hesabın var mı? giriş yap

  • küçüklüğümde karnımı en çok acıktıran görsel buydu sanırsam.

    biraz büyüyünce yerini erol taşın yediği but aldı.

  • devlet bir gün geniş ve boş araziye geceleri göz kulak olacak, 1500 tl maaşla bir bekçi almaya karar verir.
    “talimatlar olmadan bekçi nasıl iş yapacak?” bir planlama birimi kurulur ve 2000 tl maaşla iki kişi işe alınır. işleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz diye düşünülerek 2500 tl maaşla da 2 denetmen işe alınır. bir süre sonra bunların maaşları nasıl hesaplanıp ödenecek diye tartışılır. 3000 tl maaşla bir mali müşavir, bir katip bir de istatistikçi işe alınır.
    bir süre sonra bunlardan kim sorumlu olacak diye düşünülür 7000 tl maaşla bir müdür 4500 tl maaşla iki müdür yardımcısı işe alınır.
    çok geçmeden ülkede ekonomik kriz çıkar. masrafları kısmak için bekçi kovulur.

  • babam parasız kalmazdı, babamın hep parası yoktu. çoğu gün eve ekmek parası bırakmadan giderdi. evde bir damla yağ yokken bakkaldan veresiye rakı almıştı bir gün. annem babamdan allah gibi korkmasına rağmen "ya allah" deyip balkondan aşağı fırlatmıştı rakıyı. bütün sokak iki gün anason kokmuştu. karşı komşumuz hacı amcalar çok rahatsız olmuşlardı, söylenmişlerdi tövbe tövbe diye:)

    yani bazı babalarda default gelen özellik o. genelde paraları olmaz.

    "baba yarın arife, bayramlık alacak mıyız?" "paramız yok kızım."
    "baba eşofmanım yok beden dersine giremiyorum." "paramız yok kızım."
    "baba harç zamanı geldi." (şair burda zaten katkı kredisiyle büyük kısmı ödenmiş olan meblağdan bahsediyor.) "paramız yok kızım."
    edit: parasız da öldü kendisi, cenazesini kaldırıp borçlarını ödedik üstüne.

  • - bir iddiaya var mısın?
    - peki..
    - dudaklarına dokunmadan, seni dudaklarından öpeceğim..
    - 20 dolar?
    - tamam..
    - hadi bakalım..

    (adam kıza yaklaşır ve kızı dudaklarından dokunmak ne kelime, sömürerek öper..)

    - kaybettin (kız güler)
    - evet.. ama her kuruşuna değerdi.. (adam güler..)

    (sonraki sahne: yatak..)

    (bkz: derailed)

  • savaşa evet barışa hayır
    alkış

    barışa evet savaşa hayır
    alkış

    suriye'ye giriyoruz
    alkış

    suriye'den çıkıyoruz
    alkış

    dostum putin
    alkış

    hain putin
    alkış

    dostum trump
    alkış

    hain trump
    alkış

    s400 alıyoruz
    alkış

    patriot alıyoruz
    alkış

    israil dostumuz
    alkış

    israil düşmanımız
    alkış

    ateşkes isteyen haindir
    alkış

    ateşkese laf eden haindir
    alkış

    bop eşbaşkanıyım
    alkış

    bop eşbaşkanı olduğum iftiradır
    alkış

    şehitler tepesi boş kalmayacak
    alkış

    bay kemal şehit gelsin istiyor
    alkış

    efendim şu öyledir böyledir
    alkış

    ben hiçbir zaman şu öyledir böyledir demedim
    alkış

    alkışlar akp..

  • alışılması bir hafta sürecek kahvaltıdır.

    eğer cidden hayatınızdan ekmeği çıkarmak istiyorsanız bunun en zor olan öğünü sabah kahvaltısıdır. öğle ve akşam ekmek yerine türlü türlü ekstralar koyabilirsiniz lakin sabah opsiyonlar sınırlıdır. ama alışınca en güzel ekmeksiz yenilen öğün de sabah kahvaltısıdır.

    bir kere tam yağlı beyaz peyniriniz olacak muhakkak. yanında biraz zeytin,salatalık,domates ,kırmızı veya yeşil biber olacak. eğer imkan varsa iki adet az pişmiş sarısı çıkmamış yumurta. yumurta ekmeksiz kahvaltının en önemli gıdasıdır. yumurta imkanı olmayanlar ki benim de bu imkanım yok iş yerimde kahvaltı yapıyorum. o zaman ceviz içi ve kavrulmamış fındık öneririm.

    ilk başlarda olmaz,yapamam diyorsunuz ama en fazla bir hafta sonra alışıyorsunuz. ve güzel haber öğle yemeğine kadar da acıkmıyorsunuz. acıksanız dahi öyle mideniz kazınmıyor.

    kilo problemi olanlar mutlaka kahvaltıyı ekmeksiz hale dönüştürmeliler. kilo problemi olmayanlar da sağlık açısından bu kahvaltı şekline dönmeliler. ekmek nedir yahu , kurtulun ekmekten.

  • kendi memleketleri fransa'da cellat olarak hizmet eden altı sanson neslinden dördüncüsüydü. o kesinlikle ailesinde ilk değildi, ama açık ara en dikkate değer olanıydı. 15 şubat 1739'da paris'te doğan charles-henri sanson, 26 aralık 1778'de “fransa'nın kraliyet cellatı” yapılmadan önce babası jean-baptiste'in yanında çıraklık yaptı. “birinci fransız cumhuriyeti'nin yüksek cellatı” ve kralın kendisi, kral xvı.louis de dahil olmak üzere yaklaşık 3.000 kişiyi idam etmişti.

    halk, sanson ailesi gibi aileleri les bourreaux - "cellatlar" olarak tanıyordu. okullar çocuklarını kabul etmeyi redd ediyor ve çoğu zaman şehir sınırlarının dışında yaşamak zorunda kalıyor. fırıncılar, cellatların ekmeğini ayrı tutuyor, böylece diğer müşteriler yiyeceklerinin bozulduğunu hissetmezdi. kilise genellikle, diğer bourreaux ailelerinin üyeleri dışında, bourreaux ailelerinden insanlarla evlendirmeyi redd ediyordu. bourreaux o kadar dışlanmıştı ki, 1981'de bu uygulama kaldırıldığında, tüm aktif fransız cellatları soylarının izini bir avuç insana kadar izleyebiliyordu.

    pierrepoint'ler gibi, sanson'lar da idamları bir aile mesleği haline getirdiler. bu gerçekten bir tesadüf değildi. anlaşılabileceği üzere erkekleri les bourreaux(cellatlar) arasına sokmak zordu ve bu nedenle yasa, bir cellat bir çırak bulamazsa, oğlunun veya damadının yerlerini alması gerektiğini söylerdi. ticareti üstlenen ilk kişi charles sanson de longval adında fakir bir asilzadeydi. bir celladın kızıyla ya aşk için ya da babasının serveti için evlendi. her halükarda bir nedeni olmalıydı, çünkü onun ailesiyle evlenmenin damgası ve bedeli de istisnaiydi. babasının oğlu olmadığı için, yasalar charles'ı kayınpederinin çırağı olmaya zorladı. yazılanlara göre, yardım ettiği ilk infazda bayıldı, ancak kısa sürede uyum sağladı. yaptığı en kötü şöhretli infaz, kocasını öldürmek için adam tutmaktan hüküm giyen soylu bir kadın olan angélique-nicole carlier tiquet'inkiydi. bu girişimden kurtulan o koca, kraldan onun için merhamet dileyenlerden biriydi. saldırının arkasında olduğuna dair çok az kanıt vardı ve ayrıca başarılı da olmamıştı. ama böyle bir saldırı, ataerkil toplumun dokusuna yapılmış bir saldırıydı ve merhamet beklenmiyordu. suç ortağı olduğu iddia edilen kişi sıradan biriydi ve bu yüzden asıldı. angélique-nicole bir soyluydu ve bu yüzden başının kesilmesi “ayrıcalığına” sahipti. başını vücudundan ayırmak için charles sanson'dan cellat kılıcının üç vuruşu gerekti.

    charles'ın evliliğinden, karısı yine charles adındaki oğullarını doğururken öldü.zorunlu olarak charles, babasının işini üstlenmek için büyüdü ve anne-marthe adında müthiş bir kadınla evlendi. charles junior 1726'da öldü ve arkasında charles-jean-baptiste adında yedi yaşında bir oğlu ve nicolas-charles-gabriel adında beş yaşında bir oğlu kaldı. resmi olarak charles-jean-baptiste artık paris'in eyalet infazcısıydı, kazançlı bir pozisyonu vardı ve anne-marthe sanson'dan vazgeçmeye hiç niyeti yoktu. böylece genç çocuk, “yardımcıları” infazı gerçekleştirirken meşruiyet vermek için ayakta durarak iskelede büyüdü. sonunda hem charles-jean-baptiste hem de nicolas-charles-gabriel büyüyüp bıcağı kendileri kullanacaklardı. charles-jean-baptiste'in yedi oğlu vardı ve bunların hepsi sonunda cellat oldu. 1739'da doğan en büyüğü charles-henri sanson'dı.

    onu “işin” rezaletinden korumak için, genç charles-henri, rouen'deki sisters of providence tarafından işletilen oldukça prestijli bir okula isimsiz olarak kaydoldu. orada aile mesleğinden kaçabilmeyi umarak tıp okudu. ne yazık ki, 14 yaşındayken babası başka bir öğrencinin babası tarafından tanındı ve sınıf bilincine sahip ebeveynler, charles-henri'nin okulu bırakmaya zorlandığı bir skandal yarattı. özel hoca ile eğitimini tamamladı. bunu yaparken babası felç geçirdi ve görevini yerine getiremez hale geldi ve emekli olmak zorunda kaldı. charles-henri on altı yaşına geldiğinde, büyükannesi anne-marthe tarafından babasının işini üstleneceği söylendi. hayatları kurtarma arzusu onun yerine ailesini kurtarma arzusuna dönüşmek zorunda kaldı.

    1757'de, charles-henri'yi kralı rezil edecek bir şeyi yapmaya çalışan bir adam üzerinde 18. yüzyılın en kanlı idamlarından birinin asistanlığını yaptı. robert-françois damiens, bir tür akıl hastalığından muzdarip olduğu anlaşılan işsiz bir eski hizmetçiydi. louis xv'i jansenizm ile(katolikliğin bir mezhebi) sapkın olarak yönetmekle suçladı ve bu nedenle kral arabasına binerken ,korumalarının yanından geçti ve onu bir kalem bıçağıyla bıçakladı. sadece küçük bir yaraydı, ama ölmek üzere olduğuna ikna olan “güneş kralı” için yeterliydi. bu terör, bir yüzyıldan fazla bir süredir hiçbir fransız'ın başına gelmemiş bir kaderdi .

    charles-henri işinden nefret etmesine rağmen, bunu yapmaktan başka seçeneği yoktu. ayrıca zamanında bazı ünlü ölüm cezalarını da infaz etti. 25 nisan 1792'de paris'teki place de gréve'de giyotinle dünyanın ilk infazını gerçekleştirerek soyguncu nicolas jacques pelletier'i öldürdü.giyotinin yapımı esnasında bıcağın şekli ve yapısı ile ilgili katkıları vardı. charles-henri ayrıca danton ve robespierre gibi fransız devrimi'nden rezil figürleri idam etti. yukarıda da bahsettiğim gibi, “büyük sanson” ayrıca 21 ocak 1793'te paris'teki place de la révolution'da kral louis xvı. de idam etmiştir. ilk idamının, kral'a itibar suikasti girişiminde bulunan robert francois damien'ınki olduğu düşünülürse, hayatın ironisi anlaşılabilir.

    david jordan'ın notlarına göre, "hiçbir cellat bir kralı infaz etme onuruna sahip olmamıştı ve sanson kesin talimatlar istiyordu." sanson, devrimci paris'in siyasi ve psikolojik baskılarını yaşadı. oturmakta olan geçici hükümetin gücü altında louis xvı'yı idam etme görevi vardı. bir cellatlar silsilesinin varisi olmak, bu görevi reddetmek, aile adına utanç, kendisine ve aile üyelerine tehlike getirirdi. devrimci bir değişim zamanında iktidardakiler hızla değişirken, yalnızca kralı değil, aynı zamanda ardı ardına devrilen memur dalgalarını da idam etmek zorunda olmanın stresini yaşadı.

    ancak, louis xvı'nın infazı özellikle önemliydi. kurtarma çabalarından korkan louis'in arabası, 21 ocak 1793 günü sabah saat 10.00'da iskeleye varmak için kasvetli iki saatini aldığından, paris sokakları askerlerle doluydu. sanson saçını etkili bir şekilde kestikten sonra, louis kalabalığa hitap etmeye çalıştı, ancak louis kalabalığa seslendi.diz çöktürüldü, davul sesiyle susturuldu ve louis'in kafası kesildi, sanson'ın kalabalığa göstermek için hemen ardından kafasını sepetten çekti.

    ancak infaz mümkün olduğu kadar sorunsuz gitmemiş olabilir: "louis'in ölümüyle ilgili iki açıklamadan biri, bıçağın tüm boynunu tek seferde kesmediğini ve temiz bir kesim elde etmek için cellat tarafından itilmesi gerektiğini gösteriyor. " o zaman, büyük olasılıkla, infaz hızlı ve acısız olmaktan daha zor ve acı verici olmaya gitmişti kral için. bununla birlikte, david andress'in belirttiği gibi, "omurgası zaten kopmuş olsa da, louis'in iddia edildiği gibi bir 'korkunç çığlığı' atmış olması pek olası değildir."

    sanson'ın günlüğü 14 temmuz 1789 ile 1 ekim 1796 arasında 2.548 kişiyi idam ettiğini belirtiyor. bunlardan 370'i kadın, 22'si 18 yaşın altında ve dokuzu 80 yaşın üzerindeydi.

    cellat olarak kırk yıllık saltanatı boyunca, yaklaşık 3.000 kişi kaderini onun elinde yaşadı. oğlu henri ve torunu henri-clément, aile işini sürdürdüler ve talihsiz sanson cellatlarının son nesilleri oldular.

    ailenin terör saltanatı, henri-clément'in kendini borç içinde bulması ve giyotini rehin vermesiyle 1847'de sona erdi. şans eseri, hükümetin kısa bir süre sonra bir kafa kesmeye ihtiyacı vardı ve sanson'a sahip değildi. hükümet onu rehinci dükkanından geri aldı ve henri-clément'i kovdu. ceza, elbette onun rahatlamasına yetmedi, eski aletini kapsamıyordu.

  • birol güven'in pollyannavari öğüdüdür. şunu demiş:

    ''üniversite bitince iş bulacağınızı düşünmeyin. bulamayabilirisiniz.

    iş meselesini öğrencilik yıllarında çözün. öyle bir öğrencilik yılları geçirin ki mezun olunca işiniz hazır olsun.

    eğer fırsat gelirse okulu bırakıp işe girin. okulu nasıl olsa bir gün bitirirsiniz.''

    link

    birol sanırım türkiye gerçeklerinden habersiz. çocuklar duymasını 20 yıldır ülkeye kakalayabilen bir vatandaş olarak plazasında çayını yudumlarken ülkenin içinde bulunduğu durumu pek çözemiyor.

    yanına gidip iş talep ettiğinizde sizi kovacak adamlar gençlere kanaat önderi rolüne soyunuyor ya, çıldırmamak elde değil.

  • https://onedio.com/…ibi-yorumlar-yapiyorlar-1053802 bu link çok daha kapsamlı, bunu ekliyorum.

    (bkz: başlık sınırı) köpekten kaçarken kamyon çarpan ve bacağı kesilen kızın annesi açıklama yapmış.

    https://mobile.twitter.com/…tus/1502681161138585602

    antalya'da köpekten kaçarken kamyonun altında kalan 9 yaşındaki mahra'nın annesi derya pınar: "bacağını düşünürken, şu an canını düşünür olduk. son seviye oksijen verilerek yaşatılmaya çalışılıyor. biz çok hayvan seven bir aileyiz. altı kedimiz, 3 köpeğimiz var.

    köpeğin psikolojisini bilirim. onları sokağa terk ederek, çöpün kenarına yemek bırakarak hayvansever olamazsın. o hayvanlar bu şartları zaten hak etmiyorlar. aynı hayvanlar sahipli hayvanlara da saldırabiliyorlar.

    onlara da benim evladıma da yazık. iki tane başıboş hayvan benim evladımın geleceğini çaldı. sokaktaki bin tane hayvanı toplasan benim yavrumun bir tane bacağı etmez"

    günlerce kızın ailesini sucladınız, neden köpekten korkmamayı öğretmediniz diye. utanır mısınız, bilmem...