şükela:  tümü | bugün
  • uzaylılar dünyaya, insanları araştırmaya gelse ilk seni kaçırıp incelerlerdi. ( meal olarak; yanio kadar eşsiz bir insansın işte amk nesini anlamadın!)
  • ıyi ki benim annemsin
  • pamuk helvam
  • shake your booty.
  • olduğun kişi dolayısıyla seninle gurur duyuyorum, hayatımızla gurur duyuyorum.
  • dogru zamanda ve sekilde soylenmis, "seninle ayni fikirde degilim" manasinda herhangi bir soz.

    onaylamamaktan korkmayan erkegin cekiciligi, paha bicilemez.
  • kilomu verdin sen güzel görünüyorsun :)
  • babam dün anjiyo oldu. hiç böyle bi şey beklenmiyordu bana da söylemediler. iş çıkışı öğrenince apar topar hastaneye gittim. kalbe giden 2 damarda tıkanıklık varmış, stent takmışlar falan filan ama neyse ki gayet keyfi yerindeydi. odada oturuyoruz. babam bana döndü birden.

    - senden bi şey isticem.
    + söyle baba. ne yapayım? karşıdaki kebapçıdan 1.5 adana mı yaptırıyım? sokarız gizliden odaya.
    - salak salak konuşma be. annenle ikimizin fotoğrafını çeksene.
    + aman baba ne fotoğrafı hastane odasında?
    - lan çek hadi. feysbuk'a koycam. altına da "bu kalbe giden damarlar bi tek sana açık" yazıcam.

    bu anda anneme öyle bi bakışı var ki sanki kasıklarında 4 kiloluk kum torbasıyla yatan biri değil de ortamlarda "yorgun kalp" rumuzuyla takılan don juan.

    anneme bi baktım o nasıl güzel bi gülümsemedir lan. "yhaaa ufff deli bu adam yhaa" bakışını en hırt adam olan ben bile çok net gördüm. adam kalp krizinin eşiğinden dönmüş, ördeğe işiyor ama o haliyle bile bir kadına söylenebilecek en güzel şeyi söylüyor. sonra bana dönüp "öğren bunları bak nasıl da pamuk gibi oldu annen" bakışı attı sanırım ama tam emin değilim çünkü gözüme stent kaçmıştı. yooo ağlamadım ki yooo nalakası var?
  • (bkz: mango'da indirim varmış) ya da (bkz: sen kilo mu verdin?) tarzı maddesel şeyler değildir. güzel şeyler hakeden hiç bir kadın, böylesine sözlere ihtiyaç duymaz.
    aksini düşünenler; ilk yıldönümlerinde güzel bir demet papatya yerine, bir adet form bisküvü ve diyet kolayla gidebilirler kadınlarının yanına.

    çok güzel bir kız gelip giderdi geçen sene çalıştığım ofise.
    yöneticilerden birinin kardeşiydi yanlış hatırlamıyorsam.

    ama farkında değildi güzelliğinin. sigara odasında kulak misafiri olduğum kadarıyla burnunu beğenmiyordu mesela. bu yüzden kendini çok çirkin sanardı. yaptığı göz makyajıyla, kendince!! bu açığı kapatmaya çalışıyor, her ay başka renk uzun saçlarıyla, sözde!! çirkinliğini örtmeye çabalıyordu.

    bir sabah kırmızının en güzel tonuna bürünmüş saçlarıyla girdi kapıdan ve tek tek herkese nasıl olduğunu sormaya başladı.
    güzel olduğunu, yakıştığını her duyduğunda yüzünde güller açıyordu.
    benim fikrimi sorduğunda dikkatlice baktım gözlerinin içine.
    " ne güzel bir burnun var senin öyle. "
    duymak istediği meğerse buymuş.. bir kadının gülüşünde cenneti görmek, böyle olmalı.

    bir daha ne burnundan şikayet ettiğini duydum, ne de kendini çirkin bulduğunu.

    sakladıkları yerleri sevin ve gizledikleri yerlerden öpün kadınları..

    siktir edin mango'yu, de facto'yu.

    mutluluğun alışverişle hiç bir ilgisi yok.
    gerçekten!!
  • hayatıma gir lütfen.

    seninle bir ömür paylaşmak istiyorum.
hesabın var mı? giriş yap