şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
    kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
    ışık ışık, dalga dalga bayrağım!
    senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

    sana benim gözümle bakmayanın
    mezarını kazacağım.
    seni selâmlamadan uçan kuşun
    yuvasını bozacağım.

    dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
    gölgende bana da, bana da yer ver.
    sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
    yurda ay yıldızının ışığı yeter.

    savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
    kızıllığında ısındık;
    dağlardan çöllere düştüğümüz gün
    gölgene sığındık.

    ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
    barışın güvercini, savaşın kartalı
    yüksek yerlerde açan çiçeğim.
    senin altında doğdum.
    senin dibinde öleceğim.

    tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
    yer yüzünde yer beğen!
    nereye dikilmek istersen,
    söyle, seni oraya dikeyim!

    adana’da 5 ocak kutlamaları için milli eğitim müdürlüğü bayrak konulu bir şiirin öğrenciler tarafından okunmasını ister. lise müdürü bu işle ilgili arif nihat asya’yı görevlendirir. o da öğrencilerinden birkaçına bu vazifeyi verir. bir iki gün araştırma yapan öğrenciler “bulamadık” diyerek hocanın yanına gelirler. kendi kendine bu şiiri yazmaya karar verir. akşam el-ayak ortalıktan çekilince, petrol lambasının yorgun ışığı al¬tında, bayrağımıza sarınarak kalemi eline alır. şafak sökerken, bayrak şiiri hazırd¬ır. o gece, şiiri nasıl yazdıysa, öylece kalır. yani üzerinde ikinci bir defa oynamaz..
    sabahleyin liseye gidince öğrencilerinden birini çağırır, şiiri okutturur. bakar ki güzel okuyor. 5 ocak kutlamalarında ilk defa adana’da saat kulesinin yanındaki törende okunur. o günün akşamı, halkevinde 5 ocak kutlamaları vardır. yine öğrencisi oraya da katılır. davetliler ara¬sından bir kişi öğrenciye tanır ve sorar:
    -bugün, 5 ocak merasiminde o bayrak şiirini sen okudun değil mi?
    -evet efendim.
    -kimin o şiir?
    -vallahi bilmiyorum efendim.
    -yahu nasıl bilmezsin? insan okuduğu şiirin şai¬rini bilmez mi?
    -bilmiyorum efendim! şiiri bana arif hocam verdi. sonra “sana bu şiir kimin? derlerse, kimin olduğunu söyleme” dedi.
    o zaman mesele anlaşılır. “tamam bu şiir arif hocanındır!” derler.
    işte o gün, bu gündür, bayrak şiiri, bayra¬ğımızın kendisi gibi hepimizin oldu. bu şiir ona “bayrak şairi” denilmesine yol açtı ki, bu sıfat, şair için altından dökülmüş bir istiklâl madalyası kadar kıymetlidir. bayrak şiiri bizim gönül haykırışımızın destanıdır. bağımsızlığımızın en içten anlatımıdır, her türk bu şiirin mestanıdır.
    yaşadığı dönemde olduğu gibi, vefatından sonra da şiir yolunda ilerleyenlerin kılavuzlarından biri olmuştur. elbette hak ettiği ölçüde okunmuyor bugün. ama onun şiir ve nesirdeki ustalığı konusunda bu alanın otoriteleri hemfikirdir. ufku genişti. sevgi, aşk nedir onun nesirlerinden öğrenilir. türk edebiyatının en güzel nesir ve şiir örneklerinden vermiştir. hem hece, hem serbest, hem de aruz tarzında eserleri vardır. en iyi aruz kullanan şairlerimizdendir. 1.600 rubaisi vardır.

    [https://www.youtube.com/watch?v=n68ss8yjo4k https://www.youtube.com/watch?v=n68ss8yjo4k]
  • hastalıklı korkunç bir şiir.
  • bir bayrak icin yazilabilecek en guzel siirlerden biridir belki de.