakta yürümesini estetik bulmadığını beyan etti, rtük hazretleri de olay münferittir; ifade özgürlüğüne girer. türban reisler kusura bakmayın o zaman, benim estetik algımda da, kafasında şahin yuvası gibi bir şey taşıyan insanlara yer yok, kara çarşafa yer yok. başörtüsüyle benim hiçbir sorunum yok, olamaz da zaten. ama götüne roberto cavalli tangayı giyip, kafasına da marc jacobs gözlüğü takıp, bir elinde 2,5 milyarlık telefon, bir elinde 100 milyarlık cip anahtarı, yüz göz desen ilkokul çocuğunun boyama kitabına dönmüş tiplere hayatımda asla yer vermem. sen nasıl, "ayilemisle latte keyfhi" minvalli paylaşımlar yapmaya gittiğin kafede benim gibi ayyaşı görmek istemiyorsan, ben de;

    "ince kıyım salataya,
    ince uzun galata'ya,
    iki 't'li attila'ya,
    tek 'y'li süreya'ya"

    minvalli paylaşımlar yaptığım mekanda cep telefonu melodisi "sevdiiiim seni maaabuduma, caağaaanan diye sevdim" olan insanları görmek istemiyorum. bırakın da, hayatta sizin bulunmadığınız ortamlar da olsun.

    kedileri sevmiyorum ama muhatap da olmuyorum. siz de benim için öylesiniz bunu unutmayın. sizi hayatıma sokmama hakkım dibine kadar var kimse kusura bakmasın. ve o kafe'nin de var. ne zaman ki, senin iftar yemeği düzenlediğin restoranda yan masanda rakı içmeme izin verir bu sistem, o zaman tartışırız.

    karalanmaya çalışıldığına inandığım, adını hayatımda ilk kez duyduğum işletme.