şükela:  tümü | bugün
  • sakat aklım ve sakat ruhumla söylebilirim ki; zor durum.. anlamak yeter mi peki? sanmam.. yok, cinsiyetçilik yaptığımdan değil.. hayatıma girip çıkan, gördüğüm, bildiğim kadınlar üzerinden genel bir yargıya varma derdinde de değilim.. ne bileyim işte garip bir hal..
    kriter ve seçenek bazında bir erkekten daha avantajlı konumda olduklarından olsa gerek, kadınlar anlaşılma konusunda biraz daha derinler açıkçası.. şimdi bu derinlik "abi, hacı" kelimelerini hitap için kullanan kadınları kapsamıyor tabi ki.. dişiliğinin önüne kişiliğini ekleyenlerden bahsediyorum ben..

    kendi düşünce sistemini oluşturup, kendi cümlelerini kurabilen kadınlar, derdim.. geçmişe takılıp kalmayan, bozuk bir plak gibi hep başladığı yerin gerisine gitmeyen kadınlardan bahsediyorum..
    yok mu onlar? bir çay bahçesinde gazetesini okuyup, tek başına çay ve sigara keyfi yapan kadınlar yok mu? var elbet.. vardırlar daha doğrusu.. her hangi bir ülkenin her hangi bir şehrinde yaşıyorlardır illa ki..
    her şeye bir bahanesi olanların aksine, kendi, hür ve özgür vicdanları ile birer gerçek insan olmak için çabalamış ve cinsiyetten daha önemli olan şeyin insan olmak olduğunu bilenler illa ki vardır..

    vakti zamanında bir adet anladığımı varsaydığım kadınla arkadaşlık etmiştim.. sevgili boyutuna geçmemişti paylaşımlarımız.. nasıl geçsin ki, düşünsenize, siz birisinden hoşlanıyorsunuz, o insan ise size hep başka bir kişiden bahsediyor..
    sizin ağzınızı açıp da bir şey söylemenize gerek bile yok aslında.. ki bu bahsettiğim kişi lezbiyendi.. karşı cinse karşı hissedeceği tüm duyguları hemcinsine hisseden bir kadın..
    utanmıştım onunla ilgili duygularım konusunda.. homofobik olduğumdan değil.. başka somut bir nedeni de yok.. ne bileyim işte, o anlaşılamamanın, ya da anlaşılmazlığın onu o tercihe yönlendirdiğini düşünmüştüm..

    cinsiyetin geçildiği yerin bir dokunuş ve bir öpüş ötesinde tek cinsiyet yatıyor bana göre.. ki sanırım bu dev yalnızlıklar ve ayrılıklar uzadıkça, büyüdükçe, anlamazlıklar arttıkça, ilerleyen bir dönemde, tek bir cinsiyet kalacak evrende.. sen de transseksüel, ben diyeyim lezbiyen.. adı farketmeyecek..
    kadın erkek için, erkekse kadın için anlaşılmayı ve çözümlenmeyi bekleyen bir soru olarak kalacak.. hem de deli gibi yaşamak varken.. yazık..
  • günümüzde nedense hem zıttı üzerinde durulan kavram.. tamam kadınlar belki ayrıntıcıdır.. ayrıntılarda çok şey görür ama bu onun fıtratında vardır.. öyle kabul edilmelidir.. anlaşılaması normaldir.. bu nedenle sürekli zıttı üzerinde durulmaması gereken kavramdır..

    az erkeğin başarabildiği ama aslında basit olan eylem..
  • çok ufak bir kısım kadını konunun dışında tutarsak; kadının ağzından çıkan söz ile istekleri arasında ters orantı olduğu unutulmadan hareket edilirse sorun yaşanmaz.
  • bi erkeğin yapacağı iş değil.
    erkekler kadın zihninin nasıl çalıştığı konusunda fikir sahibi olabilirler en fazla.
    yada yaşam pratiği çoksa, genellemeler vasıtasıyla neler olup bittiğine ayabilir.

    ama kadının yapacağı şeyleri yapmaya iten mantığı ve ne yapacağını kestiremezler.
    çünkü kadında zeka mantığı doğurmaz.
    öyle düşünüyor olması öyle davranmasını gerektirmez.
    ayrıntıcılık filan demek istediğim. o işin kılıfı. fikirlerin ordan oraya zıplaması gibi daha çok.
    sokağa çıkan köpek gibi, şuraya koşiim, yok buna kuyruğumu salliim, yok yok en işi buraya işiim gibi.
    yani elinizdekilere bakıp bundan şu çıkar diyemezsiniz. ondan ne çıkar, onu o bile bilemez.
    ama bi kadın bi kadını anlayabilr. sanırım sezgisel bi şey.
    koklayarak bulma gibi.

    lan madem anlatamayacaktım ne diye yazdım bunca şey? anlatırım sandıydım.
  • çok zordur. belkide imkansız..kimilerine göre..
    neden mi imkansız? çünkü dikkat edin kimi acayip karmaşık yollar sunar, kimi çok basittir der. peki neye benzedi bu?**
    şu sıralar piyasada dolaşan, dinli, sırlı, masonlu, localı kitaplara. onlarda da bir şey var ama olay çok basit ya da alabildiğine karışık. fakat o basit şey ne onu kimse diyemez.
    niye bu kadar büyük ki hem bu olay gözümüzde. bir insanı anlamak olmalı bunun doğrusu. hayır gel benimle 6 ay geçir, beni anlayabildiğini iddia et, dile benden ne dilersen. fakat nedir, biriyle uzun zaman birlikte olursun,2 sene, 5 sene, belki bir ömür, o zaman leb demeden leblebiyi kaparsın. hayvan değiliz ki biz çok kolay isteklerimiz olsun ve çok kolay anlaşılabilsin davranışlarımız.
    kısacası güzel okurlar, genç aşıklar, büyüklerim, koyverin gitsin. su akar yatağını bulur..
  • sadece aşk için yaşadıklarını ve hayatlarındaki en önemli şeyin bu olduğunu; ve aslında fiziksel yapı hariç, her anlamda en az bizim kadar güçlü olmalarına rağmen bir erkeğe sırtlarını dayamadan ve kalplerini emanet etmeden yaşayamayacaklarını bilmelerinin oluşturduğu çelişkileri anlamaktır...

    işte o zaman, "ne alaka şimdi yaa?" diye afallayarak baktığınız davranışların, kıskançlıkların, kaprislerin, kadınca kurnazlıkların veya huysuzlukların nedenini anlamanız zor olmaz. çünkü bu tip çelişkiler kadınların bizim kadar gamsız yaşamasını engeller, çoğu zaman da çeşitli düşünceler ve ikilemler arasında bocalamalarına neden olur.

    bu çelişkileri anlamak ve empati kurabilmek, onları anlamaktır, evet. ama bunu ne kadar başarabilirseniz tabi.. çünkü her er kişi bunu başaramaz. kimi çabalar, yapamaz; kimininse böyle bir empati zaten yeteneği yoktur, 1-2 dener, sonra da "dengesiz la bunlar!" der kestirip atar aklınca.. kısaca çabalamanız gerekir, ama bu her zaman yeterli olmaz. çünkü kalben empati kurulmazsa, hiçbir kadını anlamak mümkün değildir.
  • söylenenlere değil söylenmek istenenlere bakmak gerektirir.
  • mümkün değildir eğer erkeksen.

    (bkz: anlayamazsın)

    uğraşma, tadını çıkartmaya bak, hayat kısa...
  • zordur, uğraşmak gerekir. baktın olmuyor o zaman anlamaya çalışmaktan vazgeçip olduğu gibi kabul edersin. o da süper bir şeydir. bakın bir deneyin hak vereceksiniz.
  • konuşmaya çalışmakla çözülebilecek bir olaydır aslında, basittir. erkekler genelde susmayı tercih eder. karşısındaki kadın konuşur, anlatır. erkek anlasa da çoğu zaman söylemez bunu. konuş be adam, konuş ki, hem sen anla, hem karşındaki seni anlasın.