şükela:  tümü | bugün
  • bu yilki festivalin reconstruction'la birlikte en iyi filmlerinden biri, sinemanin varolus sebebini dogrulayan filmlerden biri, boyle bir sey baska turlu anlatilamazdi cunku. sadece cizgi romanla ilgilenen, crumb'i cok sevmis olanlarin degil, konuyla hic ilgisi olmayanlarin ama yalnizligin aci tadini bilenlerin de hissedebilecegi bir film. filmden bir kare: eşi terketmiş harvey'i. kendisi bile kendisine tahammül edemiyor kimi zaman, sabah aynaya bakıp "işte günün ilk hayal kırıklığı" diyecek kadar da kendinden bezmiş ve yalnızlığında kaybolmuş biri. birgün markette alış veriş yaparken üniversiteden bir kız arkadaşıyla karşılaşıyor, harvey ünlenmiş biri artık ama hala hayatını yalnız surdurmeye calisiyor, kadın da evlenmiş iki çocuğu var, birbirlerinin hayatlarına özeniyorlar konuştukça, kadın "keşke ben de senin gibi yapayalnız, bir kitabın başına kıvrılıp bütün günü sevdiğim bir kitabı okuyarak geçirebilsem" diyor, ayrılıyorlar, adam o gün hiç hissetmediği kadar yalnız hissedediyor kendisini, "yatağımın boş tarafı acı veriyordu her zamankinden daha çok, hala olduğunu zannettiğim kesilmiş bir bacak gibi. hayat, sürdürmek istemeyeceğim kadar boş, terkedemeyeceğim kadar da gerekliydi." gibi bir şeyler söylüyor. insan uzerine incelikli bir film ozetle.
  • son donemlerde izledigim en kaliteli ve ozgun yapim. soyle dusununce surasi guzeldi, burasi soyle iyiydi, kurgusu suydu felan diyesim gelmiyor bu film hakkinda; o derece iyi yani.
  • gösterim imkanı bulduğu zaman, pek çok mutsuz yetişkinin yıllar sonra çizgi romanlarını kaldırdığı kutuların tozunu almasına, çizgi roman raflarına alıcı gözlerle bakmasına, halihazırda okumayı sürdürenlerin de çizer arkadaşlarıyla iletişimlerini güçlendirmesine neden olabilecek benzersiz film. 2003'ün en iyi 3-5 filminden biri.
  • açılışında bütün filmi özetlemeye yetecek kadar güzel bir diyalog barındıran film.
    -who are you supposed to be?
    -im harvey pekar
    -harvey pekar? that doesn't sound like a super hero to me...
  • aslında daha ilk sahne filmin kısa bir özeti gibidir. herkesin farklı ve bi çeşit süper olmaya çalıştığı bir dünyada harvey pekar aksine tam tamına doğal yani gerçek olanı yaşamayı ve yansıtmayı seçmiştir. başarı kaçınılmazdır...
  • gerçek karakterlere geçişleriyle renklenmiş, muhteşem düşünülmüş ve muhteşem işlenmiş film.
    "hayatım roman" değil "hayatım çizgi roman" diyenlerin filmi.
    ve bir de,
    gerçek hayat çok karmaşıktır, doğrudur.
  • her boka sinir olan abaza bir memurun şöhret basamaklarını hızla çıkışı. filmin en özeti bu. ona göre izleyin; keyfine bakın.
    tabii ki paul giamatti'nin kendi tek başına film!

    --- spoiler ---
    o kadar poz yapan harvey pekar'ın sabahların sultanı gibi , kaynana semra gibi david letterman'a her hafta çıkışı da ayrı bir muamma...
    --- spoiler ---
  • hastane arsivlerinde, cizgir romanlar icinde kaybolmus catlak sesli harvey pekar'i nedense teoman'in yasliligina benzettigim film. bu kadar bezgin, sıkıcı, ise yaramaz bir hayati olan adamin, kendini cizdigi cizgi romanda cikis bulmasi umut verici dogrusu. benzer hayatlara sahip bircok insan icin en azindan. telefon rehberindeki isimlerden ibaretiz belki de hepimiz. tv showlarinda insanlarin nasil asagilandigi da cabasi. paul giamatti gayet basarili. anti kahramanlarin saheseri bu. "hangimiz super kahramaniz ki?" yazili bir kamyon tamponu geliyor gozumun onune. isin ilginci, adam cabucak evlendigi karisinin depresyona girmesine sasiriyor. kurgu, senaryo guzel ama komik degil. daha cok aci aci gulumsetiyor insani.
  • bu yılki film festivali (bkz: yirmidördüncü uluslararası istanbul film festivali) öncesi iksv (bkz: istanbul kültür ve sanat vakfı) kıyağıyla aşağıdaki üniversitelerde herkese açık ve ücretsiz olarak gösterilecek olan film..

    gösterim yer ve tarihleri:

    24 mart 2005 - 14:00 - kültür üniversitesi - halil akıngüç salonu
    25 mart 2005 - 17:30 - istanbul teknik üniversitesi - kültür sanat birliği oditoryumu
    29 mart 2005 - 21:00 - sabancı üniversitesi- sinema salonu
    29 mart 2005 - 16:00 - yıldız teknik üniversitesi - oditoryum
    30 mart 2005 - 12:00 - galatasaray üniversitesi - münevver soylu salonu
    31 mart 2005- 13:00 - kadir has üniversitesi - oditoryum

    benzeri güzelliklerin devam etmesi dileğiyle..
  • soundtrack'iyle de bir hikaye anlatan filmlerden. shuffle yaparsaniz, anlatilan hikayeler de cogalir, cesitlenir, oyle katlanir gider...