şükela:  tümü | bugün
  • afrin harekatı başladıktan bir kaç gün sonra, ilk alınan yerlerin fotoğraflarında, yeni yapıldığı belli olan sığınaklar mevcuttu. içeride televizyon, depolanmış yiyecek vs de vardı. olası bir saldırıya karşı silah ve cephanenin yanı sıra savunma inşası için de yardım almıştı pyd.

    ama o savunma noktası, savunulmamıştı bile.

    çanakkale'de teknolojik üstünlüğe ve bir çok açıdan kötü olan koşullara rağmen, kimisi hiç bir askeri tecrübeye sahip olmayan askerler, ölüme gittiler. nasıl ve neden gittikleri değil burada mesele, türk milleti güzellemesi yapmak değil amacım. aynısını birinci dünya savaşında almanya ile fransa arasındaki siperlerde, danimarka prusya arasındaki toprak mücadelelerinde, ve çanakkale kadar hatta belki daha acımasız bir şekilde stalingrad'da görebilirsiniz.

    her ulus kendini yönetme hakkına sahiptir lafı, birleşmiş milletler binalarında şömine karşısında laflarken icat edilmiş bir laf değildir. halklar, ne yazık ki, özgürlükleri için çarpışarak bu hakkı elde etmişlerdir, tıpkı bir çok diğer hakkın elde edildiği gibi.

    sosyalist olduğunu iddia edip, amerika'dan bölgeyi savunmak adına yardım almak içler acısıdır, lakin söz konusu vatansa gerisi teferruattır denebilir. ama biz ne konuşursak konuşalım, muhtemelen orada çarpışanlar çok daha net görüyorlar, karşılarında parayla ve zorlamayla çatışan bir grup var. bu vatan savunmak değil, emperyalist uşaklığı, öyle olmasa kanlarının son damlasına kadar çarpışırlardı. belki devir değişti, belki artık daha bireyci bir dünyada yaşıyoruz. belki de biliyorlar orada türk ordusunun karşısında korkuyla bekleyenler, onlara hiç bir şey kazandırmayacak bir savaşta, bir sayıdan ibaretler o anda.

    abd zorlamasiyla, kapitalistlerin petrol bekçiliğine mecbur bir kürt devleti kurmak için suçsuz insanları öldürmek ve şehirlerde kalabalıkları bombalamak, türkiye'de azınlıkların temsili için mecliste mücadele vermekten, meclis bittiyse bile buradaki tüm adaletsizliklere karşı hep beraber durmaktan daha mı iyi şimdi?