hesabın var mı? giriş yap

  • gelişmiş bir ülkede şu yaptığı iki gün konuşulmaz. ama yarın sıradan bir havuz medya organını açın ve hedef göstermeyi görün. katli vaciptir diye fetva verilmesinden korkuyorum.

    şuna ibne diyenler... şundaki taşağın yüzde biri yoktur sizde emin olun.

  • kuzey ordusu ile gettysburg’da karşılaşmaya karar veren lee, generallerine bu kasabaya gelmelerini ve ordunun tamamı bir araya gelene karar çatışmaya girmemelerini emreder. bu arada kuzeylilerin öncü kuvvetleri de kasabaya yaklaşmıştır. hatta kuzeylilerin john buford komutasındaki süvarileri gettysburg çevresinde keşif bile yapmaktadır. işte bu keşifler sırasında 30 haziran günü buford, güneylilerin gettysburg’a doğru ilerlediğini, bu hızla kasabaya ve kasabanın güneyindeki tepelere kuzeyli piyadelerden daha önce vararak burayı tahkim edeceklerini, böyle olursa da kuzey’i bir yenilginin daha beklediğini fark eder. 30 haziran akşamı kendisine en yakın piyade kolordusunun komutanı john reynolds’a bir haberci ile bir mektup ulaştırır. gettysburg’un kuzeyinde savunmaya geçeceğini, reynolds’un piyadesi gelene kadar savunmaya çalışacağını, reynolds’un elini çabuk tutması gerektiğini bildirir. güneyliler, kuzeylilerin kendi hareketlerini izlediğini bilmemektedir.

    1 temmuz 1863 sabahı güneyliler planladıkları gibi gettysburg’a ilerlemeyi sürdürürler. öğle yemeğini gettysburg’da yemeyi düşünmektedirler. bu sırada top sesleri yükselmeye başlar. buford, reynolds’a yazdığı gibi elindeki kuvvetle savunmaya geçmiş, güneyliler ile çarpışmaya girişmiştir. lee, kesin olarak çarpışmaya girilmemesini emrettiği için küplere biner. stuart hala ortalıkta olmadığı için atına atlayıp ne olduğuna bakmaya gider. gördüğü sahne karşısında şaşkındır. bir o kadar da merak içindedir. çarpışan kuzeyliler hangi birliğe aittir? neden yakın çevresinde başka asker yoktur? kuzey ordusunun geri kalanı nerededir? lee karşısında ne olduğunu bilemediği için bir karar veremez. kendi emrine kadar kimsenin çarpışmaya girmesini istemediğini generallerine hatırlatır. bu sırada buford’un süvarisi ufak ufak geri çekilmektedir. birlikleri artık dağılmaya yakınken kuzeyli reynolds’un güçleri savaş alanına yetişirler ve süvarilerin yerini alırlar. hem kuzeyliler hem de güneyliler gettysburg’a yaklaşmaka, savaşa katılan asker sayısı an be an artmaktadır. durumu gören lee savaşın istememesine rağmen başladığını kabul eder ve bütün generallerine kuzeylileri gördükleri yerde saldırmalarını ve takip etmelerini emreder. takviyeler savaş alanına akmasına karşın güneyliler halen daha kalabalıktır. bunun sonucunda çatışmaya girdikleri kuzeylileri şehrin güneyine püskürtürler ve kasabayı ele geçiririler. akşama doğru kuzeyliler dağınık biçimde geri çekilmektedirler. lee generallerinden robert ewell’e kasabanın hemen güneyindeki, savaş alanına hakim mezarlığın bulunduğu tepeyi mümkünse ele geçirmesini söyler. bu emir geldiği sırada tepe boş, en yakın kuzeyli birlikler ise uzaktadır. ewell savaşın gidişini etkileyen en önemli iki karardan birini vererek tepeyi işgal etmez. akşam olur. günün galibi güneydir. fakat kuzey ordusunun büyük bölümü savaş alanına intikal etmiş ve gettysburg’un güneyindeki savunmaya uygun tepelere yerleşmiştir.

    2 temmuz 1863 sabahı kuzeyliler gettysburg’un güneyindeki zoka biçimindeki tepelere hakimdirler. güneyliler ise tepelerin etrafını sarmakla birlikte bir kuşatma hareketine girişmemiş durumdadırlar. lee her cephede doğrudan kuzeylilere saldırmayı düşünmektedir. yardımcısı longstreet ise, şimdiye kadar kazandıkları çarpışmaları savunmada kalarak kazandıklarını, bu arazinin bu yapıda olmadığını, tepelere karşı saldıracaklarını söyler. kuzeylileri washington’dan bu kadar uzakta yakalamışken hızlı bir hareketle kuzey ordusu ile washington arasına girip, kendilerini savunmaya daha uygun bir yerde karşılaşmanın mantıklı olduğunu anlatmaya çalışır. lee ise kuzeylileri adeta süpürdükleri bir günün ertesinde geri dönüp gitmenin ordunun morali için olmadığını artık inceldiği yerden kopması gerektiğini söyler ve kararını değiştirmez.

    http://en.wikipedia.org/…ysburg_battle_map_day3.png

    her cephede süren çatışmalar sonucunda güneyliler kuzey hatlarını yaramazlar. cephe güneye doğru kuzeylilerin yerleştirebilecekleri başka birlik kalmayıncaya kadar uzar. kuzeylilerin sol kanadının en ucuna maine'den edebiyat profesörü joshua chamberlain komutasındaki 20. maine piyade alayı yerleştirir. komutanın emirleri açık ve kesindir: ne olursa olsun geri çekilmeyeceksin. geri çekilirsen sol kanadımız açıkta kalır. güneyliler sol kanattan başlayarak bütün hattı süpürürler. ne yapıp yapıp tepeyi elinde tutacaksın! emirlerle, savaş alanının güneyinde kalıp, alana tamamen hakim little round top tepesine yerleştirilen chamberlain ve askerleri güneylilerin hücumu başlamadan savunma hazırlıklarına girişir. bu sırada güney ordusunun sağ kanadına komuta eden longstreet, öğleden sonra 2'ye kadar takviyelerin gelmesini bekleyip herhangi bir saldırı yapmaz. iç savaştan sonra birçok güneyli general longstreet'i kendileri ile senkronize olarak saldırı yapmadığı için savaşı kaybettiklerini, longstreet'in güneyin davasına ihanet ettiğini iddia edeceklerdir. neyse. longstreet takviyelerin yetişemeyeceğini anlayınca elindekileri salar kuzeylilerin sol kanadına. saldıran tümenin başında longstreet'in en çok güvendiği komutanı john bell hood vardır. hood, tepenin kayalık ve dik olduğunu, kayaları geçseler bile sık ormana gireceklerini, tepeyi alsalar bile çok fazla kayıp vereceklerini, taktik avantajı kullanamayacaklarını söyler. bunun yerine cepheyi kuzeylilerin sol kanadından güneye kaydırarak kuzeylilerin arkasına çıkmayı teklif eder. longstreet hood'un haklı olduğunu ve kendisine başından beri katıldığını fakat emrin lee'den geldiğini ve bu tür bir çevirme hareketine izinleri olmadığını söylerek cevap verir. hood istemeyerek te olsa saldırıya başlar. gettysburg savaşı'nın belki de en kritik çatışması başlamıştır. güneyliler adım adım tepeye doğru ilerlerler. tepeye vardıklarında onları 20. maine piyade alayı beklemektedir. maine alayı cephanesi bitene kadar bölgesini savunur ve geri çekilmez. cephane bittikten sonra chamberlain cesaret isteyen bir karar verir: geri çekilemez, geri çekilirse kanat düşer. yerinde bekleyemez, ateş edecek mermisi kalmamıştır. askerlerin süngü takmasını ve emir verdiğinde hücuma geçmelerini söyler. kendilerinden sayıca kalabalık güneylilere saldırmak açıkça deliliktir. ama ellerinde kalan tek seçenektir. yeniden tepeyi zorlayan güneyliler tepeyi tırmanmakla meşgulken tepeden süngü hücumuyla kuzeyliler akın etmektedir. gafil avlanan güneylilerin birçoğu ateş bile edemeden süngülerin hedefi olur. birçoğu da ya teslim olur ya da arkasına bakmadan kaçar. saatler süren hücumla tepeyi adım adım alabilen güneyliler, birkaç dakikada tepeyi teslim ederek geri çekilirler. gettysburg meydan savaşı'nın taktik olarak en kritik çarpışması son bulmuştur. gün boyunca cephenin farklı yerlerinde benzer sahneler yaşanır. güneyliler tepeleri almaya çok yaklaşır ama hepsinde geri püskürtülürler. çarpışma üçüncü gününe uzarken güneylilerin ve kuzeylilerin iç savaşın kaderini belirleyeceğini anladıkları çarpışma olmuştur.

  • şu anlama gelmektedir:

    1- önce gerekli yere gidip o formu dolduracaksın ve sana her türlü özel harcamalarının hesabını soracaklar. misal ailenden, eşten dosttan, her neredense bir şekilde para almışsan ve onunla harcama yaptıysan sana gelirin var kardeşim senin diyecekler.

    2- bununla kalmayıp evine gelecekler. evet evine gelip evini inceleyecekler, ailenle senin özeliniz olan eşyalarınıza bakacaklar. ve yine ailenin, eşinin dostunun vs. aldığı şeylere bakarak onları senin gelirinin de hesaplanmasında kullanacaklar. yani onları senin gelirin olarak yazacaklar.

    3- bütün bunlar yapılan 26 yaşında, lisansüstü eğitimine devam eden, sadece babası çalışan ve ayda 900 tl alan 3 kişilik bir ailenin çocuğu bir öğrenci var diyelim. o öğrenciye diyecekler ki senin gelirin ayda 300 lira, o yüzden her ay 35 tl ödeyeceksin. bu uygulamayı savunan beyinsizler için tekrarlıyorum; o evde 3 kişi yaşıyor, eve giren para sadece 900 lira, evde çalışmayan 2 kişi var ve bunlardan biri hatırı sayılır miktarda eğitim masrafı (yol parası, lisansüstü eğitim olduğu için okuması gereken bir sürü kitap, okulda yeme içme parası... vs.) olan bir lisansüstü öğrencisi. ve sen o öğrencinin aylık gelirini 300 tl sayıp o gelir için o aileden her ay 35 tl keseceksin.

    daha bunun içinde ev kirasını saymadım, zaten sinema tiyatro falan ne haddimize vatandaş kısmı olarak. belki kira bedeli o 28 kriterden biridir, belki değildir. ama fark etmez. kira ödemediğini varsaydığım bu bahsettiğim durumda olan birinden her ay 35 tl alacak bu uygulama. bunu yaparken de vatandaşın özel hayatına zorla müdahele ederek özelini hiçe sayacak, seni birey olarak yok sayıp sadece ailenin bir üyesi kabul edecek, bunu da kendi zorunlu yükümlülüğü olan vergi/sgk sigorta primi denetimini doğru düzgün yapmayı beceremediği için yapacak. ayrıca bu bahsettiğim durumda olan biri 35 tl ödeyince de bütün sağlık hizmetlerini ücretsiz alamayacak. zaten bu ödenecek paraların büyük bir kısmı sağlık dışında yerlere aktarılacak, devleti soyanların iç ettiği paraları o 5 kuruş geliri olmayan öğrenciden çıkaracak... ve bütün bunlara rağmen hala daha bunu savunabilen beyinsizler/vicdansızlar var. ulan bu ülke hiçbir haltı haketmiyor be. daha da beter olalım anasını satayım.

    not: ayrıca aylık geliri 900 tl olan kişiden 106 tl alınacak. bir de aylık geliri 1800 tl olan kişiden de, 1800 tl üzeri herhangi bir miktar - mesela 30000 (yazıyla otuz bin) tl - olan kişiden de 212 tl alınacak. tam bir eşitlik abidesi çok şahane uygulama. allah padişahımız sayın recep tayyip erdoğan efendi hazretlerinden razı olsun.

    edit: bu entry üzerine gelen ailesi o kadar kazanıyorsa ne işi var yüksek lisansla, doktorayla, gitsin çalışsın, zaten yüksek lisans lüks... temalı mesajlar da devletin yaptığı bu zorbalıktan daha az vahim değil. yalnız ne hikmetse onların hiçbiri devletin böyle yaparak özel hayatı ve bireyi hiçe saymasıyla ilgili hiçbir şey diyemiyor. yeni bir tanım yapalım o halde bu zorba uygulamaya; yüksek lisansı lüks olarak görenlerin savunduğu uygulamadır bu.

  • kizim ve ben, bir yaz mevsimi sanirim 6 yasinda...

    ben- babanla bosanicaz galiba...
    kizim- hmmm tamam siz bosaninca once gidip, o begendigim ayakkabiyi alalim, sonra antalya'ya gidelim, havuzlu otele ama, hani gitmistik ya...
    ben- gideriz kizim.
    kizim- tamam annecim, pazartesine kadar bosanirsaniz, sali gunu gideriz..
    ben- gideriz kizim gideriz...

    cocuk iste...

  • dertleri oruç açmak ya da ibadet etmek değil, dertleri kavga etmek. orucu evinde de açabilir, başka bir yerde de. boğaziçi'ni özellikle seçmelerinin sebebi buraya da hakimiz vurgusu yapmak.

    allah akıl fikir versin.

  • sapık bir hakimin beyanatı.

    neyse ki olay kanada'da gerçekleşmiş ve bu hakim göklere çıkarılmak yerine meslekten men edilmiştir.

    türkiye'de kendisi gibi onlarcası cb önünde olmayan cübbe düğmesini iliklemekte.

  • ılık bir ibraninin sözüdür.

    musa'ya epey çıkışmıştı: ''tamam firavunu sevmeyebilirsin, nefret de edebilirsin ama saygı duyacaksın kardeşim. adam bu ülkenin kralı. hainliğin lüzumu yok.''

    şimdi o ibrani'yi değil, musa'yı hatırlıyoruz.

  • 2002 dünya kupası dendiği zaman 3 şey anılarımda canlanıyor

    1. annem hayati bir ameliyat olmuştu, yoğun bakımda yarı baygınken bir tek beni aldılar yanına, bana ilk cümlesi şu olmuştu, "brezilya maçı noldu, yendik mi?"
    2. ilhan mansız'ın enfes çalımı ki biz bunu sokaklarda bol bol yapardık, sıkıysa o maçta yap derler adama...
    3. hasan şaş'ın içinde uranyum varmışçasına durmaksızın koşması...

    dikkat ettimde hepsi aynı gün ve aynı maç ile ilgili :)