bubezleeb

  • ağır abi (455)
  • 995
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

breaking the waves

kesinlikle dancer in the dark'tan çok daha iyi bi' film. emily watson'ın müthiş performansı, lars von trier'in kullanmış olduğu, o dönem için oldukça marjinal sayılabilecek kamera teknikleri...

--- spoiler ---

katolik bi' kız bess, gerçek aşkı bulabilmek için tanrı'ya yalvaran bi' kız... annesi var, dedesi var, dodo'su var... an geliyor ve jan giriyor hayatına. şükrediyor bess, bulduğu sevgi için, hissettikleri için şükrediyor.

fallokrasinin egemen olduğu bi' kasaba orası. insanlar oldukça dindar. yaşlılar denen bi' güruhla doğuyor insan; büyüyor, ölüyor... onlar isterse cehenneme gidiyor, onlar isterse cennete...

kasaba insanları oldukça dindar, bess de öyle. jan'la evlenmek istemesi yaşlılar tarafından pek hoş karşılanmıyor.

bess ve dodo helikopterden inecek jan ve arkadaşlarını bekliyorlar. helikopter gecikiyor. bess bitmiş bi' vaziyette, gelmelerini bekliyor. helikopter iniyor, kapısı açılıyor ve jan'ı görmüş oluyoruz. şimdi, bu sahnede keşfedilmemiş bir çok şey var aslında. bess'in var olan bi' güce tepkisi söz konusu. biz bunu bess'in sahip olduğu şeylerle mutlu olamamasından, acı çekmesinden anlıyoruz. helikopter iniyor, kapı açılıyor, jan koşarak bess'e sarılıyor ve bess jan'a vurmaya başlıyor, itiyor, sarılıyor, öpüyor... yaklaşık üç dakika süren bir sahne, bess'in bütün çelişkilerini anlatmaya yetiyor.

evdeki cinsel ilişkilerinden sonra, jan soruyor: "nasıl koruyabildin bekaretini. diğer erkeklerle nasıl ilişki kurmadın?" "seni bekledim." diye cevaplıyor bess. buradaki "sen"; jan değil aslında, jack de değil, michael da değil... tanrı ve bess arasındaki tek bağ o "sen"... "sen olmazsan, ben de olmam" fikrinde bess. "'sen' olmazsan, tanrım da olmaz çünkü. o'nunla iletişim kuramam. tanrım olmazsa ben de var olamam." bunu, bess'in tanrı'yla konuşmalarından da anlıyoruz. bess; tanrı'nın yardımını alabilmek için yürekten, isteyerek, çok severek ve mükemmel yaptığı bi' eyleme sahip olabilmeli. buna inanıyor yani. eğer ki mükemmel bir aşık olamazsa, tanrı'yla konuşacak gücü bulamayacağından korkuyor ve işinde profesyonelleşiyor.

hava puslu ve yağmurlu. kasabanın dışında küçük bi' telefon kulübesi... bess kulübede, jan'dan gelecek telefonu bekliyor. beklerken yoldan dodo geçiyor, biraz laflıyorlar. "fazla bekleme burada" diyerek bess'e veda ediyor dodo. jan söz verdiği saatte arayamıyor bess'i saatler geçiyor. telefon kulübesinde uyuyan bi' kız var yoldan geçen bir peder ve sessizliği inleten telefon sesi... arayan jan, özür dileyerek başlıyor konuşmasına... bess'in hiçbir şey umrunda değil, aradı ya, iyi ya, gerisi umrunda değil. bu telefon konuşması da bir çok detayı içinde barındırıyor. özlemin hüzne dönüşmesi, mesafelerle yok edilmeye çalışan bi' tensel uzaklık var... nefes alış verişler, tonlamalar... o kadar güçlü bi' bağ ki bu, jan ve bess arasında oluşan ışıktan bi' köprü...

telefonu kapatıyor bess, eve dönüyor.temizlik yaparken, jan'ın arkadaşı kapıdan giriyor. küçük bir sağlık probleminden dolayı üç günlüğüne izne gelmiş. film burada başlıyor işte. bess düşünüyor, sadece yere bakarak düşünüyor. "acaba jan da bu şekilde hemencecik yanıma gelebilir mi?" diye. belki de "keşke" diyor bess, "keşke küçük bi' sağlık sorunu olsa da o'nu görebilsem bir kaç gün."

jan kaza geçiriyor ve omuriliğine darbe alıyor, kasabaya getiriliyor. o'nu o şekilde aciz ve acı çekerken gören bess, ölene kadar kendisini suçluyor ve jan'a olan sevgisi ve bağlılığı daha da güçleniyor.

jan ve bess arasında bunlar yaşanırken kasaba ahalisi de durumdan pek hoşnut değil. bess'in jan için yapmış olduğu fedakarlıklar görmezden gelinip, abartılarak kulaktan kulağa yayılıyor. kilise, bess'i aforoz etmiyor; çünkü bess'in dedesi de yaşlıların içinde.

tanrı'yla konuşmaya devam ediyor bess. jan için, jan'a duyduğu muhteşem sevgi için... o'nun yanında daha dik durabilmek için yardım istiyor.

jan, durumunun vehametinin farkında ve bess'i kendisine bağlayıp da, ölümünden sonra çok daha fazla acı çekmesini istemiyor: "benim işim bitti bess. yeni bir sevgili bul!" bunu duyunca deliye dönen bess "felçli adam!" diyerek kapıyı çarpıp odayı terk ediyor. jan'ın durumu kötüleşiyor ve bess bunu jan'ın kendisinden istediği şeyi yapmamasına bağlıyor. bu sırada dodo da, jan'a bess'in kendisini ne kadar çok sevdiğini, o'na ne kadar bağlı olduğundan bahsediyor ve jan plan değiştiriyor. ilk günlerde "bol elbiseler giy!" diyen jan, şimdi bess'in başka erkeklerle ilişkiye girmesini ve gelip kendisine anlatmasını istiyor. asıl amacı ise bess'in başka bir erkekle mutlu olması, başka bir erkekle mesut bir hayat sürmesi, ölümünden sonra kendini kaybetmemesi, daha güçlü durabilmesi...

jan, habersizdir bess'in tanrısından. bir üçgenin en önemli elemanı olduğundan da, tanrı'yla bess arasındaki pamuk ipliği olduğundan da habersizdir...

dr. richardson'a gider bess, o'nun kendisine ilgi duyduğundan emindir; ama reddedilir. jan'a gidip uydurma hikayeler anlatır ve jan "who" diye yazar bi' kağıda... doğru olmadığını anlar jan.

jan'ın durumu daha da kötüleşir ve bess tanrı'dan daha da uzaklaşır. tekrar tanrı'ya yakınlaşabilmek, jan'ı iyileştirmek için çeşitli fedakarlıklar yapması gerekmektedir: jan'ın istekleri...

bir kaç kişiyle ilişkiye girer ve bunlardan faydalanarak jan'a fantastik şeyler anlatır. bu sırada kiliseyi de ihmal etmemeye çalışır. herhangi biriyle ilişkiye girdikten sonra dodo'dan jan'ın durumu hakkında bilgi alır. bunu kilisedeki bir ayin sırasında görüyoruz. jan'ın iyileştiğini düşünen bess, daha çabuk iyileşmesi için daha zor şeyleri yapması gerektiğini, daha kötü insanlarla ilişkiye girmesi gerektiğini düşünür ve bir gemiye doğru yola çıkar. tanrı bess'in yanında değildir. sonradan öğreniyoruz ki tanrı'nın diğer insanlarla da görüşmesi oluyor. tanrı desteğinden mahrum kalan bess yapamaz, bir adamın gözleri önünde, başka bir adamla sanki o'nu arzuluyormuş gibi sevişemez ve döner geriye. kilisede kadınların konuşma hakkı olmamasına rağmen konuşur ve aforoz edilir. artık hiç kimse bess'in yanında değildir: annesi, dedesi, komşuları... bu sırada jan'ın durumu daha da ağırlaşır. artık jan da öleceğini düşünmeketedir, dr. richardson tarafından imzası alınır ve bess için de yeni bir hayatın temelleri atılmış olur. tedavi için kliniğe yatırılacaktır bess. jan'ın durumunun daha da kötüleştiğini gören bess, kendisini götürmeye gelen adamların elinden kaçar ve jan'ın kötüleşmesini kendi beceriksizliğine, kendi korkularına bağlar. dodo'ya der ki: "jan'ın yanına git ve o'nun iyileşmesi için dua et!"... yarım bıraktığı işi tamamlamak için yola çıkar tekrar bess, tanrı'sını da bulur, yalnız değildir artık, daha inançlıdır. gemiye çıkar ve saatler sonra kan revan içinde hastaneye kaldırılır. jan'ı görmek ister. (evet, burada ağlıyoruz) jan iyileşme sürecine girerken, bess son nefesini verir.

sonrası da malum işte. cenaze için gerekli işlemler... işlemler biter, jan iyileşmiştir tamamen. her seferinde denize koşan, dalgalara koşan, dalgalara haykıran sevgisini, sancısını... bess'ti o. toprak olmasını, yaşlılar tarafından cehenneme gönderilmesini kabullenemedi jan. aldı cansız bedenini, denize açıldı... son bir kez baktı yüzüne, öptü, öptü, öptü... ve ağladı... denizlere, dalgalara emanet etti bess'i... ve çan sesleri... çan seslerini seven bir kızdı bess, düğününde yoktu çanlar, sevinçliydi. jan çalışmak için ayrıldığında üzgündü ve yine çanlar yoktu... kimi zaman mutluluğu için aradı çan sesini bess, kimi zamansa kederi için... çan sesleriyle uyandı dalgaların arasından bess, jan'a elini uzattı, "uyan" dedi. jan uyandı, rüya bitti.

--- spoiler ---

devamını okuyayım »