molla leon zelig macmanus el ayyar kutal

  • 1403
  • 3
  • 1
  • 0
  • 3 gün önce

sabah ezanı

çocukluğumda, okunmaya başladığında beni uyandırıp ağlatandır. yıllar sürdü.. tek başıma da uyusam, annemle babamın arasında da uyusam, nadiren kaldığım ananem ve dedemin evinde de olsam her okunuşunda gözlerim faltaşı gibi açılırdı. hissikablelvuku ile yataktan doğrulurdum ve hissi kalb el vuku zuhur ederdi içerimde. ağlamaya başlardım, nedendir bilmem. tek hissettiğim hüzündü. bir diyardan geldiğimi hissederdim, bir diyara gideceğimi hissederdim ve bu dünyanın bir durak olduğunu düşünürdüm. bu durakta ise ölüm denilen bir acının olduğu, annemin ve babamın öleceği gelirdi aklıma. sonra annem uyanırdı, ezanın güzel bir şey olduğunu anlatırdı, sarılırdı, bazen o da ağlardı ama çaktırmazdı. sonra sonra dindi bu ağlamalar. yıllarca sabah ezanında uyanmadım, umursamadım. sonra uyanmaya başladım, ezanın gereğini yerine getirmeye başladım şeklen. sonra uyanamamaya başladım. ardından onu duyabilmek için uyumamaya başladım. ardından onu içimde duymamaya başladım, yalnızca kulağıma misafir oldu. ardından ardından ardından.. kulaktan girip gönlüme ok gibi saplandı, ağladım. “allah mahzun olan kalplerdedir ve mahzun olan kalpleri sever.” imiş meğer. nereden bilebilirdim ki çocukluğumda beni ölüme bağlayan bu ezanın beni hayata bağlayacağını..

uyanmak yanmaktan gelir. yanmaya yüz tutmuşuz ki yüzsüzlüğümüz ile yana yakıla dinliyoruz okuyanlarını.

"...
seher vakti yaklaştı kuşlar fora
saba makamında kamet getirdim
sabah nerede, buldum sora sora
kuşlar uçtu ve aklımı yitirdim !"

devamını okuyayım »
06.04.2013 05:21