şükela:  tümü | bugün
  • cevabı "ülkenin kökünü kurutan, demokrasi düşmanı, vatan hainlerinin yıllar sonra da olsa ceza almasıdır" olan soru.
  • adalet ve kalkınma partisi değildir.
  • platon'un devlet'inden beridir siyaset felsefesinin en temel sorularından biri.
  • türkiye'de olmayan.

    diğerleri için,
    (bkz: demokrasi)
    (bkz: hukuk)
    (bkz: özgürlük)
  • "nedir?" sorusu cevap bulamayacağı için "neydi?" olarak değiştirilmesi gereken sorudur ki rasyonel cevaplar bulabilsin.
  • hakkin gozetilmesi ve yerine getirilmesidir.

    duzenleme;
    laf taşımak gibi olmasın ama #35771497 numaralı entry'niz tanım, tanım devamı, örnek, alıntı ya da bkz değil gerekçesi ile ispiyonlandı.

    bunu ispiyonlayan arkadasim; eline bir sozluk gozune gozluk mi vereyim?
  • yanıtı "güçlünün kendine yakışanı yapmasıdır!" olabilecek sorudur.
  • cevabını 2500 yıl evvel platon'un verdiği soru. dileyen okuyabilir. temelinde akıl vardır. platon'un konuyla ilgili bir vecizesini paylaşmakta yarar olacağını düşünüyorum. bence bu tür kavramların ne olduğu sorgulanırken, ne olmadığından başlamak daha makul. zira bilmediğimiz bir kavram hakkında yanılgıya kapılmamak adına, öncelikle "ne olmadığını" bilmemiz gerekir diye düşünüyorum. çok fazla uzatmayayım, platon şöyle der; "en büyük adaletsizlik adil olmayıp, kendini adil gibi göstermektir. adaletin önündeki en büyük tehlike adil görünmektir."

    bugün ülkemizde egemen olan organize cehalet, devletin içinde muazzam bir eşitlik ve adalet olduğu yanılgısındadır. bu cenahın çoğunluğu, cereyan etmekte olan olayların, kendi düşüncesiyle paralel olduğunu sanarak şahane bir özgüven duygusuna kapılmıştır. bu kişiler olagelen şeylerin gerçekten de tam olması gerektiği gibi, tam da kafasında kurduğu gibi gitmekte olduğunu düşünürler. aslında her şeyin bilinçaltına paravan bir basın tarafından mütemadiyen pompalandığından bihaberdirler. kafasında patlayan fikirlerin, kendi fikirleri olduğunu sanırlar. ama aslında zehirlenmişlerdir, her şey zahiridir. her şey, bir (1) adet oyları için kurulmuş yalanlardan ibarettir. işte bu durum, medyanın yönlendirdiği egemen cehaleti, "adil bir devlet"in içinde yaşadığına inandırmıştır. adaletin ve demokrasinin tam da böyle bir şey olduğu sanrısına kapılmalarına yol açmıştır.

    toparlamak gerekirse, özet; bir şeyin ne olduğunu anlamanın yolu, ne olmadığını anlamaktan geçer. bir kişiye mavi rengin ne olmadığını öğretmezseniz, ona sarıyı, yeşili, ya da kırmızıyı mavi diye yutturabilirsiniz. ihtiyacınız olan tek şey, ipleri elinizde olan bir medya ve mavinin ne demek olduğunu bilse bile asla konuşmayacak olan maaşlı görevliler olacaktır. medyayı zaten biliyorsunuz, maaşlı bademleri de siz bulun.

hesabın var mı? giriş yap