namutenahi cizgi

  • 1513
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

halı yıkamak

şu an şıpıdık terliklerime duyduğum yakıcı hasretin beni buralara getireceğini nereden bilebilirdim?

havalar sıcak, çok sıcak değil henüz ama sıcak. bu kadarcık sıcaklık bile kafaların sahra çölüne dönmesine sebep oluyor. ofis insanlarının elleri işlerindeyken akılları hayalden seraba, animasyondan simülasyona koşuyor. turkuaz renkli okyanus kıyılarından başladığımız yayma ve yayılma hareketi gürül gürül akan nehirlerde sona eriyor. insan su ile temasın (el, göz, diz farketmeden) en yakın haline erişebilmek için, kendisini içinde h2o geçen her resme kopyala-yapıştır yapıyor.

fakat hiç birisi şu anda beni altı metrekare salon halısı yıkamak kadar cezbetmiyor canlar. yo yo, "hijyen merakı, yaşasın temizlik, kirlenmek hiç de güzel değildir" temalı bir sekans değil bu. eni konu su ile münasebetimizin en şımarık demleri. öyle ki, başlamadan önce gözde büyüyen, daha fikir aşamasındayken bel ağrılarını azdıran, siyatikleri gerdiren bir eylem. fakat bir kere başladıktan sonra önüne geçilemeyen, yekpâre halıların ardından oğlanın odasının paspası, kızın minderinin örtüsü derken temizlik gününü görkemli bir "su medeniyeti görsel şöleni" sahnesine dönüştüren şenliğe dönüşüyor.

çok komplike olmamasına rağmen üst düzeyde zenaat, maharet ve sabır gerektirdiği bir gerçek. öyle iş üstü ile (çamaşır suyu lekeli eski tişört ve alt eşofmanı) falan yapılacak gibi değil. sadece halı yıkarken giyilmek üzere babanneye diktirilmiş pazen şalvar bu gösterinin olmazsa olmaz kostümü. modacılar geç keşfettiler, lâyıkıyla da modernize edemediler diye bu kostüme bigâne kalacak değiliz ya...arap sabunu, omo (başka marka da olur, ama bu bütün toz deterjanların "omo" olduğu gerçeğini değiştirmez), teliz, tokaç (doksanlarda yapılan tadilatlardan kalan parke parçaları da olur), fırça ve elbette ana kraliçemiz su kaynağına bağlı hortum. bunları tedarik ettiysen artık başlayabilirsin. evvelden yıkanıp temizlenmiş betona serilen halıyı bir güzel ıslat. verin çocuklar yapsın bu kısmı. heveslerini alsınlar, sonra iş zamanı zırıldayıp ayak altında dolanmasınlar. ıslandı mı? hah, arap sabununu yay güzelce, aralara avuç avuç omo epele. al eline fırçayı, bir güzel fırçala şimdi, köpürt köpürt. şımar hatta, tadını çıkart cıbıl cıbıl suyun. şap şap bas, etekleri suya değen belkıs'ı hatırla. ama yeter, fazla da oyalanma. durulamaya geçicez sandın di mi? yok annem, nerde...telizi al, yere çök, dizlerin üstünde geri gide gide sürt şimdi halıyı. o teliz bir taraftan ellerini parçalarken bir taraftan da halıya döktüğün çayı, kahveyi, ilmeklerin derinlerine işlemiş mikropları söküp atacak. biraz zahmetli bir iş, haklısın, fakat bundan âlâ yöntem yok, şu yaşımdayım, sayısız halı yıkadım, görmedim, duymadım. eller gitti ama halının fırçalanması bitti. aferin, al şimdi hortumu eline. parmağını ucuna bastırırak oluşturduğun ilkel tazyikle yıka sabunları. bırak aksın köpükler...yeterince kâni oldun mu, şimdi tokaç faslı...sıyır yavrum, sıyır güzelim, o suları, köpükleri bir de sen sıyır. çıkan suyun renklerinden anlarsın halının kalitesini. baştan ayağa ıslandın zaten, bir de renge boyanıver. yoksa terliklerin hâlâ ayağında mı? çıkar çıkar, terlik de neymiş. bitti mi? şimdi kıvır halıyı bir ucundan. rulo yaparak kalan suyu çıkarmalısın. keçecilerin anlatıldığı belgeselde görmüştün hani, yuvarla bastır, yuvarla bastır. artık tamam. insan olarak yapabileceğin her şeyi yaptın. bundan sonrası güneşin insafı. ser güzelce bir yere, hafif de meyil ver, aksın kalan sular. güneş kurutsun halıyı yavaş yavaş...

devlethânenin en yorgun sultanısın şimdi, ama değdi. odaya serdikten sonra arap sabunuyla karışık kurumuş yün, sentetik boya, güneş ve su kokusu geçirir bütün yorgunluğunu.

yalın ayak gelsem sana, bir kahve iyi gider şimdi...

devamını okuyayım »
04.07.2013 14:44