ludwig

  • şekerpare (685)
  • 553
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

1996 avrupa gençler basketbol şampiyonası

ev sahipliğini yapmış olduğumuz şampiyonadır. fiba o yıllarda türkiye'yi avrupa basketbolunun yükselen yıldızı olarak görüyordu, ayrıca ali özsoy ve emir turam gibi isimlerle basketbol lobisinde de etkili olmaya başlamıştık. bunun sonucu olarak fiba bize 1996 gençler şampiyonasıyla birlikte ilk kez yapılacak eurostars organizasyonlarını vermişti.o yıllardaki gençler şampiyonasına 22 yaş altı oyuncular katılıyordu (daha sonra fiba bunda düzenlemeye giderek u-20, u-18, u-16 gibi yaş gruplarına ayırdı). şampiyona için iddialı olabilecek bir kadromuz vardı. kadroda yer alan oyuncular: cuneyt erden, alpay öztaş, bora sancar, gökhan üçoklar, erdal bibo, kemal tunçeri, mirsad türkcan, tolga tekinalp, ibrahim kutluay, hüseyin beşok, alper yılmaz, burak sezgin. takımın başında aydın örs bulunmaktaydı..yardımcıları mete babaoğlu ve tolga öngören, menajer ise efe aydan idi. statüye göre ilk başta 6'şar takımlı 2 grup bulunmaktaydı.milli takımımızın yer aldığı b grubunun maçları bursa'da oynanmıştı ve takımlar şunlardı: türkiye, yugoslavya, rusya, italya, fransa, belçika.
ilk maçımız yıllardır ne a ne de ümit bazda karşılarında varlık bile gösteremediğimiz yugoslavya takımıyla idi. cüneyt, ibrahim, alper, mirsad, hüseyin beşiyle sahadaydık. maça yugoslavlar çok hızlı başladı, skorerimiz ibrahim'i çok iyi savunuyorlardı. predrag drobnjak ve haris brkic hücumda yugoslavya'yı sürüklüyor ve ilk yarı 30-19 rakip üstünlüğüyle kapanıyordu. ikinci yarıda takım ibrahim'i kullanma sevdasından vazgeçip pota altındaki hüseyin ve mirsad'ı besleyince skor bulmaya başladık ve farkı kapattık. maç 45-45 iken ibrahim maçtaki ilk ve tek üçlüğünü sokunca 48-45 öne geçtik..son dakikaya 48-48 eşitlikle girildi. yugolar alper'e faul yaptılar, alper 2 atıştan birisini soktu, sonraki hücumda rakip sayıyı buldu ve son 15 saniyeye 50-49 yugoslavya üstünlüğüyle girildi. son hücumda maçın bitmesine 2 saniye kala o ana kadar 21 sayı (ve 3/4 serbest atış yüzdesiyle) oynayan hüseyin faulle durduruldu ve faul çizgisine gitti. ikisini atması maçı kazanmamız, birisini atması maçın uzaması anlamına gelirken hüseyin 2 serbest atışı da kaçırdı ve ilk maçımızı bu hüsranla kapatmış olduk. mirsad 14 sayı 13 reb, hüseyin 21/7 yaparken ibrahim yanlızca 4 sayıda kalıyordu.
2. maç italya karşısındaydı ve ibrahim bu maçta adeta ilk maçın intikamını aldı. italyan koç ibrahim'i durdurmak için tüm yolları denedi, sırasıyla 3 adam değiştirdi, alan savunmasına döndü, 1-4 kutu savunması (one and box) denedi ama nafile..ibrahim neredeyse attığını soktu (8/9 ikilik, 7/10 üçlük, 13/16 faul) ve maçı 50 sayıyla bitirirken maçta bir hücumda 30 saniyelik hücum süresi tam dolarken orta sahaya yakın bir yerden 180' dönerek attığı bir sayıdan sonra italyanların çaresizliği yüzlerinden okunuyordu. maç sonunda skor hanesinde 87-76 üstünlüğümüz bulunmaktaydı. çiftli hanelerde sayı üreten diğer oyuncumuz ise 10 sayı üreten mirsad'dı..
3. maçta rakip fransa idi, bu maçta ibrahim uzaydan dünyaya dönüyor ve iyi savunma karşısında yine yanlız 3 sayıda kalıyordu. hüseyin'in 18 sayı 16 reb'u, mirsad'ın 12 sayı 9 reb'u ile pota altında ezdiğimiz fransızlar, zayıf noktamız olan kısalarıyla maçı uzatmada 60-58 kazanmasını biliyordu (normal süre: 54-54).
sonraki maçta rakip grubun en zayıf takımı olan belçika'ya karşıydı ve bize mutlak galibiyet gerekmekteydi. başa baş geçen ilk yarıdan sonra ikinci yarıda çok üstün oynayarak maçı 76-60 kazandık. ibrahim yine bir iyi bir kötü oynama serisini devam ettirerek kötü oynadığı bir sonraki maçta 25 sayıyla iyi bir performans sergiliyordu. ibo'ya mirsad 16 sayı 15 reb, hüseyin 13 sayı 4 reb ile destek oluyordu.
gruptaki son maçtaki rakip rusya idi. yarı finale çıkmak için mutlak kazanmamız gereken bir maçtı ve bursa atatürk salonu dolmuştu..yine başa baş geçen bir ilk yarıdan sonra ikinci yarıda savunma dozajını arttırdık ve ibrahim'in 33 sayıyıyla maçı 76-51 gibi ezici bir üstünlükle kapattık ve 1. olan yugoların arkasından 2. olarak yarı final oynamaya hak kazandık. bu aynı zamanda dünya şampiyonasına katılma hakkı demekti ve uzun yıllardan sonra ilk kez bu hakkı kazanmış oluyorduk.
abdi ipekçi'deki yarı finalde rakip litvanya idi. sarunas jasikevicious, dainius adomaitis, virginius praskevicius gibi çok kaliteli oyunculara sahip olan litvanya hemen kontrolü eline aldı ve 7. dakikada 14 sayı üstünlük kurdu. ama seyirci desteğiyle takım pes etmedi, ibrahim'in sayılarıyla maçı başa baş hale getirdik. ama bir türlü öne geçemedik ve ilk devrenin sonunda oyuncularımızın da yorulmasıyla litvanya 9-0'lık seriyle skoru 32-43'e getirdi. ikinci yarıda da tüm çabalarımıza rağmen bu farkı eritemedik ve maçı 84-74'lük skorla kaybettik. ibrahim 35 sayıyla oynarken pota altı canavarlarımız mirsad ve hüseyin'den maç boyunca katkı hiç gelmiyordu..mirsad 1/8 şut yüzdesiyle 4 sayıda kalıyordu.
böylece üçüncülük maçı için süpriz bir şekilde ispanya'ya yenilerek altın şansını kaybeden yugoların karşısına çıktık. bu maçta pg pozisyonunda kemal tunçeri ile başladık ve onun süpriz performansı ve 22 sayısına rağmen ibo yine duruyor, hüseyin'in sağlam performansına rağmen son anlarda yine ilk maçı hatırlatan kötü bir performansla maçı 69-66 kaybedip şampiyonayı avrupa 4.'sü olarak kapatıyorduk.
final maçını 85-81 kazanan litvanya şampiyon oldu..şampiyona sonu istatistiklerde ibrahim 22.3 sayı ile sayı kralı olurken mirsad 10.4 sayı 9.1 ribaunt ile ribaunt kralığında 2. sırayı, hüseyin 14.0 sayı 8.6 reb ile ribaunt krallığında 3. sırayı alıyordu..bu 3 oyuncuya destek olacak, onları oynatacak bir oyun kurucu guard'ın eksikliğini ilk kez bu şampiyonada çektik, bence iyi bir pg'miz olsaydı şampiyonayı kazanmamız işten bile değildi.

devamını okuyayım »
20.11.2005 13:42