şükela:  tümü | bugün
  • icindeki komplo teorilerinin cogu abartili olsa da genelde dogru $eyler iceren ve insanin bi yerde gozunu acan, paranoyak yapma ihtimali de yuksek kitap. ayrica yazarinin reklam camiasindan atilmasina neden olan kitap. kitapta; kendim ayrilmaya cesaret edemedim bu yuzden bu yolu sectim $eklinde aciklar bunu.
  • reklam camiasında tartısmalara neden olan kitap..tuketim dunyasının tum rezilligini ortaya cıkarmak konusunda basarılı olsada..yarın ne isteyeceginize bugun ben karar veriyorum, kainatı kirleten reklamcıdır gibi reklamcıya boyundan buyuk misyonlar yukleyerek de basarısız olmustur. gunumuzde reklam yogunlugu icinde savasan tuketicinin bilinclendigini ve ne istedigini 10 sene oncesinin aksine daha iyi bildigini goz ardı etmek mumkun degil.ayrıca pazarlamanın degisen yuzuyle musteri memnuniyetinin ve tekrarlı alısverisin on planda tutuldugu gunumuzde "alısveris sonrası dus kırıklıgının " pek de prim yapmadıgını dusunuyorum.. musteri sadakati yaratabilmek icin harcanan butceleri ve yapılan arastırmaları goz onunde bulundurmak gerekirse mutlu insan tuketmez diyerek caga ayak uyduramadıgını soylemek mumkun..
  • fazla abartıldığını düşündüğüm kitap. sadece biraz gülümsetiyor o kadar. hayatın anlamını falan bulacağınızı sanmayın.
  • frédéric beigbederin reklam ve tuketim cilginligina yonelik elestirilerinin yer aldigi kitap .zannedersem yazarin kendisi de reklam sektorundedir ve tum pisliklerini ortaya dokup bu kitabi yazdiktan sonra isinden de olmustur.bir de kitap tum ulkelerde kendi para cinsinden kendi fiyatiyla adlandirilmistir.tabii kitabin fiyati yani ismi degisen tek ulke turkiye olmustur.once 3900 tl sonra 4900 tl ve 9900 tl.bu da kitabin icerigiyle ilginc bir ironi olusturmaktadir.son baskisinin arkasinda yazan "ucuncu isim degisikligi olmadan alin,karli cikin" ibaresi de beni benden almistir ayrica.
  • frederic kişisinin soyleyeceğini kitabın ilk 50 sayfasında soylediği kitaptır,akabi biraz zorlama olmus gibidir.

    lakin modern dunyanın tuketim ve reklam batağına ne kadar batmıs olduğuyle ilgili cok hos istatistikler içerir.

    örneğin uygar bir şehirde yasayan bir kişi gunde ortalama 40000 adet ticari mesajla karsılasıyormus.ilginç tabi..
  • jan kounen'in yönettiği bir sinema filmi olarak 2007 sonbaharında beyaz perdeye yansıyacaktır bu güzel kitap.
    filmin trailer'ını ise şuradan izleyebiliriz; http://youtube.com/watch?v=xagrzj77b4a

    ayrıca filmde ufak bir rolde olsa venezüela'lı genç güzel model rosanna zanetti gutierrez'de yer almaktadır.
  • american psycho ile benzerlikleri nedense hep gözden kacmis kitap. esinlenmeden öte bir baglanti kurdugum ana karakterlerin kiyaslanmasi ancak patrick bateman'in octaveyi reklam filmleri esliginde yakarak öldürüp, sonra da külleri üzerine attirmasiyla son bulacaktir.
  • film olanı reklam gibi çekilmiş, son derece hızlı, muzip, tatlı, sürükleyici ve ilginç. fakat hikaye son derece klişe: "ben bir reklamcıyım. pantolonlarım moda dergilerinden gelir, piyasaya çıkmadan iki ay önce. gömleklerim şöyledir böyledir. ne giyeceğinize, neyi isteyeceğinize ben karar veririm. istediğiniz araba için para biriktirdiğiniz zaman onu eski yapar ve yeni bir şey istemenizi sağlarım. yeni, çabuk eskiyen bir şeydir. her bir şeyi eskitirim, puştun tekiyim, kanun kural tanımam, insanoğlunun hazdan anladığı ne varsa sahibim vs." bundan sonra da octave'ın hayatını değiştirecek bir şey olur, müşterisi parlak fikrini beğenmez. vay inek! işte burada octave bize döner ve, "o kötü reklamların nasıl çıktığını anlıyorsunuz şimdi" der. ardından bir ton puştluk yapar, bir şeylere üzülür mü ne yapar bilmeyiz. hissiz herifin tekidir octave, sebep olduğu şeylerin ardından düşünür mü düşünmez mi, onu da bilmeyiz.

    --- spoiler ---

    fakat fonda cenin görüntüsü, önünde abuk subuk danseden octave ve sophie sahnesi hastaydı, dehşetti, bunu teslim etmek isterim.

    --- spoiler ---
  • spoiler içermektedir

    insanın da bir ürün olduğunu anlatan, hızlı akan, reklam tadında, sürükleyici, ilginç çekim tekniklerinin kullanıldığı, muzip ve eğlenceli film. reklam dünyasına dair espriler hoş. memnun olmayan müşteriler, ukala reklam yazarları, her şeyi "satabileceğini" düşünen reklam ajansı patronları... pahalı arabalar, güzel kızlar, uyuşturucu ve bitmez sanılan sahte enerji & mutluluk... her şeyi satın alabilir misiniz? peki her şeyi satabilir misiniz? klişeler yok mu? elbette var. octave, parçası olduğu reklam dünyasını yerden yere vururken, gayet şerefsiz biri olduğunu kabul ediyor misal.
    yazarımızın sürüklendiği uçurum, yer yer güldürse de çift finalle iyi kotarılmış. gerçi robinson modeli olanı, pek fantastik ama... [yazılar çıkınca film bitti sanıp çıkanlara gülmek serbest *] herkes istediği finali seçebilir ama fight club tadındaki intikam planı tıkır tıkır işlemiş sonuçta. filmde yazar frederic beigbeder'in göründüğü sürpriz sahneler de var. zırt diye çıkıveriyor bir yerlerden.