şükela:  tümü | bugün
  • 2017 nisan sonunda gösterime (usa) girecek teresa palmer'ın başrolünde olduğu bir gerilim filmi.
    yönetmeni: (bkz: cate shortland)
    hayatında yeni bir başlangıca ihtiyaç duyan clare için berlin bulunmaz bir fırsattır. dünyada gece hayatının en yoğun yaşandığı şehirlerden olan berlin, clare için hem geçmişe çekilen süngeri hem de eğlenceli bir kaçamağı temsil etmektedir. her turist gibi clare de yalnız geldiği bu şehirde bohem günler geçirir, bir gence aşık olur ve onunla birlikte evine gitmekten çekinmez.

    trailer

    izleme sonrası edit:
    uzak durun... 01:18:02 deyim ve daral geldi. 30 dk daha izleyeceğim bitirmek için!!
    normalde 45 dk lık süresi olmalıydı.. derinlemesine hiç bir şey yok!

    --- spoiler ---

    o apartman dairesinden; aklı olan ilk gün kaçabilirdi...
    --- spoiler ---
  • sırf künyesinde gerilim yazıyor diye izledim ve sonuç hüsran. ilk 35-40 dakika sürüklüyor bir şekilde ve merak uyandırıyor ama sonrası geçmek bilmedi be kardeşim. rezalet ötesi basit bir son da cabası oldu. izlemeyin, izlettirmeyin. çok klişe olacak ama gerçekten vaktinize yazık.
  • en büyük korkularımdan biri kapalı yerden çıkamamak olduğundan beni etkilemiş filmdir, bir "baracuda" ya da "gizli oda" olmasa da. adamın pencereleri tahtayla kapaması sırasında sıkıntım zirve yaptı
  • bu kadar beğenmeyen insana rağmen -kısmen de olsa- beğenerek ve keyif alarak izlediğim film. prömiyerini sundance film festivali’nde gerçekleştiren film, seks ve şiddetin hayatın gerçeklerinden olduğu vurgusuyla yola çıkıp, farklı olmaya çalışan ama sonuç itibariyle çok da fazla fark yaratamayan üstüne üstlük uzun süresi ve yavaş geçen sekansları ile zaman zaman seyirciyi sıkıyor. festival filmi olmasından ötürü de filmin başından sonuna kadar gereksiz bir şekilde de sanat kaygısı gözümüze çarpıyor.
  • farklı olmaya çalışıp bir gram fark yaratamayan üstüne üstlük uzun süresi ve yavaş geçen sekansları ile seyirciyi bıktırıyor. gereksiz bir şekilde de sanat kaygısı gözümüze çarpıyor. alıkonulma gibi basit bir hikayenin içine sanatlı bir anlatım eklemek isterseniz elinizde patlar elbette. neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacak.

    not: üstteki entryden aşırma yoktur, benzerliğe şaşırdım.

    http://www.turkcealtyazi.org/…/berlin-syndrome.html
  • fragmanında sundance film festivalini görünce izlemeye karar verdiğim film. teresa palmer2 37den beri takip ediyorum. ama oynadığı filmlerin hiçbirini beğenmedim. bu filmi de görünce izlemek konusunda çekincelerim vardı. meh bir film. yıllar sonra max riemelt'i* görmek de içimi bir hoş etti.

    filmin ilk başlarında clare'nin çatıda bir grup gençle sohbet ettiği bir sahne vardı. nereden geliyorsun sorusuna avustralya, brisbane diye cevap vermişti. madem avustralya'dan gelen genç bir kızı canlandırıyor teresa palmer, o zaman kendi memleketini* söyleseydi keşke. bu tip ayrıntıları çok severim ama bu sefer olmadı. ühü.

    ayrıca hiç beklemediğim bir anda bana lostu hatırlattı bu film. nasıl mutlu oldum.

    https://www.youtube.com/watch?v=lpeanu46owe
  • sevmediklerinize tavsiye edebileceğiniz türden bi film.

    öyle ki,

    flashtv'de yayınlanan bir filmi izlemiş olmayı tercih etmek durumunda kalacaksınız.

    puanım 3,9
  • süresi bu kadar uzun olmasaydı izlemekten daha fazla keyif alabilirdim. binlerce kere çekilmiş bir konu var. bu film de bu konunun bir tekrarcısı aslında. artısı, avrupa'da geçmesi. avrupa atmosferi taşıması. biz bu konuyu hep amerika'dan izlemeye, izlettirilmeye alışığız. bu sebeple bulunduğumuz yıl itibariyle artık kabak tadı verebiliyor. bu tarz bir filmi beğenmek için artık çok iyi olması falan lazım filmin; ne bileyim yeni bir şey söylemesi lazım falan.
    ama berlin syndrome, oyuncuların başarılı performansları ve konusunun avrupa'da geçiyor olmasıyla bile kazanıyor bence. bir de süresi bu kadar uzun olmasaymış, iyi olurmuş.
  • bir adet (bkz: wolfgang) içeren film.
  • her kadının izlemesi gereken film. hatta tinder hesabı açmadan önce izlemeyi zorunlu kılan bir yasa çıkarılmalı.