abendrot

  • 1162
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 ay önce

dedenin ölmesi

bana hayatım boyunca bir kerecik olsun kızmamış,her istediğimi yapmış ilk arkadaşımın bir anda çekip gitmesi,o yapayalnız kalma hissi,yıllarca kendini evinden daha oraya ait hissettiğin yerin eksik kalması;babaanne-dede'nin evinin artık sadece babaannenin evi sıfatına kavuşması,hava durumu programlarının,bulmacaların,türk kahvesinin,kalın çerçeveli gözlüklerin,yün hırkaların,ilaç kutularının sahipsiz kalması,herkes cenaze işleri için koştururken,babaanne bir köşede ağlarken,akrabalar eve dolmuşken bir köşede oturan çocuğun kafasından geçen binbir düşüncenin kimse tarafından anlaşılmayışı,tepkisizliğine şaşırılması...kalemlere ip bağlayıp halıda balık avlamanın,kendisine makyaj yapılmasına izin veren dedeyi pamuk prenses yapıp oyunlar oynamanın,akşamüstleri parka gitmenin,kucağına kurulup hikayelerini dinlemenin,her sarıldığımda hissettiğim o "dede kokusu"nun,hayatı boyunca içine kapanık olmuş 70 yaşındaki o adamın bir tanecik torununa duyduğu ve herkesin üstünlüğünü kabul ettiği o büyük sevginin artık sonsuza dek yok olmasının acısını taşıyan o çocuğun içindeki kocaman boşluğu nasıl dolduracağını bilememesi,son kez hastane odasından çıkarken torununa "kendine iyi bak" diyen o sesin asla geri gelmeyeceğini düşünmesi...7 yaşındayken öylesine bir hevesle alınan bir hatıra defterine dedenin yazdığı - ve 7 yaşında bir çocuğu ne kadar iyi tanıyabildiğine,ilerde nasıl biri olabileceğini nasıl bu kadar iyi bildiğine hala şaşırılan- o satırları her okuduğunda yine bir köşede sessizce oturan o çocuğu içinde hisseden,ama bu sefer o sessizliğe inat hüngür hüngür ağlayan bir torunun 8 sene sonra bile dolmayan boşluğu...

devamını okuyayım »