şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle büyük yüktür. özellikle lise türkiye'de bitirip gidildiyse zorluklar pesinizi okul hayatiniz boyunca birakmaz.

    vizeyi mizeyi herseyi hallettiniz, genc yasinizda tek basiniza gittiniz. ic kipir kipir, ilk defa tek basiniza yasayacaksiniz, sicacik evinizden, ailenizden ayrilmissiniz ve bambaska bir ülkeye gitmissiniz. her acidan bambaskadir bu ülke.. bugüne kadar ögrendiginiz herseyi ileride tekrar kullanmak icin bir kenara koyup artik ögrenmeniz gereken yeni seylerin oldugunun farkina varmaniz temiz 2 sene sürecektir. bu iki seneye "sok etkisi" denir.

    git önce almanca ögren.. muhtemelen gelmeden önce bir almanca kursu ayarlamissinizdir ve 1-2 sene hayatiniz almanca'yla bogusarak gececektir. ingilizce biliyorsaniz sictiniz. hayir, ingilizce bilmek her türlü komunikasyon durumlarinda isinize yarar, fakat almanca ögrenimini hizlandirmaz. o alistiginiz gramerle bu almanlarin gramerleri biraz farkli. dogal olarak ögrenirken herkesin yaptigi hatayi yapip almanca'yi ingiliz gramerine oturtarak konusacaksiniz, ki konusacaksiniz dedigim zamanlar 6 ay sonra falan basliyor. almanca ögrenme fasli bu ülkeye teker koyduktan, son kez havalanincaya kadar devam eder. göreceginiz, görebileceginiz her nesne icin bir kelime vardir.. o uzun uzun kelimeler rüyalariniza girecektir. ilk olarak televizyon izlerken ufak tefek anlayip heyecanlanacaksiniz, o gün kursta ögrendiginiz kelimeleri-kaliplari duydugunuzda "oha lan, ne güzel, baya ögrenmisim" tribine gireceksiniz. bok ögrendiniz! daha durun siz.. kazigin sadece ucu sivridir..

    bu almanca ögrenme fasli en rahat ve en eglenceli dönemleriniz olacaktir. baska ülkeden insanlar, az yük, eglenceli siniflar falan derken bir bakmissiniz almanca kursu bitmis, siz hala almanca konusup konusmadiginizi bilmiyorsunuz. istediginiz bölümlere basvurdunuz, birkacindan kabul geldi, ama olay bitmedi. almanca yeterlilik sinavina gireceksiniz, ki bu da öyle cok zorlayan bir sinav degildir. ama kazigin kalinlasmaya basladigini yavas yavas hissediyorsunuz..

    sinavi da gectiniz, okulunuza basladiniz. siz tabi türkiye'deki arkadaslarinizdan duyuyorsunuz, kafalari rahat, sinavdan sinava ders calismalar (cogunluk), bir dönemde 14 sinava birden girmeler.. ben hala inanamiyorum bir dönemde ortalama 10 ders nasil alinir, ben 4 ders aldigim dönemlerde "vay be, iyi calistik bu dönem" derdim. ne yazik ki sizin hayatiniz böyle olmayacak. böyle olursa 3. dönemin bitisinde girersiniz 3 kez kaldiginiz dersten sözlüye, aynen atilirsiniz (ben atildim oradan biliyorum). özellikle mühendislik bölümlerinde okuyorsaniz resmen götünüzden kan alacaklar. artik kazigin en kalin ve en uzun süren kismina geldiniz..

    cekeceginiz en büyük zorluklardan biri arkadas sikintisi olacaktir. güzel ülkemizde ilk haftanin sonunda en az 2-3 kafa eleman bulursunuz, yavas yavas sinif ici kaynasmalar olusur, böyle böyle arta arta gider arkadas cevreniz. dedim ya, her bildiginizi unutun.. burasi cehennemden bir önceki durak. akli basinda, efendi bir insan bile olsaniz her türlü önyargi göreceksiniz, yasayacaksiniz, bazi lavuklarin sirf siz türksünüz diye sizi görmemezlikten geldiklerini farkedeceksiniz, ve muhtemelen siz de her türk'ün, hatta her yabanci ögrencinin yaptigi gibi diger yabanci ögrencilerle, veya vatandaslarinizla kaynasmaya baslayacaksiniz.. her ne kadar almanlarla takilmaya özen gösterin denilse de, yalan olur bu genellikle.. 1-2 adam gibi alman olur, gerisi pek tinlamaz sizi. "guten morgen - guten morgen". oturup iki muhabbet etmediginiz bir cok insan olacaktir. bu tabi biraz da sizin kisiliginizle alakali, fakat genellikle bu anlattigimin cok tersi olmaz.

    yaklasik 1 senelik bir okula baslama sokundan sonra yavas yavas almanya'daki üniversitelerin temel prensiplerini ögrenmeye baslayacaksiniz.. ben ilk laboratuar dersine elimi kolumu sallayarak gitmistim, saniyordum ki hoca bize nasil programlama yapildigini gösterecek.. geldi bana;

    -"ödevinizi gösterir misiniz herr sanchez?"
    +"ödev mi?"
    -"derste bahsettigim ödevi yaptiniz degil mi?"
    +"benim almancam o kadar iyi degil, anlayamadim, ich mich sich dich!!"
    -"o zaman bir sonraki laboratuarda iki ödev birden gösterirsiniz, kabul ederim"

    profesörler bir sizli bizli konusurlar, sanarsiniz siz ceo falansiniz, o da sizin firmaya gelmis bir müsteri.. son derece saygili, gözlerinin ici gülen, her an sizi öpecekmis gibi babacan yaklasan insanlar.. bazilari da saf orospu cocugudur tabi, kücükken baslarindan türklerle ilgili kötü bir ani mi gecmis, nedir, bilemiyorum, ama bizde bir profesör vardi, daha ilk derste "ben yabancilara ve kizlara zorluk cektiririm, yaninizda yabanci veya kiz varsa onlara bakin, gelecek dönem yanimizda olmayacaklar" demisti. ama caliskan, verilen görevleri yerine getiriyorsaniz gayet normal alman profesör olarak size de gayet normal davraniyordu.. ve cidden bir sonraki dönemin dersinde yabancilarin cogu ve kizlarin tamami devam edemiyordu..

    (yazinin bokunu cikarmisim, kisa kesmeye calisiyorum su andan itibaren) profesör sizi öptü falan.. yok, öyle degildi.. baska bir zorluktan bahsedecektim, bu da uzayan okulunuzu türkiye'deki askerligini coktan yapmis olan arkadaslariniza, ailenize, dostlariniza, sevgilinize anlatabilme derdidir.. bakin, bu gercekten sadece ve sadece sizin, ve sizin gibi almanya'da okuyan türkiye'den gelmis insanlarin anlayabilecegi bir durumdur. sittin sene anlatamazsiniz.. "cok zor" dersiniz, siktir cekerler, "baba calisiyorum" dersiniz, "ben bu kadar calissam profesör olurdum" der.. almanya'da dogmus büyümüs türkleri geciyorum, almanlarin bile yarisindan cogunun 3. dönemde zorluktan dolayi biraktigi 3 yillik bachelor bölümünü siz 7 senede bitirmissiniz, olsun, buradan sonuca bakiyorlar.. 3*2+1 = 7.. zaten en az 1 dönem bitirme teziniz vardir, ki o stresi de buraya yazarsam bu yaziyi bastirip kitap yapar, satarim..

    tebrikler, artik o icinize aldiginiz kazik sayesinde dimdik yürüyorsunuz..

    not: bu yazida gecen hayali yavsak ailesinin destegiyle okumustur.. ufak tefek kisa zamanli part-time isler yaparak kendi capinda ufacik katki yapmaya calismistir. sonradan yanina gelen abisi sayesinde yalnizlik problemini az biraz cözmüstür. cogu ögrenci tek gelir ve tek kalir, ailesinin desteginin yani sira uzun süreli part-time calisir ve zorluk derecesi cok daha fazla olur, ki neredeyse her alman ögrenci bir yandan calisip, bir yandan okulunu devam ettirir.

    not 2: okuduktan sonra farkettim ki baya karamsar bir fotograf canlandirmisim, güzel yanlarini da bilahare yazmaya calisirim..
  • almanya'da erasmus yapmış biri olarak şunu söyleyebilirim: almanlar yabancılarla konuşmazlar. sınıfta kendinizi mal gibi hissedebilirsiniz bunun yüzünden. tabi benimki genelleme; lakin yabancılarla muhabbet edeninini görmedim. hatta tüm erasmuslar bundan şikayetçilerdi. ama şöyle bişi de var ki ordaki eğitim sistemi bi çok yönden çok daha iyi. ama zaman zaman öğrenciyi türkiye'ye göre çok zorlayabiliyor.
  • hic kimsenin gerceginizi görmedigi, koskacaman bir yalnizliktir almanyada okumak ya da yasamak. bir sürü beklentiyle gelirsiniz, hayallerinize kavustum sanarsiniz. üniversite hayatiniz boyunca istediginiz okula girmissinizdir, bu okula girmek icin bir sürü emek vermissinizdir, hafta sonlari herkes sevgilisiyle/arkadaslariyla bulusup gezerken, ya da calismaniz gereken bir sürü ders varken, sirf o okul ugruna haftasonlarinizi o ülkenin dilini ögrenmeye harcamissinizdir. kabul edildiginiz an onca emegin nihayet karsiligini aldim sanip dünyalar sizin olur. o okul ugruna bütün düzeninizi, dostlarinizi, ailenizi birakmissinizdir, milletin 2 saniye bile düsünmeden kabul edecegi teklifleri, firsatlari elinizin tersiyle itmissinizdir.

    sonra o okul bir anda yurtdisinda yasamanin zorluklariyla beraber sizin en büyük mutsuzlugunuz olur. tek sosyal faaliyetiniz marketten gidip ekmek almak haline gelmistir, bütün gün ders calismak zorunda oldugunuzdan. türkiyede bir sinava aa almak icin girerken burada insallah gecerim diye girmektir. kendinizi dünyanin en basarisiz, en degersiz insani hissetmektir bütün özgüveni kaybetmektir. 1 kat cektiginiz zorlugu burada 10 cekersiniz. 100 km ötede ayni ülkedeki abinizi, en son yilbasinda türkiyede görmektir. sinavda fenalasmanizla götürülen hastanede, telefonda babaya belli etmeden sanki evdeymis gibi konusmak zorunlulugudur almanyada okumak. bazen nefes alamazsiniz, hersey o kadar ters giderki baslarsaniz aglamaya. bir insanin ilk defa 3 saat bagira bagira aglayabildigini tecrübe edersiniz. o 3 saat icinde anneniz 15-20 kere aramistir, aglamanizi durduramadiginizdan, sesinizi öyle duymasin diye telefonu acamamaktir. en son artik dayanamayip o telefon acildiginda, yillardir bir sürü zorluktan üstesinden gelmis, ne olursa olsun basarir sandiginiz cocugunuzdan "ben burada cok mutsuzum, ne olur beni gelin alin, dayanamiyorum" cümlesini duymaktir. kisisel tecrübemden dolayi, verilen onlarca emegin, baglanan bütün umutlarin bosa ciktigi durumdur almanyada okumak. ne geri dönebilirsiniz, ne de bu ülkeye ait hissedersiniz.
  • sabır işi. hayır okuma kısmı değil, sadece başvuru kısmı bile sabır işi. almanya inanılmaz bürokratik, çok köhne deyip duruyordum ama sanırım bu aslında bir sınav. yani başvuru işi bile o kadar karmaşık, dikkat gerektiren, sabır ve azim isteyen bir iş ki... bu aşamayı kazasız belasız atlatan yabancı öğrenci alman üniversite sistemine ancak ayak uydurur diye düşünüyorlar galiba. yoksa bazı aşamalar inanılmaz saçma.

    okulların internet sitelerinin sistemini çözmeye çalışmakla başlıyor her şey. bir bakıyorsunuz site karman çorman. almanca öğrenmek üzere gelen yabancı öğrenci olarak çoğu sitenin, çoğu sitenin çoğu sayfasının ingilizce çevirisini bulamıyorsunuz. bulsanız ya da almanca biliyor olsanız bile aradığınızı bulmak ya da o soruları cevaplamak ölüm oluyor bir süre sonra. her üniversite aynı sistemi kullanmıyor ve başvuru aşamasına gelene kadar bundan haberdar olmama ihtimaliniz var. üniversitenin kendi sistemi de ağır ve köhne. aynı yüz sayfalık formu, aynı üniversite için defalarca doldurmanız gerekiyor mesela, çünkü sistem "hmm bu başvurular aynı hesaptan aynı kişi adına geliyor, bir değişiklik olursa öğrenci yapar, ben şunları doldurulmuş sayayım" demiyor en basitinden. her şeyi geçtim, kendi verdikleri ve sadece kendi okullarınca tanınan bir belgeyi bile başvuru sırasında onlara geri göndermeni istiyorlar, ancak orijinalini değil. orijinalini başka fantastik işlerde kullanabileyim diye sanırım, belgenin onaylı* fotokopisini istiyorlar. o fotokopiyi onaylatmak da apayrı bir dert zaten. hiçbir şeyin pratiği, kolayı istenmiyor. her iş en dolaylı yoldan yapılıyor.

    şaka gibi bir mekanizmaya hazırlıklı olun açıkçası. mümkünse de araştırmalarınıza bir sene falan önceden başlayın. ben bir buçuk senedir araştırıyorum, sistemi yeni yeni çözmeye başladım.
  • kız arkadasım almanya'da okudu, onunla beraber bu başlığı okuyoruz:

    - hayatım çok mu zor almanya'da okumak, yaşamak?
    - yooo, türkiye zor! burada elektrik su kesiliyor.

    dün yeniköy'de sular kesildi, bu sabah da elektrikler...
  • yukarıda diegosanchez ne güzel anlatmış be ağzına sağlık kardeş. götümüzden kan alıyorlar kan hemde öyle şırıngayla falan değil oluk oluk..
  • (bkz: almanya'da üniversite okuma kılavuzu)

    bunun dışında testdaf için de aynı şeyler geçerli (bkz: #56911881)

    onun da dışında, konuyla alakasız (bkz: #59075148)
  • almancayı iyi bilirsen sorun yok. sorun dili öğrenebilmekte, o da çok zor.