cyrus the virus

  • 4018
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 yıl önce

bahoz

filmi henüz bitirmedim. zaten son zamanlarda bir oturuşta bitirdiğim film nerdeyse yok. neyse filmin yarısından fazlasını geçtim. ama buraya, izlediğim yere, kadar olan kısmındaki iki sahne bence filmin ve de cemal in yaşadığı tarzda o güne kadar inşa edilmiş yapay kimliğin yerle bir olmasını sağlayan kişilik ve kimlik sorgulamasının, cemal benzeri birçok kürt açısından kendi hayatında izdüşümü var. birincisi cemal in kürtlüğünü kabul etmeyişine son noktayı koyan abdülbaki nin cemal e "senin anenin adı ne" ve aldığı cevaptır. gerçekten de cemal in annesinin adı, birçok kürt ün olduğu gibi, gerçekte başka kimlikte başkadır. ismi kimlikte mehmet olarak geçen bir kürt, eğer ki kürtçe ve kürtlüğün hakim olduğu bir çevrede büyümüşse adı gerçekte mehmet değildi. "mihemed" dır, "hem" dır, "hemo" dır, "hemûş" dır, "mem" dır, "memo" dır. kimlikte ismi mustafa geçen birisinin ismi mistefa, mıç, misto dır. ismi hatice olan birinin ismi gerçekte xec, xeyce dır. ismi ayşe olarak geçen birinin ismi ewêş, eyş, eş dır. ama hepsi bu isimlerin kürtçe de geçtiği gibi değil türkçe de geçtiği gibi geçer. üstelik bu cemal de olduğu gibi kürtler de genel olarak kanıksanmıştır. çünkü çoğunlukla köyde yaşayan kürtler in resmi daireye işi düşmesi dışında pek bir anlamı olmayan kimlikteki adın pek bir önemi yoktur. ta ki kürtler resmi, kamusal alana çıkana kadar. yani kürtler kamusal alana çıktığı anda aslında kendisinden ne kadar çok şeyin alındığının, değiştirildiğinini farkına varmaya başlar/başladı. cumhuriyetin ilk yıllarındaki içinde dini öğeler de barındıran isyanlardan sonra suskunluğa geçen kürtler in 1960 larda tekrardan hareketlenmeye başlamasının, kamusal alana çıkınca kürtler in kendi kimlikleri ile ilgili bir farkındalık geliştirmeye başlması ile yakından ilgisi var. devlet istediği kadar kürtçeyi yasaklasın, istediği kadar kimlikteki adını değiştirsin, istediği kadar şehrinin adını değiştirsin. o zaten kendi sosyal çevresinde yine kürtçe konuşuyor, arkadaşına "memo haydê em herin rihayê"(mehmet haydi urfa ya gidelim) diyordu. ama şehirleşme, okullulaşma, mektepli olma kürtlerde asimilasyon sürecini hızlandırmışsa da, paralel bir farkındalık geliştirerek kürtler in uyanmasına neden olmuştur. yani cemal in annesinin adının kimlikteki hali ile gerçekteki hali kendisine[ ve de benzer şeyi yaşamış kürtlerin] resmi ve gayrı resmi konumunu tüm çıplaklığı ile yüzüne vurmuştur.
mehmed uzun un kendi adına benzer birşeyden bahsettiği hikaye için:(bkz: #8150959)

bir diğer sahne otobüste kürtçe konuşan kürtler in otobüsten atılmasıdır. bu olayla birlikte cemal in tüm kabulleri, varsayımları yerle bir oluyor. yani etliye sütlüye karışmayan kürtçe konuşan makbul bir türk olarak kalmayı yeğlese de, bunun öyle kolayca kabul edilen bir şey olmadığı gerçeği ile yüzleşiyor. yani sık sık tekrarladığı üzere o kürtçe konuşan herkes kürt olmak zorunda değil sanıyordu. ama kürtçe konuşup türküm diyen herkesin türk olması da öyle kolay değildi. bir kere öyle ulu orta konuşmayacaksın," burası türkiye, burda türkçe konuşulur". bu sahnenin yaşanmamış olduğunu, halen yaşanmadığını söyleyebilir miyiz?. bu sahne resmi, gayrı resmi kanallardan fazlasıyla yaşandı. yaşanıyor.

(bkz: kendini türk sanan kürtler/@cyrus the virus)
unutmuşum ama bir üçüncü sahne daha var. o da trt dedki yaşlı amcanın bilimsel verilere dayanarak ortaya attığı kürtçe yoktur iddası.
(bkz: sözde kurt alfabesi)
zaten çıkan bu kavgadan sonra köyünden gelip, tutulduğu fırtınanın ardından kendini hiç ummadığı yerde bulan cemal in hikayesindeki geri dönülmez süreç başlıyor.

devamını okuyayım »