şükela:  tümü | bugün
  • 2017 nisan sonunda gösterime (usa) girecek teresa palmer'ın başrolünde olduğu bir gerilim filmi.
    yönetmeni: (bkz: cate shortland)
    hayatında yeni bir başlangıca ihtiyaç duyan clare için berlin bulunmaz bir fırsattır. dünyada gece hayatının en yoğun yaşandığı şehirlerden olan berlin, clare için hem geçmişe çekilen süngeri hem de eğlenceli bir kaçamağı temsil etmektedir. her turist gibi clare de yalnız geldiği bu şehirde bohem günler geçirir, bir gence aşık olur ve onunla birlikte evine gitmekten çekinmez.

    trailer
  • sırf künyesinde gerilim yazıyor diye izledim ve sonuç hüsran. ilk 35-40 dakika sürüklüyor bir şekilde ve merak uyandırıyor ama sonrası geçmek bilmedi be kardeşim. rezalet ötesi basit bir son da cabası oldu. izlemeyin, izlettirmeyin. çok klişe olacak ama gerçekten vaktinize yazık.
  • en büyük korkularımdan biri kapalı yerden çıkamamak olduğundan beni etkilemiş filmdir, bir "baracuda" ya da "gizli oda" olmasa da. adamın pencereleri tahtayla kapaması sırasında sıkıntım zirve yaptı
  • bu kadar beğenmeyen insana rağmen -kısmen de olsa- beğenerek ve keyif alarak izlediğim film. prömiyerini sundance film festivali’nde gerçekleştiren film, seks ve şiddetin hayatın gerçeklerinden olduğu vurgusuyla yola çıkıp, farklı olmaya çalışan ama sonuç itibariyle çok da fazla fark yaratamayan üstüne üstlük uzun süresi ve yavaş geçen sekansları ile zaman zaman seyirciyi sıkıyor. festival filmi olmasından ötürü de filmin başından sonuna kadar gereksiz bir şekilde de sanat kaygısı gözümüze çarpıyor.
  • farklı olmaya çalışıp bir gram fark yaratamayan üstüne üstlük uzun süresi ve yavaş geçen sekansları ile seyirciyi bıktırıyor. gereksiz bir şekilde de sanat kaygısı gözümüze çarpıyor. alıkonulma gibi basit bir hikayenin içine sanatlı bir anlatım eklemek isterseniz elinizde patlar elbette. neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacak.

    not: üstteki entryden aşırma yoktur, benzerliğe şaşırdım.

    http://www.turkcealtyazi.org/…/berlin-syndrome.html
  • fragmanında sundance film festivalini görünce izlemeye karar verdiğim film. teresa palmer2 37den beri takip ediyorum. ama oynadığı filmlerin hiçbirini beğenmedim. bu filmi de görünce izlemek konusunda çekincelerim vardı. meh bir film. yıllar sonra max riemelt'i* görmek de içimi bir hoş etti.

    filmin ilk başlarında clare'nin çatıda bir grup gençle sohbet ettiği bir sahne vardı. nereden geliyorsun sorusuna avustralya, brisbane diye cevap vermişti. madem avustralya'dan gelen genç bir kızı canlandırıyor teresa palmer, o zaman kendi memleketini* söyleseydi keşke. bu tip ayrıntıları çok severim ama bu sefer olmadı. ühü.

    ayrıca hiç beklemediğim bir anda bana lostu hatırlattı bu film. nasıl mutlu oldum.

    https://www.youtube.com/watch?v=lpeanu46owe