şükela:  tümü | bugün
  • küçük dayım ve teyzemin zorunda kaldığı durum. anneannem sabırlı kadınmış ama bünyesi onun kadar dayanamamış işte 38 yaşında hayata gözlerini yummuş. ama ölmeden önce 6 tane yavrucağı dünyaya getirmeyi başarmış.
    anneannem öldüğünde annem 18 yaşındaymış. küçük dayım 4, teyzem 6. teyzem onu hatırlıyor ama dayım hep bi buruk..
    anneannem bu kadar çok çocuğu olduğuna o zamanları sevinirmiş. ben olmazsam bile onlar birbirini kollar dermiş. daha kendisi çocuk olan annemden (ki 20sinde beni doğurmuş) beklenti büyükmüş o açıdan. ama unutulan, onun da bir hayatı varmış.
    evet o küçük yaşta annesiz kalan dayım ve teyzem bugün iyi yerlere geldiler ama ölümlü dünya. insan her şeyi düşünmek zorunda. 38 yaşında ölme ihtimali az gibi görünse de, insan kendini kasmamalı bir sürü çocuk doğuracağım diye. arkada kalanlara kim bakacak? onlar için bu kolay olacak mı? peki ya onlar bu çocuklara bakmak zorunda mı? bir iki ise o kadar problem değil ama ya 4-5 çocuk ortada kalırsa?

    lütfen çocuk yapmanın düşündüğümüzden daha fazla sorumluluğu getirdiğini unutmayalım. sonra öksüz, yetim kendilerini bir yere ait hissetmeyen çocuklar büyümesin.
  • başlığı görünce annem geldi aklıma. genç kızlık yıllarından sonra kaybettiği annesi 'hiç görmediğim anneannem'.
    şuan düşünüyorum da dayanilabilicek gibi durmuyor. annem dayanmış bu acıya ve yanında bir ton can sıkıcı şeyede sanırım. bazen kafaya çok takıyorsun derim ona rahat ol kendini uzmekten başka bir şey yapmıyorsun derim, neden bu kadar etrafa takiliyorsun, kimse umrunda olmasın derim. aslında boş konuşuyormuşum sanırım. o zaten çok güçlü bir sekilde hayatını kaldığı yerden devam ettirmiş ve babamla etle kemik gibi olup huzurlu bir yuva idame ettirebilmiş.
    bu yaziyi görene kadar babamın daha güçlü olduğunu düşünürdüm hep,annemmiş aslında hep daha güçlü olan...
  • annenin ve dayımın başına gelen olaydır. babasız büyümekten zordur.
  • bir, beş, yedi yaşındaki üç yeğenimin başına gelen durum.

    bir yaşındaki erkek olan yirmi aylık oldu. hatırlamıyor annesini. bir yıl sonra sorar herhalde annem nerede diye. şuan kucağımda tüm masumiyetiyle uyuyorken bakıp bakıp efkarlanıyorum.

    beş yaşında kız olan biraz daha büyüdü. önceleri sadece bizlerle annesinin yerini doldurma çabasındaydı. yavaş yavaş farkına varıyor olayın ciddiyetinin. ara ara ağlıyor "annemi özledim."diye. az önce birden ağlamaya başladı ama bir farklı ağladı bu defa. hıçkıra hıçkıra, annesinin öldüğünü yeni öğrenmiş gibi. öyle anlarda tek yapabildiğim sarılmak ve acısını anladığımı hissettirmek. sanırım büyüdükçe acıları da büyüyecek.

    yedi yaşında ve abi olanın bu ay doğum günü. ilk defa annesiz doğum gününü kutlayacak. o ne ağlıyor ne üzüldüğünü belli ediyor. güçlü durmaya çalışıyor ama içinde fırtınalar koptuğu hırçınlığından anlaşılıyor.

    on ay oldu ve hiç azalmadı acımız. çünkü bu ömür boyu sürecek bir acıydı. başladığı gün farkındaydık ailecek.

    eğer aranızda küçük yaşta annesini kaybetmiş birileri varsa ve "şöyle davranılsa daha az üzülürdüm." diyeceği bir şey varsa güzel olur. çünkü o annenin eksikliğini biz de hissediyoruz heran. hep eksik kalmasınlar diye çabalasak da hep eksik kaldığımız hissine kapılıyoruz.
  • yarım kalmak değildir bunun adı. yarım kalsa, tamamlanır bir başka yerden insan. eksiklerini kapatır bir şekilde, yoluna devam eder. çiğ süt emmişiz neticede.
    lâkin bu; bu annesizlik başka bir şey.
    ve henüz; bu yokluğu tarif edebilecek bir cümle, bir kelime dünya topraklarında varolmadı.