hesabın var mı? giriş yap

  • aslına bakarsanız, adam da o hareketi yapacağının farkında değil.

    ilk vurduğunda balona, normalde balonun uzaklaşması gerekirdi.

    balon dizine doğru gelince, röveşeta kaçınılmaz olmuş.

    bence balon suçlu.

    müzik ile daha bir güzel olmuş. buyrun!

    edit: imlâ

    edit 2: video bağlantısı ekleme.

  • et pişirme çok da ustalık gerektirmeyen tava. yaklaşın açıklıyorum, döküm tavada et ve et ürünleri pişirme:
    öncelikle döküm tava diğer tavalara göre farklı davranış sergiliyor. üstü kaygan bir yüzey değiş teflon gibi bir kaplaması yok. bizim türkiye'de satılan döküm tavalarda paslanmaması için üzerine emaye toz kapalam yapılıyor. bu sayede döküm tencere ve tavaları biz seasoning işlemi yapmadan kullanabiliyoruz ve bulaşık makinesinde de rahatça yıkayabiliyoruz. emaye kapalam olmasaydı demir paslanırdı, bunu önlemek için de seasoning yapıyor ecnebiler. neyse şimdi döküm tava halinden de belli olduğu gibi çalışma mantığı büyük kütleye eşit sıcaklık dağılımı yapmak. bu nedenle bu büyük kütlenin önce belli bir sıcaklığa erişmesi gerekiyor. evde sizin ocağı bilmiyorum ama ikili wok gözü oluyor. eğer onda yapılacak ise minimumdan bir tık fazlası açılacak, diğer ocak gözlerinde ise ( gazlı ocak, indüksiyon veya elektrikli değil) full açacaksın. bu ocağa açtığın miktar hiçbir zaman değişmeyecek. hiç ateşi kısmayacaksın veya arttırmayacaksın. yemeğin pişip üstündekileri aldıktan sonraya kadar hep aynı ateş miktarında ısınıp, pişip bitecek. şimdi bu tavanın ön ısınması için belirttiğim ocak derecesinde en az 10 dakika boş halde beklemesi lazım. 9 veya 9.5 bile değil en az 10 dakika. 10 dakikadan sonra pişireceğin malzemeyi direkt tavaya koyuyorsun. eğer koyduğun malzeme yamuk kondu, ters bir yerine istediğin gibi olmadı ise ilk koyar koymaz elleme. biraz sonra düzeltirsin ama koyunca belli süre oynatma. tava 10 dakika ısındığı için üstüne koyacağın köfte yapışmayacak. 10 dakikadan az olsaydı çok fena yapışır. kazıyarak falan zor çıkıyor. ama nedense 10 dakika sonra hiç gram yapışmıyor.
    şimdi köfte koyduğumuzu farz edelim. köfteyi koydun ısıtılmış tavaya. ne koyarsan koy döküm tavada çok fazla duman çıkacak. etin veya köftenin yağı belli süre sonra duman yapıyor. o yüzden davlumbazın veya aspiratörün en yüksek derecesinde köfteyi koyar koymaz hemen aç . varsa mutfaktaki pencereleri de aç. şimdi köfteleri koydun ve llemeden bekle . yaklaşık 5-7 dakika sonra tahta veya plastik ( plastik dediğim silikon veya polikarbonat ) spatula ile köftenin altına bak. istediğin gibi olduysa hepsini çevir. alttan hafif itince zaten yapışmadığı için kalkacak köfteler. öteki taraf çevirmen bitince 3-5 dakika sonra kontrol et. bu yüzey daha çabuk pişiyor. daha tam pişmedi ise biraz daha bekle ve en son istediğin gibi olunca köfteleri al tavadan ve ocağı kapat.

    köfteleri afiyetle yedin ve geldi bu tavayı nasıl temizleyeceğine. iki seçenek var. ya elde ya da bulaşık makinesi yapacaksın. elde bir işlem yapman lazım çünkü bulaşık makinesi bu kalan şeylerin hepsini çıkaramaz. tava hala sıcak ve içinde biriken yağlar sıvı ise ve dökülebiliyorsa lavaboya dök. donmuş ise ocağı yak ve çok az ısıt sıvılaşıncaya kadar. sıvı olunca yağı dök ve tavanın içine su doldur çeşmeden . tüm yüzeyi kapla ve az biraz yarım santimetre kadar falan su doldur tavaya. şimdi bu tavada su kaynatacağız. bu su koyduğun tavayı yine ocağa koy ve ocağı sonuna kadar aç. bu sefer wok tava kısmını kullanıyorsan onu da açabilirsin sonuna kadar çünkü artık amaç bir an önce suyu kaynatmak. su kaynadıkça köpürecek ve tavaya yapışmış yağlar birer birer suyun üstüne çıkacak. 4-5 dakika falan kaynasın. sonra tavayı ocaktan alıp bu kaynamış suyu lavaboya dök. çeşmenin altında tavayı tut ve tavayı iyice soğut. bir bezin üstüne soğuttuğun tavayı koy ve tavanın içine sıvı bulaşık deterjanından biraz dök. kağıt havlu kopar 2 parça ve biraz ıslatıp döküm tavanın içini deterjanı da yayarak iyice sil , bastır ve döküm tavanın kanallarının arasına falan gir. kağıt havlu dedim çünkü bulaşık süngeri ile yaparsan sünger sisiyah olur, bir de onu temizlemekle uğraşırsın. tavayı sildin şimdi suya tut içindekileri dök. şimdi tava epey temizlendi. ama %100 değil. bu halde bulaşık makinesine koyabilirsin veya elde yıkayacaksan bu sefer bulaşık süngeri ile arkasındaki yeşik sert yüzeyi ile bulaşık deterjanını damlatıp iyice köpürttükten sonra bastıta bastıra tavayı iyice temizle ve durula. elde temizlik böyle. makineye attıysan zaten gerek yok makine yıkar.
    bir de en önemli şeyi unutmuşum tavanın sapı en az ortası kadar sıcak oluyor. sakın tava sıcakken sapından direkt tutma!!!. kalın mutfak eldiveni veya kalın bir bezle tutarsın. o sap öyle bir sıcak ki anında elini yakar fena.

  • akşam okuldan döndüğünüzde annenizin önünüze koyduğu tabaktaki büyük aldatmacanın kanıtıdır..

    sana özel ayırdım! yalanı, soğan kokusuyla kendini ele verir... resmen artıkların boca edildiği çöp tenekesi muamelesine maruz kalmışsınızdır :(

    çocukluğumun travmatik anları beliriveriyor böyle arada bazı bazı..

  • kuvvetle muhtemel artık ömrünüz boyunca kedi sahibi olacaksınız demektir. ömür boyu kedi sahibi olmak tüysüz kıyafet giyememek, yalnız yemek yiyememek demektir. masanın üzerinde bardak bırakamaz, evden üç gün ayrı kalamazsınız. yemeğinizden tüy çıkmasına hiç aldırmazsınız.

    kediniz biraz fazla uyusa endişelenip dürtmek, hayvancağız hevesle oyun oynayana kadar içi rahat etmemek kedi sahibi olmanın değişmez kurallarındandır. kum değiştirirken benden çok sıçmışsın eşşoleşşek diye söylenmek farzdır. tüm camlara sineklik taktırmak yine de yaz sıcağında odadan çıkarken camları kapamak şarttır.

    kedi sahibi olmak banyo/tuvalet kapısını asla kapamamak, acı acı miyavlamalar son bulsun diye alelacele duş almaya alışmaktır. kedi sahibi olma konusunda repütasyon kazandıkça kediler yalanırken kafanı uzatır kedini denersin, mis gibi yeni yıkanmış kedi kokusunu içine çekersin.

    hep güzel değildir kedi sahibi olmak.

    yardıma muhtaç kedi görünce kafanı çeviremezsin, evini açarsın, yuva ararsın. yuvalandıramadığın başına kalır, evdeki kedinle aran açılır. ama sonra yine düzelir, kaldığın yerden +1 kediyle devam edersin.

    sonra bir gün ömrünün on beş yılını beraber geçirdiğin kedini kaybedersin, o sırada yanında olmadığın için kendini hiç affetmezsin. günlerce kendine gelemezsin. bir daha asla kedi almıycam dersin.

    yine alırsın. yine yaşarsın. yine seversin.

    iyi gidiyordu halbuki, durduk yere üzüldüm.

    edit: arkadaşlar yeni yıkanmış kedi kokusu tabi ki sabunla, detarjanla yıkanmış kedi kokusu değil. saçmalamayın. kedi makineye atılmaz, sabunla çitilenmez. aklınıza böyle bir şey geldiyse derhal çıkarın, ve o kediyi kendi haline bırakın. teessüfler.

  • şimdi nevşehir'de 8 yıl önce kaybolmuş, muhtemelen öldürülmüş bir kadın var. kadıncağız kötü yola düşmüş ve kocasının para geldiği müddetçe itirazı olmamış.

    sevgilisi diye çıkan miniçakal da uzun süre kadını satıp parasını yemiş.

    eski kocası, kayınvalidesi, komşuları, hısım akrabaları günlerdir sırayla konuşuyor.

    yapan eminim bulunacaktır ama benim canımı sıkan şey çok farklı.

    bu insanların hiç birisi fiili olarak çalışmıyor ve birden fazla sosyal yardım alıyorlar. kaybolan kadının kocası %50 engelli maaşı alıyor ki engeli yok, artı annesine baktığı için vasi maaşı alıyor ki engelliyse nasıl alıyor? üztüne yaşlı annesi ayrıca bağırıp duruyor benim 5000 tl maaşım var diye.

    yıllardır bu hazinenin paraları sosyal hizmet adı altında bu tip, hiç bir iş yapmayan insanlara dağıtılıyor deli gibi.

    kovidli halimizle bile kucağımızda laptop kulağımızda telefon hala çalışıyoruz.

    maaşlarımızdan çatır çatır kesilen ve bu tiplerin kursaklarından geçen her lokmada hakkım var ve zerre helal etmiyorum.

  • ilgili yönetmeliğin 5. maddesinde aşağıdaki ifadelerle yer alan yasak:

    "gdo'suz ürünlerin etiketinde ürünün gdo'suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz."

    son zamanlarda kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. milyonlarca insan toplanıp çığlık atsak belki rahatlarım.

    bu yasağın 'mantıklı' bir açıklamasını ('yabancı şirketlerin çıkarlarını korumak' gibi bir açıklamayı insanlık dışı bularak reddettiğimizi varsayalım) yapabilecek babayiğit varsa beri gelsin.

    kendi yönetimi tarafından insan yerine konulmamak ne acı. bunun farkında olmayan milyonlarca da 'vatandaş'ımız var üstelik. onlar için ayrı, kendim için ayrı üzülüyorum.

    yürüyen banknotlarız biz!

  • ağlatan soru. çok ağlatan hem de.

    sana verilmeyen değeri bu kadar mı kanıksadın kardeşim. neyse ki yaşıyorsun. allah uzun ömürler versin sana.

    edit: başlık başıma, baş üstüne :(

  • yok diyemeyeceğim; vardır. toplu taşımada ayakta sıkış sokuş durmaya çalışan insanların arasına boş arabayı katlamadan sokan, " sana doğru geliyorsam çekileceksin 1 cm yakınımda bile olsan seni ezerim" tavrı ile hakikaten ezen, kıç kadar dükkanlara arabayı zorla sokup bir de milletin ayağını orada ezen, morartan, bebek arabasını pazar arabası olarak kullanan insanların terörüdür. hem öte yandan hani arabada bulunan o çocuğa/çocuklara da yazık.

    arkam dönük markette rafta bir şeye bakıyorum, kıpırdamıyorum bile, gelip gene çarpıyor, yan rafa bakıyor ya.

    kullanma diyen yok, elbette kulanacaksın.
    bütün öncelikler ve haklar da zaten senin.
    ama sana karşı negatif ya da anlayışsız bir tavır takınmamış insanı da bebeğim/çocuğum varsa istediğim terbiyesizliği yapar arkasına sığınırım davranışına da maruz bırakmamalısın.