şükela:  tümü | bugün
  • kısa ömrüne sığdırabildikleri ile kıymeti sadece olaya yabancı kalmamış bünyelerce anlaşılabilmiş bir yazardır. ömer seyfettin devrine damga vurmuş ise bu onun yeteneğidir, bahaeddin özkişi'nin tanınmayışındaki sebep ise popüler kültürdür.

    cebinden 100 tane orhan pamuk çıkartabilecek niteliktedir demek zor. zira adamın cebinin büyüklüğü konusunda kişisel bir ölçüm sonucu bulunmamakta. şaye cep büyüklüğü herkes kadar ise ben 5 tane orhan pamuk çıkartır demekte bir beis görmemekteyim.
  • türk edebiyatının gizemli yazarı. "göç zamanı" isimli kısa hikayelerden oluşan kitabı harikadır.
  • kısacık ömrüne sığdırdığı dört kitabını okuyunca insana "keşke daha uzun yaşasaymış da gönül zenginliğinden,yeteneğinden biraz daha faydalanabilseymişiz." dedirten merhum yazar.köse kadı-uçtaki adam ikilemesiyle insanı çok uzaklara,güzel günlere götüren bu adam;sokakta adlı kitabıyla insanı derinlemesine sarsar;göç zamanı ile huzur verir.çeşitliliğiyle göz doldurur.allah gani gani rahmet eylesin,kendisinden razı olsun.
  • sokakta isimli kitabinda modernlesme, avrupalilasma sorunsalini islemistir.

    (bkz: fatih-harbiye)
    (bkz: peyami safa)
  • rahmetli nevzat kösoğlu bir eserinde değerli yazarı tanımamıza vesile olacak olan olaylar silsilesini anlatır.
    ötüken yayınlarında editörlük yaparken önüne gelenleri içlerinden dişe dokunur bir tane çıkabilir derdiyle incelemeden geçmezmiş. fakat heyhat gelenlerin birçoğu selam sabah ile olunca vaiz bazılarını sabrının başına vura vura bitirirmiş. şöyle bir örnekte verir;
    "sezar'ın yakınlarından biri varmış, ölüm döşeğindeyken
    - sezar, sana bütün haklarımı helal ettim de, o berbat şiirlerini dinlemek zorunda kalışımı bir türlü affedemiyorum. "
    uzatmayalım efendim yine böyle okunması için bırakılan bir eser fakat ne eser. vaiz okumaya başlar bırakma bilmez, kesin müstear isimli biri olmalı yada çalıntı bir eser şeklinde düşünçelere kapılır yoksa olacak iş değildir böyle bir kaleme sahip bir kişinin yazın dünyasından olmaması.
    buluşulur tanışılır fakat akılda hala soru işaretleri devam etmektedir ve sayın özkişi den yazılmış diğer dökümanları da sunması istenir, yazmış olduğu kısa hikayeleri de vaiz okudukça evet bunları kesin bir yerde okumuştum işin aslını buluruz düşüncesine dalar ve bunu dile getirir. okudukları kısa hikayelerin sayın özkişi tarafından bir vakit yayınlaması için akbaba dergisine gönderildiği anlaşılır.
    böylece özkişi'nin eserleri ile tanışmamıza vesile olan ilk adım atılmış olur.
  • tanpınar'ın 'yazmaya devam et evlat, sen on sait faik edersin" dediği rivayet edilen köse kadı romanının müellifidir... üslubu tarık buğra 'ya benzer bir keyif bırakır...
  • neden güzel, kaliteli insanlar çabuk giderler ki?
    bir bahaeddin bir de oğuz atay. keşke uzun zaman yaşasalardı, durmadan yazsalardı..
    bıraktıkları eserlerin sayısı az ama etkileri, katkıları sayılarından kat kat fazla.
    kıymet bilmek lazım, okuyunuz, okutunuz.
  • kendisine ahmet hamdi tarafından söylendiği rivayet edilen"devam et evladım. sen on tane sait faik edersin" sözü düşününce mantıklı geliyor. tanpınar'ın anlatımı ile sait faik'in anlatımı tam anlamıyla zıt zira.

    bahaeddin özkişi'nin odamdaki cinayet adlı kısacık hikâyesi:

    "o, elini tabancasına atarken, ben bir yumrukta suratını dağıttım. ikinci vuruşumda, ayakları yerden kesildi ve kapıya doğru uçtu. atıldım, yakasından tutup kaldırdım. ağzından dökülen kan ve diş yerde kümelenmişti. sol yumruğumu kaburga kemiklerinin altına gömdüm ve konuş it dedim. yere yığıldı, baktım ölmüştü."

    "mayk, külüstürüne (bu, onun öğünmek için gösterdiği bir çeşit alçak gönüllülüğün etkisiyle otomobiline verdiği isim; yoksa yepyeni ve lüks bir araba) atladı ve güzel sekreteri velda'ya doğru volta aldı."

    derinden bir kan kokusu, aldığım nefese yapıştı kaldı. bir sapık muhayyilenin hayal adamları çevremde toplandılar. odam serin olmadığı halde, ince bir üşümeyle titredim. anlatılması güç bir iç durumuydu bu. kitabı açar açmaz, şeytanca bir özgürlüğe kavuşan çehrelerin vahşiliği elle tutulurcasına gerçekti.

    kaçarcasına ingilizce ders kitabıma sığındım. mr. wilson;

    so this is your formyard mr. forest? sorusunu sordu.

    anlayamadım. ingiltere kadar uzak ve soğuktu soru, omuzlarımı silktim.

    bir yoldan geçen, herhangi bir ilgisiz yolcu gibi davranmalıydım. oyalanmamalıydım çehrelerde. kitapların sayfalarında var olan, kemikleşen bedenler önünde düşünmemeliydim. halbuki odamda o yaratıklar, bende buldukları ortamda gelişiyorlar ve benim hayal gücümde, gerçekten var oluyorlardı.

    bir başka kitap aldım elime. tagor'du bu. bambu şekli, tarçın kokusu ve hindistan güneşi sinmişti mısralarına. "çölün kuşu olan kalbim, gözlerinde semasını buldu. gözlerin sabahın beşiği, yıldızların krallık ülkesidir. şarkılarım onların derinliklerinde kaybolur. beni, o semada, onun tenha büyüklüğünde bırak uçayım, yalnız... bırak, bulutlarına asılayım ve güneşinde kanal açayım."

    birkaç sayfa çevirdim. "doğru mu?" diye başladı yeniden.

    "aşkının sırf beni aramak için asırlardan, dünyadan geçtiği doğru mu?"

    "beni bulunca da, asırlar kadar uzun ve derin arzularının uçuşan saçlarımda, dudaklarımda, gözlerimde ve nazlı dilimde tam sükûna kavuştuğu doğru mu?"

    "o halde, sonsuzluğunun sırrının benim küçücük alnımda yazılı olduğu doğru mu?"

    "söyle, bütün bunlar doğru mu sevgilim?"

    durdum, daha fazla okuyamadım, elimde değildi bu.

    hayal yaratıkları birbirlerini ilgiyle inceliyorlardı. velda, güzeldi ama tagor'un hayal kadını bir başka anlamda doğuca güzeldi. elleri iki yana sarkmıştı tagor'un, dudaklarında tatlı bir gülümseme vardı, mutluydu ve asildi, yabancıydı odama.

    mr. wilson, uzun boyluydu, ruhsuz bir mavilik vardı gözlerinde. mayk hammer cesede dikmişti bakışlarını. yerde birikmiş kan koyulaşıyor, üstü zarımsı bir donmayla parıldıyordu.

    ve bir genç adam, kabil, akan suya bakarak ilk insan hayalini kuruyordu. habil, olanlar yetmezmiş gibi, odamda bu gece kabil'i öldürdü.
  • başlığı görünce çok şaşırdım,kendisi akrabamdır, çok erken yaşta kaybettik.

    imzalı kitapları yadigar kaldı, köse kadı favorimdir.
  • sokakta (okumayanların çok şey kaybettiği bir şaheserdir) kitabının yazarıdır.